11.5 C
İstanbul
Salı, Ocak 26, 2021

Kadim Orta Asya’nın Yeni Şehri: Aşkabat

İlginizi Çekebilir

Aşkabat, 200 yılı aşkın geçmişine rağmen Orta Asya’nın en yeni kenti olarak karşımıza çıkıyor.

Tarih boyunca onlarca medeniyete ev sahipliği yapan Orta Asya, kadim insanlık tarihinin en büyük kilometre taşlarından biri olma özelliği taşıyor. Farklı uygarlıklardan gelen kültürel çeşitliliği ve hâlâ keşfedilmeyi bekleyen saklı zenginlikleri ile öne çıkan bu coğrafya, geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan şehirleri bünyesinde barındırıyor. Ancak sözkonusu şehirlerden biri, 200 yılı aşkın geçmişine rağmen Orta Asya’nın en yeni kenti olarak karşımıza çıkıyor. Sözünü ettiğimiz bu şehir, yaşadığı deprem sonrası tamamına yakını yıkılan ve modern mimari ile baştan kurulan Aşkabat. Öyleyse gelin Türkmenistan’ın mermer beyazına bürünmüş şehri Aşkabat’ı yakından tanıyalım…

Tarihten bugüne Aşkabat

1818 yılında kervan yollarının kesişim noktasında kurulan bir köy olan Aşkabat; Hazar Demir Yolu’na yakın olması ayrıca Kazakistan, Özbekistan ve Hazar Denizi’ne uzanan bağlantı yolunda yer alması nedeniyle 1885’ten itibaren sürekli gelişme kaydederek büyük bir şehir hâline gelmiştir. Günümüzde Türkmenistan sınırları içinde yer alan ve ülkenin en büyük şehri, aynı zamanda da başkenti olan Aşkabat; Türkmence Aşgabat, Farsça Ashkâbâd olarak bilinir. Şehrin adının, tarihî Arsaces Şehri’nden geldiği iddia edilir. Bir diğer rivayet ise kelimenin, Farsça’da aşk anlamına gelen “eshq” ve kent, yerleşim yeri anlamına gelen “âbâd” sözcüklerinin birleşmesi ile oluştuğu ve “aşk şehri” anlamına geldiği şeklindedir.

Tipik Orta Asya tarzından, beyaz mimariye

Türkmenistan’ın en büyük şehri olan Aşkabat, 1924 yılında başkent olmasının ardından, sahip olduğu coğrafi avantajların da etkisiyle büyük bir gelişim göstermiştir. Ancak 1948 yılında yaşanan 7,3 şiddetindeki deprem, kentin mimarisine büyük zarar vermiş ve şehir merkezini tamamıyla yok etmiştir. Bu yüzden Aşkabat’ta, Orta Asya şehirleri deyince akla gelen klasik doğu tarzı mimariyi ve eski şehir kalıntılarını görmek mümkün değildir.

Yaşanan felaketin ardından şehir merkezi, olası başka depremlere karşı dayanıklı olması ve aynı kayıpları tekrar yaşamaması için modern binalarla yeniden kurulmuştur. Sözkonusu binaların yapımında beton, çelik ve cam görünüm çokça tercih edilirken, merhum Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı’nın vatandaşlarına verdiği, “Size bembeyaz bir kent inşa edeceğim.” sözü Türk ve İtalyan mermerleri kullanılarak yapılan binalar ile hâlen daha geçerliliğini korumaktadır.

Tarafsızlık Anıtı 

Türkmenistan’ın bağımsızlığını simgeleyen bu anıt, 1998’de yapılmış olup üç ayaklı bir kemer şeklinde inşa edilmiştir. 75 metre yüksekliğinde olan yapının tepe noktasına, bina içinde bulunan asansör ile çıkılmakta ve burada yer alan panoramik seyir terası sayesinde şehir manzarası izlenebilmektedir. 2010 yılına kadar şehir merkezinde yer alan Tarafsızlık Anıtı, bu tarihten sonra kentin banliyö noktasına taşınmıştır.

Anayasa Anıtı

Geleneksel Türkmen çadırları ve yöresel başlıklardan ilham alınarak tasarlanan Anayasa Anıtı, Türkmenistan’ın bağımsızlığının 20’nci yılı için inşa edilmiştir. Toplam 129 bin metrekarelik bir alana sahip olan yapı, devasa büyüklüğü ve görkemiyle dikkat çekmektedir. Oldukça gösterişli bir mimariye sahip olan Anayasa Anıtı, süs havuzları ve yeşil alanlarla çevrilmiş olup üzerinde 27 metrelik Türkmen yıldızları bölümü yer alır. Anıtın toplam uzunluğu ise 91 metredir. Tüm bu ölçüler planlı olarak inşa edilmiş olup Türkmenistan’ın bağımsızlık tarihi olan 27 Ekim 1991’i simgelemektedir. Bina içerisinde; ülke tarihini temsil eden önemli sanat eserlerinin sergilendiği sergi salonları, müze, dinlenme bölümü ve seyir terası da yer almaktadır.

Kıpçak Camii

Orta Asya’nın en büyük camisi olma özelliği taşıyan Kıpçak Camisi 2004 yılı itibarıyla ibadete açılmıştır. Aşkabat’taki birçok yapı gibi tamamı mermerden inşa edilen caminin hemen yanı başında eski Türkmen lideri Niyazov’un kabristanı bulunmaktadır.

Ahalteke Anıtı

Ahalteke Anıtı, Türkmenistan kültürünün en önemli unsurlarından biri olan Ahalteke atları için yapılmıştır. İlk kez Türkmenistan’da görülen ve yaklaşık 3 bin yıl önce evcilleştirilen bu atlar; muhteşem güzellikleri, altın rengine sahip ipeksi tüyleri, dik duruşları ve güzel gözleriyle masal kahramanlarını andırmaktadır. Avrupa’ya ilk gittiklerinde tüylerinin boya zannedilip zımparalanmaya çalışıldığı rivayet edilen Ahaltekeler, Manas Destanı ve Dede Korkut Hikâyeleri’nde de kendisine yer bulmuştur.

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Dergiden Son Yazılar

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy