9 C
İstanbul
Pazartesi, Kasım 30, 2020

Türkiye Ekonomisinde Katılım Bankacılığı

İlginizi Çekebilir

Arif Ersoy’u Anlamak

Merhum Arif Ersoy Hocamız, insanlık yanarken su taşımayı hiç bırakmadı ve bitaraflardan olmadı. Kaybettiklerimizin kıymetini sonradan anlamak gibi, çıkasıca bir huyumuz var. Hatta maalesef, sadece...

Basra Körfezi’nde Bir İnci: Bahreyn

Petrolün yanı sıra inci üretimiyle de dikkat çeken Bahreyn, Basra Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesi… Asya Kıtası, dünyadaki en büyük kara parçası olarak biliniyor....

Çalışan Motivasyonunu Artırma Yolları

Yazı: Cem Eker Pandemi sonrası yeni bir hayata başlarken şirketlerde çalışan motivasyonu nasıl yükseltilir? Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını, 2020’nin ilk çeyreğinde iyiden iyiye kendini göstermeye...

Medeniyetlerin Buluşma Noktası Sri Lanka

Yazı: Gültuğ Erdöl Muhteşem doğası, dikkat çekici yapıları ve farklı kültürden insanları ile Sri Lanka… Dört tarafı denizlerle çevrili Sri Lanka, büyük ve bereketli nehirleri...

Katılım bankalarının Türkiye ekonomisine katkıları

Bir ekonomideki faiz oranlarını düşürücü ve aşağıya doğru çekici, her eylem ve girişim, işlevsel olarak ekonomiye olumlu katkıda bulunmaktadır. Faizsiz bankalar, fon toplama yöntemleri ve ticarete dayalı finansman biçimleriyle banka sistemine göre, cari faiz oranlarını aşağıya çekici işlev üstlenmektedir. Bu ise, ekonomi de yatırımların hacminin artmasına sebep olarak, üretilen mal ve hizmetlerin değerini, yani mili hasılayı artırmaktadır. Faizsiz bankalar, daralan ekonomik koşullarda dâhi plasman yapmak zorunda olmaları sebebiyle, ekonomik krizlerin reel sektör üzerindeki yıkıcı etkilerini yumuşatmaktadırlar. Hatta ekonominin resesyona girdiği dönemlerde, birçok bankanın kredilerini geri çağırmasına karşın, faizsiz bankalar çalışma prensipleri gereği bu yola başvurmamaktadırlar. Bu durum, yatırımcı müteşebbislerin kaynak sıkıntısından yaşayacakları muhtemel problemleri azaltabilecektir.

Yabancı kaynak transferi

İki kategoride incelenebilir:

  1. a) Öz kaynak transferleri
  2. b) Mevduat transferleri

Faizsiz bankaların öncelikle ödemeler dengesine olumlu katkıda bulunmaları beklenmektedir. Zira, her şeyden önce bir yabancı kurumun dışarıdan ülkeye şube açarak, o ülkenin şart koştuğu miktarda sermayeyi konvertibl döviz olarak getirmesi, ödemeler dengesi açısından, sermaye ithali sayılacak ve ülkenin dış ödemeler durumuna getirilen sermayenin büyüklüğü kadar katkı sağlayacaktır.

Atıl fonların hareketi geçirilmesi

Faizsiz bankalarla, manevi inançları dolayısıyla, tasarruf kurumlarına gitmeyen, yurt içinde ve yurt dışında altın, döviz, bina, arsa vb. şekillerde ekonomiden saklı tutulan tasarruflar üretim sürecine dâhil edilmiş olacaktır. Dini hassasiyetleri nedeniyle fonlarını değerlendiremeyen fon sahiplerinin birikimlerinin yastık altından ekonomiye kazandırmaktadır. Üretime akışı sağlanan ek kaynak dolayısıyla, üretim artarken, banka kaynakları üzerinde var olan talebin düşmesi de mümkün olacaktır. Bununla birlikte, bankaların daha az Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kaynağı ile çalışması sonucu doğarsa, emisyon hızını azaltmak için yeni bir yol ortaya çıkmış olacak ve banka kredilerinden kaynaklanana emisyonun doğurduğu enflasyonist baskı da düşecektir. Faizsiz bankalar, atıl kalan fonları ekonomiye dâhil ederken, bir yandan tasarruf sahiplerine gelir temin eder, diğer taraftan da işletmelere ve diğer iktisadi kuruluşların kapasite kullanım oranlarını artırarak, üretimlerinin ve kârlarının yükselmesine sebep olmaktadırlar.

Fonların verimli kullanımı

Faizsiz bankaların, fonların verimli kullanımına etkisi vardır. Birincisi; faizsiz bankalar, finansmanı şirkete veya firmaya değil, değerlendirilen projeye yapar. Bildiğimiz gibi, klasik bankalar, kurumla yapılan kredi görüşmelerinde şirketin kâr/zarar bilançosu rakamlarını, ortaklarını, tarihi gelişimini analiz etmekte ve finansmanı aranılan kriterleri karşılaması şartıyla yapmaktadır. Faizsiz bankalar için ise; asıl önemli olan projenin geçerliliği, kârlılığı, süresi gibi o projeyle ilgili verilerdir. Kullandırılan krediyi belirli bir faiz ile geri almaktansa, işlemin neticesinde ortaya çıkan duruma göre geri almak felsefesi esastır. Faizsiz bankalar ise, topladıkları fonları çalışma prensipleri gereği piyasada ve bono tahvil piyasasında değerlendirmemektedirler. Dolayısıyla; faizlerin kriz zamanlarındaki anormal yükselişleri bu kurumları etkilememektedir. Faizsiz bankalar topladıkları fonların döviz cinsinden olanlarını döviz olarak, sözkonusu ülke cinsinden olan paraları, o ülke parası cinsinden kullandırdıkları için açık pozisyon tutmamakta, böylece kur riski taşımamaktadırlar.

Düşük maliyetler

Günümüzde kalkınmış ve kalkınmakta olan ekonomilerde karşımıza çıkan en büyük ekonomik sorun, yüksek maliyetlerdir. Bunu etkileyen temel araç ise üretimden tüketime kadar malın geçtiği her aşamada sermayenin payı olarak, maliyetlere ilave edilen faizlerdir. Faizsiz bankalar ise, finanse ettiği üretim ve ticaretin her aşamasında faiz yerine, kâra ortak olduğundan maliyetlerin makul ve düşük seviyelerde gerçekleşmesine yardımcı olmaktadırlar. Bu açıdan bakıldığında; faizsiz bankalar, tüketici lehinde faaliyet gösteren kurumlar olarak görülmektedir. Ayrıca, şirketlerin sabit bir bedeli olmayan karşılığı sağlanacak kârdan ödenecek riskin bir kaynakla finanse edilmesi, şirket maliyetlerinde külfet haline dönüşen faiz giderlerinin azalmasını sağlayacak, böylece birim maliyetler düşecek ve maliyet enflasyonunun frenlenmesinde olumlu bir gelişme yaşatacaktır.

Dış ticaretin artırılması

Günümüzde, faizsiz bankalar dış ticaretin gelişmesine çok yönlü fayda sağlayabilecek kurumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu faydalar şu şekilde açıklanabilir: Faizsiz bankaların, ticari fonksiyonlarının oldukça ağırlıklı olduğu bilinmektedir. Bu bankalar, sırf bankacılık hizmeti sunmakla kalmaz, bir tüccar gibi ticaret bir yatırımcı gibi yatırım yaparlar. Durum böyle olunca bulundukları ülkede ithalat ve ihracata katkı sağlarlar. Bu ithalat ve ihracatı kardeş kuruluşlar aracılığı ile yapmayı tercih ederler. Yine bunun gibi, ortaklarının yabancı ülkelerden olması ve bulundukları ülkelerin iç ve dış ticaretinde söz sahibi olmaları da bir başka avantajlarıdır. Bu ortaklar, ithal etmek istedikleri malları ilgili faizsiz banka aracılığı ile temin ederler. Bu yolla hem faizsiz banka fon kullandırmış olur, hem de ithalatçı firma kârının dışarıya sızmasına izin vermeden ithalatını yapmış olur.

Reel ekonomi

Faizsiz bankalarda, nakit kredi sistemi yoktur. Katılım bankaları topladıkları fonları reel sektöre kullandırdıkları için toplanan fonların kullandırılmaya dönüşme oranı daha yüksektir. Mutlaka reel ekonomik faaliyet ve tamamı ile faturalı, kayıtlı işlem finanse edilmektedir. Bu kazancın bir alışverişten doğmasına sebep olmaktadır. Ekonomik sonuçlarına bakıldığında, bir defa kullandırılan fon, kesin olarak amacına uygun kullanılmaktadır. Piyasada, ticareti hareketlendirmekte, üreticiden, nakliyecisine kadar birçok sektör bundan yararlanmaktadır. Kullandırılan fon karşılığında bir emtia olduğundan fonun geri dönme yüzdesi de artmaktadır.

Kayıtlı ekonomi

Kayıt dışı ekonomi vergi kayıplarına sebep olmaktadır. Katılım bankalarında yapılan her işlem kayıt altına alınmaktadır bu durumda kayıtlı ekonomiyi destekler vergi gelirlerinin artmasını sağlar. Vergi gelirleriyle karşılanamayan harcamalar ise, iç ve dış borç yükünün artmasına yol açmakta ve enflasyonu beslemektedir. Alım-satıma konu olan her malı, gerçek değeri üzerinden finanse eden faizsiz bankaların ise, her işlemi kayıtlı ekonomiye dâhildir. Dolayısıyla; faizsiz bankaların faaliyetleri ülkede, kayıtlı ekonominin büyümesine, bunun sonucu olarak da vergi gelirlerinin artmasına olumlu katkı yapacaktır. Faizsiz bankaların finansman yöntemlerinden olan üretim desteği ile son derece basit ama önemli avantajlar elde edilebilir. Örneğin; yaygın olarak görülen kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınabilir. Çünkü bütün mal alım satımları gerek ithalat gerekse yurtiçinden alımlar tümüyle fatura esasına ve belge düzenine oturtulur.

Yeni finansman teknikleri

Faizsiz bankaların fon toplama ve fon kullandırma alanında uyguladığı yeni usuller, hem tasarruf sahipleri hem de fon kullanan sektörlerce kısa zamanda benimsenmiştir ve bu kurumlar Türk mali sistemine yeni usuller kazandırmışlardır. Finans alanında ülkemizde çok kısa bir geçmişe sahip olan bu sistem, fon kullanana düşük maliyet, tasarruf sahibine de yüksek kâr elde etme imkânı sağlamış ve her iki kesimi de hoşnut etmiştir.

 Enflasyonu düşürücü etkisi

Atıl fonların ekonomiye dâhil edilmesiyle, kaynakların üretime nasıl aktarıldığı daha önce açıklanmıştı. Bu ek kaynaklar sebebiyle üretim artarken, kaynaklar üzerinde var olan talebin de düşmesi mümkündür. Bu husus bankaların Merkez Bankası kaynağı ile çalışmasını doğuracak olursa, emisyon hızını azaltmak için de bir imkan kazanılmış olacaktır. Böylece banka kredileri için yapılan emisyonun meydana getirdiği enflasyonist baskıların da düşmesi mümkün hale gelecektir. Faiz yükleri iş dünyasında fiyatların artmasına ve dolayısıyla enflasyonun körüklenmesine sebebiyet vermektedir. Her ne kadar faizsiz bankaların kullandıracağı fon maliyetleri klasik banka maliyetlerinden aşağı kalmasa da fonların sabit maliyetlerinin olmayışı da avantaj sayılmaktadır.

İstihdama katkı sağlama

Türkiye’de faaliyette bulunan katılım bankaları, yıllar itibariyle şube sayısını arttırarak, istihdam ettikleri personel sayıları ile istihdama olumlu yönde katkı sağlamaktadırlar.

Zeynep Aslı Kekeç

 

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Albaraka Türk’ten Doğal Gaz Açıklaması 

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, Karadeniz'de keşfedilen doğal gaza ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Utku, "Yenileme dönemi gelen doğal gaz anlaşmalarında sahip olduğumuz...

Albaraka’dan “Güvenli Ödeme Sistemi”

Albaraka Türk Katılım Bankası, Türkiye Noterler Birliği ile iş birliği yaparak, ikinci el motorlu kara taşıtı alım-satımında, taşıtın mülkiyeti ile satış tutarının güvenli ve...

Dergiden Son Yazılar

IBOR Geçişi Nasıl Zorluklar Getirebilir?

IBOR’un, (Bankalararası Teklif Edilen Faiz Oranı) 2021 yılı sonunda devre dışı bırakılması planlanıyor. Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının küresel etkilerine rağmen LIBOR’u (Londra Bankalararası Para...

Türkiye’de İşletmecilik Öğretimi

Ülkemizdeki işletmecilik öğretim mimarisinin, kısa sürede çıkış yolu olmayacağı bilinciyle yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye’deki işletmecilik öğretimi, 50 yıllık süreyi geride bırakmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat...

Katılım Bankalarında Likidite Riski

Likidite riskinin belirlenmesi, bankaların piyasa risklerine karşı pozisyon almalarında büyük önem taşımaktadır. Dünyada finansal liberalizasyonun hızlandığı 1980’li yıllardan beri bankalar, birçok şirket için önemli bir...

Altın, “Güvenli Liman” mı?

Altın, birkaç yıl daha güvenli liman şeklinde yatırımcıların gözdesi olmaya devam edecek. Altın, ABD’nin para birimi dolara olan güvenin azaldığı dönemlerde parasal varlıkların korunması açısından...

İslami Finans ve Akıllı Sözleşmeler

Blockchain’in sağladığı akıllı sözleşme teknolojisi, birçok sektöre şeffaflık sağlaması nedeniyle İslami finans dünyasında da tercih edilmektedir. Blockchain teknolojisi, dünyada hızla yayılmaktadır. Sözkonusu teknolojinin fayda sağladığı...
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy