5 C
İstanbul
Çarşamba, Mart 3, 2021

Asya’da Tarihî Bir Miras: Semerkant

İlginizi Çekebilir

Tarihî İpek Yolu güzergâhında bulunması hasebiyle önemli bir konumda yer alan Semerkant, bilim ve sanata yıllarca ev sahipliği yaptı

Günümüzde Özbekistan sınırları içerisinde yer alan ve ülkenin en eski şehirlerinden biri olan Semerkant, yapılan arkeolojik kazılardan çıkan sonuçlara göre yaklaşık 2 bin 700 yıllık bir geçmişe sahip. Böylesine köklü bir mazisi olan bu kadim kent, doğal olarak farklı dönemlerde birçok devletin egemenliği altında varlığını devam ettirdi. Tarihî İpek Yolu üzerindeki Çin-Akdeniz hattı gibi kritik bir noktada yer alması ise Semerkant’ın önemini sürekli taze tuttu. Kentin bu stratejik konumu; Persler, Yunanlar, Çinliler, Araplar, Moğollar ve Türkler gibi milletlerin de dikkatini çekti ve böylece Semerkant, birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Öyle ki Büyük Timur İmparatorluğu’nun kurucusu Emir Timur, Semerkant’ı ele geçirdiğinde şehri başkent ilan ederek kente ne kadar değer verdiğini tüm dünyaya gösterdi. Timur, şehrin yeniden inşa edilmesi ve bir cazibe merkezi olması için dünyanın dört bir yanından bilim insanları, mimarlar ve sanatkârlar getirerek kenti yepyeni bir görünüme kavuşturdu. Timur’un torunu olan ünlü matematikçi Mirza Uluğ Bey ise Semerkant’ı dünyanın bilim merkezi konumuna taşıdı.

“TÜRKLERİN ATA YURDU”

“Türklerin ata yurdu” olarak da nitelendirilen Semerkant şehrinin ismi, Yunan kaynaklarında “Maranka” olarak geçerken Soğdça dilinde ise taş/kaya kent anlamına geliyor. Kent, yüzyıllardır süregelen tarihî dokusu sayesinde ziyaretçilerine masal tadında bir deneyim sunuyor. Bir açık hava müzesi olan bu şehir, insanlığa birçok değerli miras bıraktığından mütevellit UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) Kültürel Miras Listesi’ne dâhil edildi. 4. yüzyılda şehre bir ziyaret gerçekleştiren ünlü gezgin İbn Battuta’nın, Semerkant’ı dünyanın en güzel kentlerinden biri olarak nitelendirdiği de rivayet edilenler arasında.

KENTİN KALBİ REGİSTAN MEYDANI

Kentin kalbi olarak adlandırılan ve Farsçada “kumlu yer” anlamına gelen Registan Meydanı, Semerkant’a gelen ziyaretçilerin uğradığı ilk lokasyon olarak dikkat çekiyor. Meydanın çevresinde Uluğ Bey Medresesi’nin ön plana çıktığı üç adet medrese konuşlanıyor. Diğer medreseler ise Yaldızlı Medrese ve Kaplanlı Medrese olarak sıralanıyor. Görülmeye değer ihtişamlı duvar süslemelerine sahip olan medreselerin kapılarında elle yazılmış ayet ve sureler bulunuyor.

MAVİ KUBBESİYLE DİKKAT ÇEKEN GUR EMİR TÜRBESİ

Gur Emir Türbesi, ilk etapta Timur’un torunu Muhammed Sultan Mirza için inşa edildi. Sonrasında bu türbeye Timur da gömülünce, türbenin adı Gur Emir Türbesi olarak kaldı. Semerkant’ta mutlaka görülmesi gereken yerler arasında olan türbede, Timur ve torununun yanı sıra Timur’un oğulları ve hocasının kabirleriyle birlikte medrese ve cami de yer alıyor. Türbedeki işlenmiş tuğlalar ve mozaik çalışmalar ise dikkat çekecek cinsten.

TİMUR DÖNEMİNİN İHTİŞAMLI YAPISI BİBİ HANIM CAMİİ


Semerkant’ın Timur döneminde yeniden yapılandırıldığı konusuna yazımızın başında değinmiştik. Orta Asya’nın en önemli mimari yapıları arasında bulunan Bibi Hanım Camii de bu yeniden yapılanma sürecinin eserlerinden biri olarak ön plana çıkıyor. Adını Timur’un karısından alan ve 1399-1405 yılları arasında yapımı tamamlanan camide büyük kemerli bir giriş yer alıyor. Daha içeride ise mermer bir ikinci kapı bulunuyor. Bahse konu caminin devasa avlusu da görenleri âdeta büyülüyor.

ASTRONOMİNİN MERKEZİ SEMERKANT RASATHANESİ

Semerkant’ın bilim merkezi olması, kentte bir rasathane kurulmasını da beraberinde getirdi. Timur’un torunu Uluğ Bey tarafından inşa ettirilen Semerkant Rasathanesi, o dönemde fen bilimlerinde, özellikle astronomi ve matematik alanlarında gelinen seviyeyi gözler önüne seriyor. Sözkonusu alanlardaki merakıyla bilinen Uluğ Bey, buradaki rasathanede ayın ve yıldızların hareketlerini gözlemleyerek önemli çalışmalara imza attı. Uluğ Bey’in yanı sıra dönemin en önemli astronomları olan Bursalı Kadızade Rumi, Gıyaseddin Cemşid ve Ali Kuşçu’yu da Semerkant Rasathanesi’nde çalışmalar yapan bilim insanları arasında sayabiliriz.

ŞAH-İ ZİNDE MEZARLIĞI’NIN MANEVİ DEĞERİ BÜYÜK

Şehre varıldığında görülmesi gereken bir diğer yapı da Şah-i Zinde Mezarlığı. Mezarlıkta, Emevilerin Horasan Valisi Said bin Osman’ın Semerkant’a yaptığı seferdeki kuşatma sırasında şehit düşen Hz. Muhammed’in (S.A.V.) amcası Abbas bin Adbülmuttalip’in oğlu Kusam’ın da mezarının olduğu rivayetler arasında. İslamiyet’te şehit olanların ölmediğini belirten ayetlerden de yola çıkıldığı üzere, Kusam bin Abbas’a “Şah-i Zinde” yani yaşayan şah denildiği ve mezarlığının isminin de buradan geldiği söyleniyor.

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Dergiden Son Yazılar

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy