-1.5 C
İstanbul
Salı, Ocak 19, 2021

Zorunlu değil otomatik katılım

İlginizi Çekebilir

Willis Towers Watson Türkiye,
Risk ve Yazılım Danışmanlığı Direktörü
Evrim Köksal Arkut

Otomatik Katılım Sistemi başarılı bir uygulama.

Tüm dünyada emeklilik sitemleri üç basamaktan oluşuyor. İlki sosyal güvenlik sistemi; bu bizde SGK’nın sağladığı hizmetler oluyor ki dünyadaki örneklerine baktığımızda oldukça iyi bir noktada olduğu söylenebilir. İkinci basamak işveren desteği ile sağlanan haklar ve birikimler. Üçüncü basamak ise kişinin kendi inisiyatifiyle yaptığı birikimler. Bu yılın başında başlayan Otomatik Katılım Sistemi ikinci basamak için iyi bir girişim. Bu uygulama bizi, diğer gelişmiş ülkelerle aynı yapıya getiriyor.

Ocak ayında başlayan sistemin ilk sonuçlarına baktığımızda sistemde 750 bin kadar katılımcının kaldığı gözlemleniyor. Cayma süresinin iki ay olduğu düşünüldüğünde sistemden yeni çıkışların bilgisi gelebilir. Ancak sistemden ayrılma niyetinde olan büyük kısmın çıkışını gerçekleştirdiği söylenebilir. Sistemden ayrılanların oranının yaklaşık yüzde 50 civarında olduğu gözlemleniyor.

Dünyada pek çok ülkede de benzer şekilde Otomatik Katılım Sistemi uygulandı. Ancak Türkiye’de uygulanan sistemle diğer ülkelerle kıyaslamak zor. Çünkü pek çok ülkede Otomatik Katılım, işveren katkısı ile birlikte uygulanmaktadır. Bu da çıkışları azaltıyor. Ancak sistem ilk çıktığında ayrılmalar genelde yüksek oluyor. Diğer taraftan Türkiye’de çıkışların kolay olması nedeniyle sistemden ayrılanların da çok olduğu söylenebilir.

İlk gruba bakarak hepsini değerlendirmek doğru olmayacaktır elbette. İlk grupta, çalışanı bin kişi ve üzeri olan şirketler bulunuyor. Bu profille çalışan sayısı daha az olan şirketlerde çalışanların profilleri farklı olabiliyor.

Çıkışı belirleyen çok çeşitli etkenler var. Bugün artık çıkışları etkileyen temel veriler oluşuyor. Örneğin, iş dünyasına yeni girmiş bir çalışan emekliliği düşünmeyebiliyor. Ya da bakmakla yükümlü olduğu çocukları olan kişilere yüzde 3 gibi bir oran çok fazla gelebiliyor. Ama kitle değiştikçe çıkışlardaki dinamikler de değişecek.

Diğer taraftan başlangıç için çıkışın kolay olması sistem açısından kötü oluyor. İnsanlar birikim yapmayı deneyimleyememiş oluyor. Örneğin, katılımcılar birkaç ay sonra çıkmaya başlasalar birikim yaparken de geçinebildiklerini görseler ve birikim yapmanın sağladığı mutluluğunu alsalar sistemde kalan kişi sayısı daha fazla olabilir.

“Çalışanın maaşından bir kesinti yapılıyor.” algısı yerine “İşverenin ve devletin de katkı sağladığı bir sistem ile birikim yapıyorum algısı.” oluşturulması gerekiyor. Ancak işveren katkısı Türkiye’de olmadı. Zira bu da işveren için artı bir maliyet. Bu nedenle Hazine ve Hükümet bu sisteme aşamalı olarak geçmeyi düşünüyor.

Sisteme sadece çalışan katkısı ile başlayıp ileride işveren katkısını dâhil etmek istiyor. Çünkü zorunlu katılım sisteminin konuşulmaya başlandığı dönemde asgari ücret üzerinde ciddi bir artış oldu. Bu da işverene zaten bir yükümlülük getirdi. Bunun hemen arkasından böyle bir zorunluluk işverenleri zorlayabilirdi. Elbette işveren katkısı ilerleyen dönemlerde bir yönetmelik değişikliği ile sisteme dâhil edilebilir. Örneğin, İngiltere’deki sistem ikinci uygulamada başarılı olunmuş. Dünyada pek çok ülkede de sonradan sistem üzerinde değişikliğe gidilmiş, farklı uygulamalar getirilmiş. Peki, bugün için sisteme yeniden girmek mümkün mü?

Otomatik Katılım’la sisteme dâhil olmuş, ilk etapta hemen sistemden çıkmış ancak pişman olmuş kişiler için bir geri dönüş şu an için mümkün görünmese de bu konuda yeni bir düzenleme getirilebilir. Diğer taraftan iki yılda bir otomatik olarak katılımcılar, sisteme dâhil edecek. İş hayatına yeni başlamış ve birikim yapmayı düşünmeyen bir kişi aradan geçen iki yılın sonunda sisteme dâhil olmak isteyebilir. Bu nedenle kişileri tekrar sisteme sokmak faydalı olabilir.

Kişinin bu dönem içerisinde gelirleri aile yaşantısı veya beklentileri değişmiş olabilir. Birikim yapmaya ve sistemde kalmaya özendirecek her adım faydalı olacaktır. Türkiye, gelişmiş ülkelerle karşılaştığında sermaye birikimi açısından hayli geride.

Genç nüfusumuz yaşlanıyor. Türkiye’nin yaş ortalaması 31 oldu; İngiltere’de ise ortalama 40. Yaş ortalaması arttıkça emeklilik, sosyal güvenlik sistemi üzerinde yük olmaya başlıyor. Pek çok ülke bu aşamadan geçti. Şimdi Türkiye planlı bir şekilde ilerleyerek vatandaşlarına tasarrufa özendirmesi ve birikimleri artırması gerekiyor. Bu nedenle Otomatik Katılım Sistemi Türkiye için çok önemlidir. İşveren katkısı da bu sistemin önemli bir ayağı.

Kişilerin sadece kendi gelirinizden tasarruf sağlanması zor. İşveren ve devlet de bu birikime katkı sağladığı zaman daha motive edici olur ve daha olumlu sonuçlar alınacaktır. Peki, Otomatik Katılım Sistemi ile BES arasında farklılık var mı? Aslında majör bir farklılık yok. Birbirinin muadili sistemler.

Otomatik Katılım Sistemi’nde katılımcının ikinci ayında verilen 1000 TL bonus bir farklılık. Diğer yandan BES’de fon çeşitliliği biraz daha fazla ve bu çeşitliliği yönetmek için daha fazla bir fon kesintisi bulunuyor. Otomatik Katılım Sistemi’nde ise yönetmelik farklı olduğu için ortada kesintiler konusunda bir üst limit bulunuyor.

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Dergiden Son Yazılar

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy