14.3 C
İstanbul
Cumartesi, Kasım 28, 2020

Katılım Sigortacılığının Gelecek Potansiyeli

İlginizi Çekebilir

Arif Ersoy’u Anlamak

Merhum Arif Ersoy Hocamız, insanlık yanarken su taşımayı hiç bırakmadı ve bitaraflardan olmadı. Kaybettiklerimizin kıymetini sonradan anlamak gibi, çıkasıca bir huyumuz var. Hatta maalesef, sadece...

Basra Körfezi’nde Bir İnci: Bahreyn

Petrolün yanı sıra inci üretimiyle de dikkat çeken Bahreyn, Basra Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesi… Asya Kıtası, dünyadaki en büyük kara parçası olarak biliniyor....

Çalışan Motivasyonunu Artırma Yolları

Yazı: Cem Eker Pandemi sonrası yeni bir hayata başlarken şirketlerde çalışan motivasyonu nasıl yükseltilir? Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını, 2020’nin ilk çeyreğinde iyiden iyiye kendini göstermeye...

Medeniyetlerin Buluşma Noktası Sri Lanka

Yazı: Gültuğ Erdöl Muhteşem doğası, dikkat çekici yapıları ve farklı kültürden insanları ile Sri Lanka… Dört tarafı denizlerle çevrili Sri Lanka, büyük ve bereketli nehirleri...

Katılım sigortacılığı, İslam hukuku 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ile 5684 Sayılı çerçevesinde icra edilen sigortacılık faaliyetlerini ifade etmekte olup, katılım finans sisteminin büyümesine ve gelişmesine olumlu katkı sağlamaktadır. Katılım sigortacılığı prim üretimi, katılım bankacılığı aktif büyüklüğüne nazaran düşük
gözükse de ulaştığı müşteri sayısı ve verdiği sigorta teminatı dikkate alındığında bahsi geçen sektörün büyük öneme sahip olduğu görülmektedir. Hâlihazırda gelişim alanları sınırlı olan sektörün, katılım sigortacılığı ile daha hızlı büyüyeceği muhakkaktır. Dolayısıyla katılım sigortacılığının mevcut durumu, potansiyeli, geliştirilmesi gereken yönleri ve ülkemiz ekonomisinde üstlenebileceği rol hakkında malumat vermek faydalı olacaktır.

Türkiye’de Katılım Sigortacılığının Yasal Çerçevesi
Ülkemizde katılım sigortacılığı sektörünün tabi olduğu kanuni çerçeveyi; genel anlamda 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ile 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu oluşturmaktadır. Mezkur kanunların hiçbirinde katılım sigortacılığına ilişkin özel bir ifade bulunmamaktadır. Sektörün temel ikincil düzenlemesine ise 20 Eylül 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Katılım Sigortacılığı Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” oluşturmaktadır.

Katılım Sigortacılığının Prim Üretimi Artıyor
2017 sonu itibarıyla ülkemizde altı adet katılım sigortacılığı şirketi faaliyet gösterirken, 2018 sonunda bu sayı sekize, Ekim 2019 itibarıyla ise sekizi pencere usulüolmak üzere 12’ye ulaşmıştır. Ayrıca katılım sigortacılığının hayat ve hayat dışı sektörler için ürettiği toplam prim miktarı 2017 yıl sonunda yaklaşık 1.3 milyar TL, 2018 sonunda ise 2.2 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Ekim 2019 itibarıyla da söz konusu rakam 2.7 milyar TL’yi bularak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 61,2 oranında artışgöstermiştir.

Tekafül modelinde sigorta sözleşmesi hibe esaslıdır ve sermayedar fonları ile katılımcı risk fonları ayrı yönetilmektedir

Rakamlar üzerinden okuma yapıldığında görülmektedir ki, sektör kısa sürede çok hızlı bir büyüme gerçekleştirmiştir. Bu durum katılım sigortacılığının yüksek bir ivme ile büyümesini sürdüreceğine ve gerek yurt içi gerekse de yurt dışı yatırımcılar için büyük fırsatlar barındırdığına işaret etmektedir. Katılım sigortacılığı, özellikle geleneksel sigortaya mesafeli yaklaşan ve bu sebeple ekonomik sistemin dışında bulunan insanların da sigortacılık müessesesine dâhil olmasını temin etmekte ayrıca her yıl gerçekleştirdiği büyüme ile ekonomimizin gelişimine de olumlu katkı sağlamaktadır.

Bu olumlu katkının sürdürülebilir olması için şimdiden bazı tedbirlerin alınması icap etmektedir. Bu bağlamda; geçmişi iyi analiz etmek, doğru durum tespiti yapmak ve geleceğe dair ulaşılabilir, somut ve net hedefler belirlemek önem arz etmektedir.

Sigortacılık Faaliyetlerinde Osmanlı’nın Yeri

Osmanlı dönemine baktığımızda hayatın olağan akışındaki risk faktörleri ve sigortaya gereksinim az idi. Sigortanın ihtiva ettiği risk paylaşımı, yardımlaşma ve dayanışma ihtiyacı; kefalet sistemi, zekat ve sadaka müessesesi, ahi birlikleri, lonca teşkilatları, vakıf müessesesi ve yardım sandıkları ile karşılanabilmekteydi.

Ticari anlamda sigortacılık faaliyeti, 19’uncu asrın sonlarına doğru Osmanlı sınırları içerisinde yaygınlaşmaya başlamıştır. Bunun üzerine sigortanın İslam hukukundaki yerine ilişkin İslam âlimlerine sorular yöneltilmiştir. Bazı âlimler ticari sigortacılığın caiz olmadığına, bazıları ise caiz olduğuna dair fetvalar vermişlerdir. Bu konuda İslam âlimleri arasında farklı görüşlerin ortaya çıkması, sigortaya ilişkin İslam’ın şeri kaynaklarında ve önceki İslam âlimlerimizin fıkıh kitaplarında kesin ve açık hüküm ve tespitlerin olmadığı anlamına gelmektedir. Buradan da anlaşılmaktadır ki ticari sigortanın caiz olup olmaması fetvaya dayalı bir husustur. Usul ilmine ve iyi niyetli gayrete göre verilen fetvalar kendi içinde doğru ve bağlayıcıdır. Bu anlamda sigorta özelinde verilen her iki fetvaya göre amel etmek caizdir. Ancak faiz müessesesinde durum farklıdır. Faizin caiz olmadığına dair şeri kaynaklarda kesin ve açık hükümler bulunmaktadır.

Ticari sigortalara mesafeli yaklaşan âlimler, sigorta sözleşmesinde belirsizlik unsuru bulunduğunu ve bu sebeple konvansiyonel sigorta sözleşmesinin caiz olmadığını ifade etmektedir. Bununla birlikte, bazı âlimler ise sigorta sözleşmesinde tara arı tartışmaya iten ve haksız kazanca sebebiyet veren aşırı belirsizlik unsuru bulunmadığını ifade etmekte ve içinde ihtiva ettiği kefalet müessesesi sebebiyle ticari sigortaları genel anlamda caiz görmektedir.

Yaygın Bir Katılım Sigortacılığı Modeli: Tekafül

Ticari sigortalara ihtiyatlı yaklaşan müşteri kitlesinin sigorta ihtiyacının karşılanması amacıyla alternatif modeller geliştirilmiştir. Bu modellerden birisi de katılımcılar arasında risk paylaşımının esas alındığı tekafül modelidir. Tekafül modelinde sigorta sözleşmesi hibe esaslıdır ve sermayedar fonu ile katılımcı risk fonları ayrı yönetilmektedir. Hibe sözleşmesi ivazsız olup, bir taraf için yükümlülük doğurduğundan belirsizlik unsuru sözkonusu olmamaktadır. Modelde şirket, sigorta riskini üstlenmeyen tekafül operatörüolarak tanımlanıp, katılımcıları bir araya getiren, risk fonunu ve sigortacılık faaliyetlerini onlar adına yöneten, bunun karşılığında da hizmet bedeli alan bir aracı olarak konumlandırılmaktadır. Bu model başta Malezya olmak üzere birçok İslam ülkesinde bazı farklılıklarla uygulanmaktadır.

Tekafül modelinin uygulanmasında yaşanan en büyük sorun; uygulamanın dayandığı fıkhi ilkelerle uygulama pratiğinin uyumlu olmamasıdır

Tekafül, Dayandığı Fıkhi İlkeleri ile Uyumlu mu?

Tekafül modelinin uygulanmasında yaşanan en büyük sorun; modelin dayandığı fıkhi ilkeleri ile uygulama pratiğinin uyumlu olmamasıdır. Örnek verecek olursak tekafül sözleşmesi her ne kadar hibe esaslı diye tanımlansa da uygulamada her iki taraf (şirket ve katılımcı) için yükümlülük doğurmakta ve bu hâliyle konvansiyonel sigorta sözleşmesine benzemektedir. Diğer taraftan sigorta risk fonunda açık oluştuğu takdirde, riskin paylaşılması amacıyla katılımcılara rücu etmek rekabet koşulları açısından tercih edilmemektedir. Bu durumda mevzuat, sermayedarın borçverme kapasitesine sahip olmasını ve risk fonuna faizsiz borçvermesini şart koşmaktadır. Lakin verilen borcun tahsili için fonun ileride fazla vereceğinin garantisi bulunmamaktadır. Bu durum, konvansiyonel sigorta şirketlerinde olduğu gibi riskin sermayedar tarafından üstlenilmesi sonucunu doğurmaktadır.

Dolayısıyla modelin, konvansiyonel uygulamayı eleştirdiği belirsizlik unsuru kendi pratiğinde yer alan yukarıdaki her iki örnekte de varlığını korumaktadır. Bu uygulama biçiminin yaygın olduğu Malezya da durumun farkındadır
ve çözüm için yeni arayışlar içine girmiştir. Fakat şu ana kadar bu uygulama şekli üzerine geliştirilmişyoğun mevzuat altyapısı ve uzun yılların verdiği kurumsal ve akademik birikmişlik ile motivasyonsuzluk, değişimi onlar için zor kılmaktadır. Normalde tekafül modelinde bahsi geçen sorunlara ilişkin çözüm basittir. Sigorta sözleşmesinin hem esas hem de biçim olarak tam bir hibe sözleşmesi gibi uygulanmasının sağlanması, risk fonuna tüzel kişilik verilmesi ve sermayedarın borçverme yükümlülüğünün ortadan kaldırılması ile verilen örneklerdeki sorunlar çözüme ulaşacaktır. Bununla birlikte paydaşlar, bu uygulama biçiminin operasyonel, organizasyonel ve mali açıdan kendileri için hem riskli hem de külfetli olacağını düşünebilirler. Ama bu tarz zorluklar modelin dayandığı şeri ilkelerin göz ardı edilmesi için elbette mazeret olamaz.

Tekafül modeline alternatif, farklı katılım sigortacılığı modelleri de bulunmaktadır. Anonim şirket modeli bu alternati erden birisidir. Sigorta sözleşme statüsüile şirketin organizasyonel ve operasyonel yapısı konvansiyonel şirketlerde olduğu gibidir. Fonların ayrı yönetilmesine gerek yoktur. Sadece şirket operasyonları,

prim ile hasarlar faizsiz finans ilkelerine göre yönetilmektedir. Ayrıca, konusu haram olan sigorta ürünlerine yer verilmemektedir. Bünyesinde danışma kurulu bulunmaktadır. Diğer bir alternatif kapalı sigorta kooperati uygulamasıdır. Sözleşme statüsüve faaliyet biçimi konvansiyonel ile aynı olup faizsiz finans ilkeleri geçerlidir. Belli bir coğra bölge ve sektör özelinde, ortak paydaya ve amaca sahip toplulukları bünyesine almakta ve üyeleri için anlam taşıyan ve konusu haram olmayan tek veya sınırlı sayıda branşta sigorta ürünüsunulmaktadır.

Bu itibarla, katılım sigortacılığının, farklı model ve uygulamaları içerecek şekilde genişbir bakışaçısıyla ele alınması ve sektörün gelişimi için mevzuatsal çerçevenin genişve esnek tutulması önem arz etmektedir. Ayrıca katılım sigortacılığı sistemini, modeller ile dayandıkları ilkelerin uygulamada tutarlılığını temin edecek şekilde, etkin bilgi paylaşımının olduğu, şeffaf, denetlenebilir bir zemine oturtmak gerekmektedir. Böylece müşterilerin, benimsedikleri uygulamalara sahip şirketleri seçme hususunda hızlı ve doğru karar verebilmeleri mümkün olacaktır.

Önemli olan faiz müessesine karşı alternatif uygulama imkânlarını çoğaltmak ve faizle iştigal eden yurt içi ve yurt dışı paydaşları faizsiz finans sektörüne teşvik etmektir. Bu sahada aktörler ve paydaşlar çoğaldıkça İslam’ın özü
ile uyumlu doğru ve etkin uygulamaları tatbik etmek ve yaygınlaştırmak daha kolay olacaktır. Ülkemiz faizsiz finans uygulamaları daha yolun başında olduğundan mevzuat altyapısı doğru yönde kolayca geliştirilebilir ve heyecanlı dinamik sektörümüz sayesinde faizsiz finans ve sigortacılığın büyüme ivmesi rahatlıkla muhafaza edilebilir.

Bu bağlamda, günümüz İslam dünyasına hâkim uygulamaların içeriğinin farkında olmaksızın o akıma kapılmışbir Türkiye yerine, iyi ve doğru olana odaklanmış, hedeflerini net tanımlamış, gerekli uygulama tecrübelerine sahip, örnek gösterilen ve takip edilen bir Türkiye konumuna gelmemiz için gerekli koşullar mevcuttur. Bize düşen ise gayret etmektir. Netice ve başarı Hz. Allah’tandır.

 

Sigortacılık ve İslami Finans Uzmanı Hüseyin Ünal

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Albaraka Türk’ten Doğal Gaz Açıklaması 

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, Karadeniz'de keşfedilen doğal gaza ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Utku, "Yenileme dönemi gelen doğal gaz anlaşmalarında sahip olduğumuz...

Albaraka’dan “Güvenli Ödeme Sistemi”

Albaraka Türk Katılım Bankası, Türkiye Noterler Birliği ile iş birliği yaparak, ikinci el motorlu kara taşıtı alım-satımında, taşıtın mülkiyeti ile satış tutarının güvenli ve...

Dergiden Son Yazılar

IBOR Geçişi Nasıl Zorluklar Getirebilir?

IBOR’un, (Bankalararası Teklif Edilen Faiz Oranı) 2021 yılı sonunda devre dışı bırakılması planlanıyor. Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının küresel etkilerine rağmen LIBOR’u (Londra Bankalararası Para...

Türkiye’de İşletmecilik Öğretimi

Ülkemizdeki işletmecilik öğretim mimarisinin, kısa sürede çıkış yolu olmayacağı bilinciyle yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye’deki işletmecilik öğretimi, 50 yıllık süreyi geride bırakmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat...

Katılım Bankalarında Likidite Riski

Likidite riskinin belirlenmesi, bankaların piyasa risklerine karşı pozisyon almalarında büyük önem taşımaktadır. Dünyada finansal liberalizasyonun hızlandığı 1980’li yıllardan beri bankalar, birçok şirket için önemli bir...

Altın, “Güvenli Liman” mı?

Altın, birkaç yıl daha güvenli liman şeklinde yatırımcıların gözdesi olmaya devam edecek. Altın, ABD’nin para birimi dolara olan güvenin azaldığı dönemlerde parasal varlıkların korunması açısından...

İslami Finans ve Akıllı Sözleşmeler

Blockchain’in sağladığı akıllı sözleşme teknolojisi, birçok sektöre şeffaflık sağlaması nedeniyle İslami finans dünyasında da tercih edilmektedir. Blockchain teknolojisi, dünyada hızla yayılmaktadır. Sözkonusu teknolojinin fayda sağladığı...
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy