10.3 C
İstanbul
Çarşamba, Kasım 25, 2020

Merkez Bankası’nın Kararı, Ekonomiyi Canlandıracak

İlginizi Çekebilir

Arif Ersoy’u Anlamak

Merhum Arif Ersoy Hocamız, insanlık yanarken su taşımayı hiç bırakmadı ve bitaraflardan olmadı. Kaybettiklerimizin kıymetini sonradan anlamak gibi, çıkasıca bir huyumuz var. Hatta maalesef, sadece...

Basra Körfezi’nde Bir İnci: Bahreyn

Petrolün yanı sıra inci üretimiyle de dikkat çeken Bahreyn, Basra Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesi… Asya Kıtası, dünyadaki en büyük kara parçası olarak biliniyor....

Çalışan Motivasyonunu Artırma Yolları

Yazı: Cem Eker Pandemi sonrası yeni bir hayata başlarken şirketlerde çalışan motivasyonu nasıl yükseltilir? Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını, 2020’nin ilk çeyreğinde iyiden iyiye kendini göstermeye...

Medeniyetlerin Buluşma Noktası Sri Lanka

Yazı: Gültuğ Erdöl Muhteşem doğası, dikkat çekici yapıları ve farklı kültürden insanları ile Sri Lanka… Dört tarafı denizlerle çevrili Sri Lanka, büyük ve bereketli nehirleri...

Türkiye, son 30 yılda hızlı bir gelişim katederek bulunduğu coğrafyanın en gelişmiş ekonomisi konumuna yükseldi. 1980’li yıllarda serbest piyasa ekonomisine geçişle birlikte yurt dışından Türkiye’ye hem ciddi anlamda finansman girişi oldu hem de kayda değer miktarda doğrudan yatırım yapıldı. Bu süreçte özellikle Batı ülkeleriyle yakınlık kuran Türkiye’nin bu ülkelerle olan ilişkileri, geçen yıl gerek jeopolitik gerek ekonomik nedenlerle olumsuz etkilendi. Tüm bunlara rağmen Türkiye; dinamik ekonomisi, genç nüfusu ve serbest piyasa uygulamalarıyla hem yurt içi hem de yurt dışında parlak bir gelecek vadediyor. Öyle ki yakın coğrafyada meydana gelen karışıklıklara rağmen ülkemiz, sermaye akışı yönünden güvenli bölge olma özelliğini sürdürüyor. Özellikle son yıllarda hızlı bir büyüme ivmesi yakalamış olan Türkiye’nin, bu gelişimini sürdürülebilir kılması hayati önem arz ediyor. Ancak cari açık sıkıntısıyla karşı karşıya olan Türkiye, ödemeler dengesini sağlayabilmek adına dövizin getirdiği sorunlarla baş etmek durumunda. Zira ülkemizde bugüne dek yaşanan finansal krizlere baktığımızda da asıl sorunun döviz kaynaklı olduğunu görüyoruz. Sadece geçen yıl enflasyonun yüzde 25’e tırmandığına, buna paralel olarak faizlerin de yükseldiğine ve döviz kurlarında yüksek dalgalanmaların olduğuna şahit olduk. Bu süreçte IMF’ten destek alınması yönünde bazı sesler yükselmiş olsa da Hükümetimizin kendi inisiyatifiyle aldığı tedbirlerle son bir yıldır ekonomiyi dengeleme gayretlerinin olumlu sonuçlar verdiğini görüyoruz.

Hükümetimizin aldığı tedbirlerle son bir yıldır ekonomiyi dengeleme gayretlerinin olumlu sonuçlar verdiğini görüyoruz

Türkiye Önümüzdeki Süreçte Avantajlı Bir Konuma Gelebilir
Yeni Ekonomi Programı’yla Türkiye, yeniden dengelenme ve büyüme sürecini yakalamayı hedefliyor. Enflasyonun yüzde 25’lerden yüzde 16’lar seviyesine çekilmesi, dünyadaki süreçle birlikte faizleri düşürme imkânı sağladı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), aldığı cesur kararla politika faizini yüzde 4,25 puan düşürdü. Enflasyondaki düşüş eğiliminin sürdürülmesi durumunda bu indirimlerin devam edeceğini düşünüyorum. Faiz ve enflasyonun düşüşü, ekonominin canlanmasını ve yatırımların artmasını sağlayacaktır.

Enflasyon Tek Haneli Rakamlara Taşınmalı
TCMB’nin aldığı kararın bir sonraki adımında, Hazinenin borçlanma faizlerinin düşürülmesi yer alıyor ki bunun da Merkez Bankası’nın, bilançosunda bulunan 40 milyar civarındaki yedek akçenin Hazineye devredilebileceğine ilişkin kanun düzenlemesi sayesinde gerçekleşeceğini öngörüyorum. Bu durumu güçlendirecek bir hamle olarak bankacılık sektörünün de hem mevduat hem de kredi faizlerini aşağı çekmesi gerekiyor. Böylelikle üretici ve yatırımcı açısından hareket alanının genişlemesi, finansal sistemin reel sektöre kaynak ayırabilmesi, kısacası piyasanın canlanması sağlanabilir. Tabii bu noktada enflasyonun aşağı yönlü seyrinin de gözetilmesi gerektiğini hatırlatmakta fayda görüyorum. Enflasyonun kesinlikle tek haneli rakamlara taşınması gerekiyor. Hatırlarsak Türkiye, 2010’ların başında bunu başarmıştı. Aynı siyasi istikrar olduğu takdirde bunun tekrar gerçekleşmesi için bir engelimiz olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle ülkemizde yalnızca kamu sektörünün değil, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının da elini taşın altına koyması gerekiyor. Türkiye, hâlihazırda gücünün çok daha fevkinde bir performans sergiliyor ve daha da iyi işler başarılabileceğinden eminim.

Türkiye, hâlihazırda gücünün çok daha fevkinde bir performans sergiliyor

Türk Lirasına Dönüşün Teşvik Edilmesi Gerekiyor
Şu da bir gerçek ki işin en kritik noktasını, kurda istikrarı sağlamak oluşturuyor. Kurda istikrarın sağlanması, döviz tevdiat hesaplarındaki birikimin çözülmesi ve dolayısıyla Türk lirasına olan güvenin artması bakımından önem arz ediyor. Dövize dönüşün, Türkiye’nin kaynaklarını atalete sevk ettiğini düşünüyorum. Dövize dayalı ticaretin taşıdığı riskler de düşünüldüğünde Türk lirasına dönüşün teşvik edilmesi gerekiyor. Bu süreçte ekonomi yönetimine de ciddi vazife düşüyor. Burada değinmek istediğim nokta; teknoloji üreten ve katma değer oluşturan alanların, özellikle de imalat sektörünün pozitif ayrım yapılarak desteklenmesi. Nitekim geçen 15 yılda Türkiye’ye giren sermayeyi inşaat sektörüne aktardığımızı ve bu alanda oluşan doygunluğu da düşünürsek artık imalat sektörüne ağırlık verilmesinin gerekliliği bir kez daha ortaya çıkıyor.

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Albaraka Türk’ten Doğal Gaz Açıklaması 

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, Karadeniz'de keşfedilen doğal gaza ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Utku, "Yenileme dönemi gelen doğal gaz anlaşmalarında sahip olduğumuz...

Albaraka’dan “Güvenli Ödeme Sistemi”

Albaraka Türk Katılım Bankası, Türkiye Noterler Birliği ile iş birliği yaparak, ikinci el motorlu kara taşıtı alım-satımında, taşıtın mülkiyeti ile satış tutarının güvenli ve...

Dergiden Son Yazılar

IBOR Geçişi Nasıl Zorluklar Getirebilir?

IBOR’un, (Bankalararası Teklif Edilen Faiz Oranı) 2021 yılı sonunda devre dışı bırakılması planlanıyor. Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının küresel etkilerine rağmen LIBOR’u (Londra Bankalararası Para...

Türkiye’de İşletmecilik Öğretimi

Ülkemizdeki işletmecilik öğretim mimarisinin, kısa sürede çıkış yolu olmayacağı bilinciyle yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye’deki işletmecilik öğretimi, 50 yıllık süreyi geride bırakmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat...

Katılım Bankalarında Likidite Riski

Likidite riskinin belirlenmesi, bankaların piyasa risklerine karşı pozisyon almalarında büyük önem taşımaktadır. Dünyada finansal liberalizasyonun hızlandığı 1980’li yıllardan beri bankalar, birçok şirket için önemli bir...

Altın, “Güvenli Liman” mı?

Altın, birkaç yıl daha güvenli liman şeklinde yatırımcıların gözdesi olmaya devam edecek. Altın, ABD’nin para birimi dolara olan güvenin azaldığı dönemlerde parasal varlıkların korunması açısından...

İslami Finans ve Akıllı Sözleşmeler

Blockchain’in sağladığı akıllı sözleşme teknolojisi, birçok sektöre şeffaflık sağlaması nedeniyle İslami finans dünyasında da tercih edilmektedir. Blockchain teknolojisi, dünyada hızla yayılmaktadır. Sözkonusu teknolojinin fayda sağladığı...
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy