2 C
İstanbul
Perşembe, Ocak 28, 2021

Z Kuşağı Dijital Bağımlılık Kıskacında

İlginizi Çekebilir

İngilizce “no mobile phobia” sözcüklerinden türetilen ve cep telefonundan mahrum kalma korkusu anlamına gelen nomofobi ile internetsiz kalma korkusu olarak adlandırılan netlessfobinin oluşturduğu tehdit, endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de günden güne artış gösteren sözkonusu kavramlara, gençler arasında daha sık rastlanmaktadır.

“Ödül Yetmezliği Sendromu”

Akıllı telefonların zararlı şekilde kullanımı ve internette belli bir süre aktif olamama durumu, 15-24 yaş kuşağı arasında sanal bir bağımlılığa sebep olmaktadır. Sözünü ettiğimiz bu sanal bağımlılık türü, 2013’te literatüre “davranışsal bağımlılık” olarak girmiştir. Teknoloji, beyindeki ödül-ceza sistemini bozarak bağımlılığı ortaya çıkarmaktadır. Buna da “ödül yetmezliği sendromu” denmektedir.,

Beyindeki ödül-ceza sistemi, haz duygusuyla yakından ilgilidir. Haz duygusunun temel maddesi de dopamindir. İnternet de aynı şekilde dopamin gibi ödül yetmezliğine neden olmaktadır. Birey, internet olmayan ortamda krize giriyor ve kendini kötü hissediyorsa bağımlılık başlamış demektir. Bu bağlamda kişi, normalden daha fazla süre internette vakit geçirip günlük işlerini arka plana atıyorsa madde kullanımı gibi bir bağımlılığın başladığını söylemek mümkün olacaktır.

Akıllı Telefon ve İnternet Bağımlılığına Önlem Alınmalı

Akıllı cihazların yoğun ve kontrolsüz bir şekilde kullanılması hem sosyal hem de psikolojik anlamda birtakım olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle teknoloji bağımlılığında bireylerin cep telefonu ve internetten uzaklaşmalarının çeşitli problemlere yol açtığı gözlemlenmektedir. Akıllı telefon ve internet bağımlılığı, endişelendiren bir sorun olarak acil önlem almayı gerektirmektedir. Zihinde aşırı uğraş oluşturan nomofobi ve netlessfobi, bu bağımlılık türlerinin beyindeki ödül-ceza sistemini fazlasıyla bozmaktadır.

Ergenlerde Okulu Reddetme Eğilimi Ortaya Çıkabilir

Özellikle ergenlik çağındaki çocuklarda, akıllı cihazlar ve internette daha çok zaman geçirmek için okulu reddetme gibi olumsuz eğilimler ortaya çıkmaktadır. Kişi, okula gitmek ve ders çalışmak istemez. Eğer zeki bir çocuk ise ders disiplinine adapte olamadığı için kendisini sanal ortamda meşgul eder. Birçok yeteneğe sahip olan çocuk, bir müddet sonra kendisine uygun akademi ve hayat başarısı elde edemeyerek körelmeye başlar.

Teknoloji bağımlılığı, intihar olgularını da artırmaktadır. Bağımlı birey; eğitim sisteminin, ailenin, toplumun ona sunduğu kimliği kesin dille reddederek karşı bir kimlik geliştirmeye başlar ve popüler kimliğin etkisinde kalır. Popüler kültür de zihinleri esir almaya başlar.

İnternet Çağı Kuşağında Özgüven Duygusu Daha Yüksek

Dijital bağımlılık, internet çağı kuşağının en önemli risklerinden biri olarak dikkat çekmektedir. İnternet çağı kuşağında, eski kuşaklara kıyasla özgüven ve özerklik duygularının daha yüksek seviyelerde olduğunu görmekteyiz. Öyle ki sözkonusu kuşağın, eski kuşaklara kıyasla daha benmerkezci ve konformist bir yaklaşımı bulunmaktadır. Dolayısıyla bahsettiğimiz kuşağın sosyal davranış açısından iyi şekilde analiz edilmesi gerekmektedir.

Kaliteli Aile ve Eğitim Yapılanması, Krizlerden Kurtarır

Bilindiği üzere gençlerde adalet ve özgürlük talebi daha yüksektir. Adalet olmadığı zaman kendilerini güvende hissetmezler. Talepleri karşılanmadığı anda ise gençlik, kendi içinde protest bir tavır takınmaktadır. Bu yüzden anne ve babanın “gençlerle nasıl barışık olabiliriz?” konusuna eğilmesi gerekmektedir. Buyurgan ebeveynlik ya da buyurgan yöneticilik modeli, gençlerin kabul edemeyeceği bir modeldir. Gençler hem özgür hem de bulunduğu ülkeye ait olmak ister. İtaati yücelten bir kültürde ise gençlerimizi kaybederiz. Özgürlüğü yücelten, aynı zamanda özgürlük-sorumluluk dengesini de öğreten bir aile ve eğitim yapılanmasına ihtiyaç vardır. Bahsi geçen konular yapılabilirse gençler bu krizlerden kurtarılabilir.

Gençlere Günü ve Geleceği Planlama Öğretilmeli

Öte yandan gençlere zamanı verimli kullanma ve belirli hedefler oluşturma konusunda da destek olunması gerekmektedir. Gençlere, günü ve geleceği planlamayı öğretirsek hatalar yapılsa da doğru bir yol bulunabilir. Onu karşımıza almak yerine düzgün bir şekilde konuşmaya ve yatay ilişkiye ihtiyaç vardır. Anne ve baba, çocuğuyla yatay ilişki kurduğu takdirde hakikati bulacaktır. Onunla birlikte problemi çözmek için yöntemler geliştirilmesi gerekmektedir. Çünkü en büyüğü bugün 20 yaşında olan, dijital nesil şeklinde de ifade edilen Z kuşağı ile onların babaları ve dedeleri olan Y ve X kuşaklarının gerek teknolojik gerekse davranışsal noktada sergiledikleri birçok farklılık bulunmaktadır. 

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Dergiden Son Yazılar

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy