10.1 C
İstanbul
Cumartesi, Kasım 28, 2020

Katılım Bankacılığında Altın

İlginizi Çekebilir

Arif Ersoy’u Anlamak

Merhum Arif Ersoy Hocamız, insanlık yanarken su taşımayı hiç bırakmadı ve bitaraflardan olmadı. Kaybettiklerimizin kıymetini sonradan anlamak gibi, çıkasıca bir huyumuz var. Hatta maalesef, sadece...

Basra Körfezi’nde Bir İnci: Bahreyn

Petrolün yanı sıra inci üretimiyle de dikkat çeken Bahreyn, Basra Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesi… Asya Kıtası, dünyadaki en büyük kara parçası olarak biliniyor....

Çalışan Motivasyonunu Artırma Yolları

Yazı: Cem Eker Pandemi sonrası yeni bir hayata başlarken şirketlerde çalışan motivasyonu nasıl yükseltilir? Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını, 2020’nin ilk çeyreğinde iyiden iyiye kendini göstermeye...

Medeniyetlerin Buluşma Noktası Sri Lanka

Yazı: Gültuğ Erdöl Muhteşem doğası, dikkat çekici yapıları ve farklı kültürden insanları ile Sri Lanka… Dört tarafı denizlerle çevrili Sri Lanka, büyük ve bereketli nehirleri...

 

 

 

 

Altın, finansal bir varlık ve tarih boyunca geçerliliğini hiç yitirmeyen yegâne rezerv kaynağıdır

Kuveyt Türk Katalım Bankası, İdari Hizmetler Grup Müdürü Mustafa Dereci

 

Yeryüzünün en ilginç ve gizemli madeni hiç şüphesiz altındır. Altın, parlak sarımtırak ışıltısıyla tarihin her döneminde insanoğlunu büyülemiş, uğrunda savaşlar yapılmış, okyanuslar aşılmış bir nesnedir. Bazen yemek masasında çatal kaşık, keselerinde para olmuş, bazen de yeri gelmiş toprak altında bir gömü olarak beklemiş. Modern zamanlarda da elektronik eşyalar ve uzay araçları için mükemmel bir iletken olarak kullanılmış.

Neden bakır veya demir değil de altın? Çünkü altın nadir bir metaldir, az bulunur; kararlı kimyasal yapısı nedeniyle bileşik yapmaz, paslanmaz, çürümez, yok olmaz; eritilerek rahatlıkla yeniden kullanılabilir, şekil verilmeye, levha hâline getirilmeye son derece uygundur. Daha da önemlisi insanoğlu tarih boyunca altına mistik bir anlam yüklemiş ve onunla psikolojik bir bağ kurmuştur.

Bu romantik girişten sonra ifade etmeliyiz ki altın sadece para ve takı değildir. Altın esas olarak üç alanda kullanılmaktadır:

1. Finansal bir kaynak olarak finans sektöründe.

2. Faydalı bir metal olarak endüstride.

3. Takı ve mücevher yapımı için kuyumculuk sektöründe.

Biz bu yazımızda altını bir finansal varlık ve tarih boyunca geçerliliğini hiç yitirmeyen yegâne rezerv para olarak ele alacağız.

 

“Sadece para ve takı olmayan altın; kuyumculuk, finans ve endüstri gibi farklı sektörlerde de kullanılmaktadır”

Altının bir para olarak serüveni MÖ. 7. yüzyılda Lidya kralı Alyattes’in ilk altın-gümüş karışımı sikke bastırmasıyla başlamıştır. 19. yüzyılda devletlerin çoğunun banknot paraya geçmeleri altının önemini azaltmadı; çünkü dolaşımdaki banknot paralar aslında belli miktarda altını temsil eden kâğıtlardı ve devlete ibraz edilmeleri hâlinde sahibine üzerinde yazılı değer kadar fiziki altın alma hakkı vermekteydi. Bu nedenle Osmanlı’da banknot paralara, altın yerine kaim olduklarını ifade etmek üzere kaime (gayme) deniliyordu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünya, Bretton Woods Sistemi’ne geçti. Bu sistem, ülkelerin millî paralarının Amerikan dolarına, Amerikan dolarınında altına dayalı olarak basılmasını öngörüyordu. Altın standardına dayalı Bretton Woods Sistemi 1973 yılında yıkılınca bu sihirli metal bir miktar önemini kaybetti. Fakat 2000’li yılların başından itibaren altın, önemli bir finansal kaynak olarak belki de bir daha hiç çıkmamak üzere bankaların pasif kalemlerindeki yerini almaya başladı. Altının bankalar açısından önemli ve yaygın bir finansal kaynak olabileceği gerçeğini Türkiye’de ilk olarak keşfeden katılım bankalarıdır. Aslında katılım bankaları böyle bir yeniliğe çoktan hazırdı; çünkü altın, bu sektörün takip ettiği prensipler açısından zaten emtia değil para olarak kabul ediliyordu. Ayrıca, katılım bankalarının mevcut veya potansiyel müşterilerinin çoğunluğu inançları gereği tasarruflarının bir kısmını faiz içermeyen yatırım araçlarında değerlendirmekteydi ki bu araçların başında altın gelmektedir. Diğer yandan, Türk insanının geleneksel yatırım aracının altın olduğu gerçeğinden hareketle toplumda büyük bir altın birikiminin bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu ve buna benzer saiklerin neticesinde ve katılım bankalarının büyük katkısıyla “altın bankacılığı” denilen kavram Türk bankacılık sektörüne kazandırılmıştır.

 

“Altının bankalar açısından önemli ve yaygın bir finansal kaynak olabileceği gerçeğini Türkiye’de ilk olarak keşfeden katılım bankalarıdır”

Altın Bankacılığı Nedir Ne Değildir?

Altın bankacılığı yeni bir kavram olduğu için genelde bankacılık sektöründe, özelde ise katılım bankacılığı sektöründe, daha da önemlisi insanların zihninde doğru bir şekilde konumlandırması gerekir. Bu kavramın toplumda doğru algılanması ve kullanılacak iletişim dili başarı için önemlidir.

Altın bankacılığında ilk amaç kayıt dışında atıl vaziyette elde tutulan muazzam bir finansal kaynağın bankacılık sistemine çekilerek ülke ekonomisine kazandırılması olmalıdır. Altın ancak bankaların pasifinde kayıt altına alındıktan sonra finansal bir varlığa dönüşerek üretime, istihdama ve büyümeye kaynak oluşturabilir. Bu sayede tasarruf miktarı ve banka mevduatları artacak, neticede tasarruf sahipleri, bankalar ve ülke ekonomisi bu işten kârlı çıkacaklardır. Türkiye’de takı, mücevher ve diğer şekillerde yastık altında birikmiş altın miktarı hakkında farklı tahminler mevcuttur. Bu miktar, Dünya Altın Konseyi’nin tahminine göre 3 bin 500 ton, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yaptığı bir çalışmaya göre ise yaklaşık 2 bin 200 ton civarındadır. Güncel altın fiyatları ile değerlediğimizde bu miktarlar sırasıyla 610 ve 385 milyar Türk lirasına karşılık gelmektedir.

Altın bankacılığı, yatırımlarını altında değerlendirmek isteyenler için güvenli, esnek, çok seçenekli ve rahat bir platform olarak düşünülmelidir; yoksa Türk lirası cinsinden elde tutulan yatırımların altına dönüştürülmesi veya yatırımcıların altın spekülasyonuna yönlendirilmesi bu hizmetin amacı dışındadır. Böyle bir durumun vuku bulması yoğun bir altın ithalatına sebebiyet verecektir ki kesinlikle arzu edilen bir sonuç değildir. Katılım bankacılığı ve altın hesapları, katılım bankalarının Türk bankacılık sektöründeki en yüksek paya sahip olduğu kalemlerin başında gelmektedir. Yukarıda da ifade edildiği gibi Türkiye’de altın bankacılığının mucidinin katılım bankaları olduğunu söylemek abartılı olmaz.

2017 yılı sonu itibarıyla bankacılık sektöründe bulunan toplam altın mevduatı 154.433 kilogram. seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu miktarın 30.632 Kg’ı katılım bankalarına ait olup toplam altın mevduatının yüzde 20’sine karşılık gelmektedir. Aktif büyüklüğü itibarıyla katılım bankacılığının Türk bankacılık sisteminden aldığı payın yüzde 5 olduğunu düşünürsek, bu alanda katılım bankalarının gösterdiği başarı daha kolay anlaşılabilir.

Kayıt dışı altını, bankacılık sistemine sokmanın önemli bir yöntemi olarak hurda altın toplama faaliyetlerini başlatan kurumlar yine katılım bankaları olmuştur. 2010 yılından itibaren 11 Türk bankasının yürüttüğü hurda altın toplama kampanyaları neticesinde 2016 sonu itibarıyla toplam 60 ton altın yastık altından çıkarılarak bankalarda altın mevduatına dönüşmüştür. Hazine’nin ihraç ettiği altın tahvilinin de katkısıyla bu rakam 2017 yılının sonunda 75 tona yaklaşmıştır. Daha da önemlisi bu rakamın 20 tonu katılım bankaları tarafından toplanmış olup yüzde 27’lik bir paya karşılık gelmektedir. Altın bankacılığının önemli bir diğer sosyoekonomik faydası da finansal katılıma sağladığı katkıdır. Katılım bankaları tarafından yürütülen hurda altın toplama kampanyalarıyla bankacılık sistemine dâhil edilen kişilerin yaklaşık yüzde 50’si ilk kez banka ile tanışmış ve hesap açtırmıştır. Özellikle hanım yatırımcılar altın yatırımı üzerinden finansal sisteme daha kolay katılım sağlayabilmektedirler. Altının bir banka kaynağı hâline dönüşmesinin ardından katılım bankaları altına dayalı çok sayıda ürün ve hizmet geliştirmişlerdir. Gram üzerinden altın cari hesaplarıyla başlayan altının bankacılık serüveni altın katılma hesabı ile devam etmiş, bu sayede altın yatırımlarını bankada değerlendirenler diğer birçok avantajının yanı sıra vade sonunda kâr payı almaya da başlamışlardır. Günümüzde tüm katılım bankaları 995/1000 saflıkta altın için hem cari (vadesiz) hem de katılma (vadeli) hesabı açabilmektedirler. Hediyelik külçe altın, çeyrek altın, altın çek, altın havale, altın veren ATM ve kiosklar, altın destek kredisi, altın teminatlı kredi, hurda altın hesabı ve Borsa Altın Fonu bu ürün ve hizmetlere örnek olarak verilebilir. Söz konusu ürün ve hizmetler altın bankacılığının yaygınlaşmasında ve toplum nezdinde hüsnü kabul görmesinde çok önemli bir yere sahiptir.

 

“Katılım bankalarının müşterilerinin çoğu tasarrufları için faizsiz yatırım araçlarını tercih etmektedir. Bunların başında da altın gelmektedir”

Altın bankacılığının hızla büyümesinde kamu otoritesinin teşvik, destek ve katkısından da bahsetmek gerekir. Altın, bankacılıkta getirisi olmayan bir değer olarak kabul edilir ve bankalar arası işlemler ve borçlanmalarda teminat olarak kullanılırdı. TCMB’nin 2011 yılından itibaren zorunlu karşılıkların bir kısmının altın olarak da tutulabilmesine imkân sağlayan kararı hem bankaları rahatlatmış hem de yastıkaltı altının ekonomiye kazandırılması sürecini hızlandırmıştır. Şöyle ki daha önceden bankaların elinde çoğunlukla durağan bir kaynak olarak bekleyen altın, Türk lirası ve döviz mevduatın munzam karşılığı olarak TCMB’ye verilince bu tutardaki altın karşılığı parasal kaynak bankalar için kullanılabilir hâle gelmiştir. Bu sisteme Rezerv Opsiyon Mekanizması (ROM) adı verilmektedir. ROM yeni ve inovatif bir piyasa düzenleme aracı olarak TCMB’nin ürün portföyünde yerini almıştır.

Katılım bankaları, Rezerv Opsiyon Mekanizması kanalıyla TCMB’ye devrettikleri altının dışında pozisyonlarında hâlâ önemli bir altın stoğunu bulundurmaktadırlar. Bu durağan stoğun bir şekilde krediye dönüştürülmesi veya üretime kanalize edilmesi asıl hedeftir.

Katılım bankaları, faizsiz bankacılık prensipleri gereği doğrudan altın kredisi verememektedir; çünkü İslam fıkhında altın para olarak kabul edildiği için altının altınla mübadelesi ancak eşit miktarda olmaları kaydıyla mümkündür. Yani, bir kilogram altın borç verip, peşin veya vadeli olarak bin 100 gram altını geri almak mümkün olmamaktadır. Bu nedenle katılım bankaları pozisyonlarında bulunan altını, altın swapı, altın teminatlı borçlanma işlemleri, hazine arbitrajları, altına endeksli kredi ve külçe altın alım satımı gibi işlemlerde değerlendirmektedirler.

 

 

“Altın bankacılığının hızla büyümesinde kamu otoritesinin teşviki, desteği ve katkısı büyük önem taşıyor”

Altın Bankacılığında Belirgin Bir Potansiyel Var

Altın bankacılığı son on yılda katılım bankacılığının geliştirdiği en yenilikçi ürün, daha doğrusu ürün platformudur. Bu platform, yatırımcılar, bankalar, toplum, devlet, altın üreticileri, altın rafinerileri ve borsadan oluşan çok geniş bir paydaş dizisine sahiptir. On yıl içerisinde geldiğimiz nokta altın bankacılığı sistemine katılım bankalarının sağladığı katkı açısından son derece yüz güldürücü olmakla beraber bu projeden beklenen toplam fayda açısından yeterli değildir.

Şöyle ki TCMB’nin tahmin ettiği gibi Türkiye’de kayıt dışında 2 bin 200 ton altın olduğunu kabul edersek, bu büyük kaynağın sadece 75 tonunun, yani yüzde 3,5’unun bankacılık sistemini ziyaret ettiğini görürüz. Bu sorun, tüm paydaşların ilave çabaları ve iş birlikleri ile birlikte altına dayalı yeni enstrümanlarla ve yeni teşviklerle aşılabilir. Bu çerçevede, Hazine Müsteşarlığınca sunulan altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası yastıkaltı altınların ekonomiye kazandırılması yönünde atılan önemli bir adım olarak değerlendirilebilir.

Altın bankacılığının, kayıt dışılığın azaltılması, istihdamın arttırılması, bankalar nezdindeki tasarrufların büyütülmesi, finansal katılım ve finansal bilincin geliştirilmesi gibi sağladığı doğrudan ve dolaylı faydalar dikkate alındığında Kamu Otoritesi’nin sisteme vereceği desteğin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Kısacası, altın bankacılığı kulvarında önümüzde uzun bir yol, fakat belirgin bir potansiyel bulunuyor.

 

TASARRUFLAR EKONOMİYE KAZANDIRILIYOR

Türkiye’de yastıkaltı tasarrufların önemli bir kısmının altın şeklinde olduğu tahmin ediliyor. Faiz hassasiyeti olan birçok insan da altınlarını daha çok katılım bankalarındaki hesaplarında tutuyor. Bu durum katılım bankalarının altına yönelik yeni ürün ve hizmet çeşitliliğini artırmasını sağlıyor.

 

 

EKONOMİYE 11,5 TON ALTIN KAZANDIRDIK

 

 

 

Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan

Geleneksel bir yatırım aracı olarak görülen altının yastıkaltından çıkarılarak ekonomiye kazandırılması hem yatırımcısına getiri sağlıyor hem de bir nev’i gizli tasarrufları harekete geçirerek piyasaların gelişimine katkıda bulunuyor. Altının, özellikle faize karşı hassasiyet sahibi yatırımcılar için önemli bir yatırım aracı olmasından dolayı katılım bankacılığı sektörü altın bankacılığında öncü bir rol üstlendi. Kuveyt Türk olarak, 2011 yılında başladığımız ‘altın günleri’ ile altın bankacılığında önemli bir rol üstlendik. Bugüne kadar toplam 11,5 ton altını yastıkaltından ekonomiye kazandırdık. Katılım bankacılığı sektörü bugün altın bankacılığından yüzde 20 seviyesinde bir paya sahip. Kuveyt Türk olarak 2017’de bir önceki yıla göre yüzde 35 daha fazla altın toplayarak yaklaşık 1,8 ton altını ekonomiye kazandırdık. Bankamızdaki altın hesaplarının toplam büyüklüğü 17,9 tona, toplam değeri ise yaklaşık 2,8 milyar TL’ye ulaştı.

 

 

 

 

MÜŞTERİ TERCİHİ BİZE POZİTİF KATKI SAĞLIYOR

 

 

 

Vakıf Katılım Genel Müdürü İkram Göktaş

Altın, yatırımcılar açısından her dönem için güvenli liman özelliğini korumuştur. Türkiye’de yastıkaltı tasarrufların önemli bir kısmının altın şeklinde olduğu tahmin ediliyor. Kamu otoritesinin ve Merkez Bankası’nın bankalar yoluyla bu kayıt dışı tasarrufları sistem içine çekmeye yönelik önemli adımlar attığı görüyoruz. O yüzden biz de piyasadaki gelişmeleri takip ederek müşterilerimize altın ve gümüş gibi kıymetli maden işlemleri yapabilecekleri hesaplar sunmaktayız. Türkiye’de muhafazakâr müşterilerin altınlarını daha çok katılım bankalarındaki hesaplarında tuttuklarını görüyoruz. Altının yüzde 100 fiziki varlığa dayalı olması, spekülasyonlara ve global krizlere karşı kişisel serveti koruma özelliği en yüksek finansal enstrüman olması, muhafazakar yatırımcının altına yönelmesine sebep olmakta. Bu da katılım bankalarının altına yönelik yeni ürün ve hizmetler üzerinden çalışmasına pozitif katkı sağlamaktadır.

 

KATILIM BANKALARI YASTIKALTI EKONOMİSİNİ DESTEKLİYOR

 

 

 

TKBB Yönetim Kurulu Başkanı ve Albaraka Türk Genel Müdürü Melikşah Utku

Katılım bankalarının yastıkaltı altınlarını finansal sisteme dâhil etme geçmişi uzunca bir döneme dayanmaktadır. Sektörde altın toplama konusunda öncü konumda olan katılım bankaları, uzun yıllardır süregelen tecrübesiyle altın tasarruflarını değerlendirmede ciddi role sahiptir. Katılım bankaları ile sektörü karşılaştırdığımızda ülkede katılım bankalarının iyi bir performans gerçekleştirdiğini söylememiz mümkün. Katılım bankalarının sektör içerisindeki payı yüzde 5 dolaylarında iken, katılım bankalarındaki toplam altın katılım fonu miktarının sektörün yaklaşık yüzde 20’sini oluşturduğunu görebiliyoruz. Bu noktada biz de Albaraka Türk olarak, yastıkaltı ekonomisine yönelik çalışmalarda kayda değer bir mesafe kat etmiş durumdayız. Bankamız düzenli bir şekilde, ayda yaklaşık 60 farklı şubemizde ülkeyi kapsayacak şekilde altın toplama günleri düzenlemektedir. Albaraka Türk özelinde katılım bankaları olarak müşterilerimizin altın tasarruflarına yönelik çalışma ve kampanyalarımızı önümüzdeki dönemde de sürdürerek bu noktada sektörde öncü konumda olmaya devam edeceğiz.

 

KATILIM BANKALARI İÇİN ALTIN YÜKSEK POTANSİYELE SAHİP

 

 

 

Türkiye Finans Genel Müdürü Wael Raies

Dünyada olduğu gibi Türkiye ekonomisi için de altın yüksek bir değer taşımaktadır. Bunun en önemli sebebi hâlen hane halkı bazında altının, tasarrufları değerlendirme açısından en rahat ulaşılabilir ve aynı zamanda kolay saklanabilir yatırım araçlarından birisi olmasıdır. Bunun yanında yastıkaltı denilen saklama sistemi altının sistemsel olarak takibini zorlaştırmaktadır. Son dönemde hane halkı bünyesindeki bu yastıkaltındaki altının açığa çıkarılabilmesi için yapılan “Altın Tahvili” gibi çalışmaların, bu tip yatırımların ekonomiye kazandırılmasında yüksek bir katkısı olduğunu görmekteyiz. Altının İslami finans tarafında kullanım standartlarının belirlenmesi amacıyla Dünya Altın Konseyi ile birlikte yapılan çalışmaların da katılım bankalarının özellikle altına dayalı ürünler çıkarmasında faydalı olacağı görüşünü desteklemekteyiz. Tüm bu gelişmelerin ışığında altının önümüzdeki dönemde katılım bankaları için yüksek bir potansiyele sahip olacağını düşünebiliriz.

 

YASTIKALTI ALTIN EKONOMİYE KAZANDIRILIYOR

 

 

 

Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir

Ekonomide sürekli bir büyüme ve gelişmenin sağlanması için belirli büyüklükteki bir sermaye birikiminin yatırıma dönüşmesi gerekir. Altın, Türkiye’de yatırıma dönüştürülebilecek kaynakların en büyüklerinden birisidir. Altın, Türkiye’de geleneksel bir tasarruf aracı olmasının yanı sıra, faiz hassasiyeti olan müşterilerin birçoğu tarafından da enflasyona karşı korunmak için tercih edilmektedirler. Dünya Altın Konseyi’nin verilerine göre Türkiye’de hâlâ yastık altında yaklaşık 5 bin ton yani yaklaşık 200 milyar USD civarında altın varlığı tahmin edilmektedir. Bu altın varlığının bir kısmının ekonomiye altın tahvili ve altın kira sertifikaları ile kazandırılması hedeflenmektedir. Bu sayede altın tasarruf sahiplerine belirli bir miktar getiri sağlanırken yatırımların finansmanında da kullanılabilecektir. Faiz hassasiyeti olan ve altına yatırım yapmayı tercih eden müşterilere katılım bankaları aracılığı ile ulaşma imkânı daha kolay olacaktır

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Albaraka Türk’ten Doğal Gaz Açıklaması 

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, Karadeniz'de keşfedilen doğal gaza ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Utku, "Yenileme dönemi gelen doğal gaz anlaşmalarında sahip olduğumuz...

Albaraka’dan “Güvenli Ödeme Sistemi”

Albaraka Türk Katılım Bankası, Türkiye Noterler Birliği ile iş birliği yaparak, ikinci el motorlu kara taşıtı alım-satımında, taşıtın mülkiyeti ile satış tutarının güvenli ve...

Dergiden Son Yazılar

IBOR Geçişi Nasıl Zorluklar Getirebilir?

IBOR’un, (Bankalararası Teklif Edilen Faiz Oranı) 2021 yılı sonunda devre dışı bırakılması planlanıyor. Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının küresel etkilerine rağmen LIBOR’u (Londra Bankalararası Para...

Türkiye’de İşletmecilik Öğretimi

Ülkemizdeki işletmecilik öğretim mimarisinin, kısa sürede çıkış yolu olmayacağı bilinciyle yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye’deki işletmecilik öğretimi, 50 yıllık süreyi geride bırakmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat...

Katılım Bankalarında Likidite Riski

Likidite riskinin belirlenmesi, bankaların piyasa risklerine karşı pozisyon almalarında büyük önem taşımaktadır. Dünyada finansal liberalizasyonun hızlandığı 1980’li yıllardan beri bankalar, birçok şirket için önemli bir...

Altın, “Güvenli Liman” mı?

Altın, birkaç yıl daha güvenli liman şeklinde yatırımcıların gözdesi olmaya devam edecek. Altın, ABD’nin para birimi dolara olan güvenin azaldığı dönemlerde parasal varlıkların korunması açısından...

İslami Finans ve Akıllı Sözleşmeler

Blockchain’in sağladığı akıllı sözleşme teknolojisi, birçok sektöre şeffaflık sağlaması nedeniyle İslami finans dünyasında da tercih edilmektedir. Blockchain teknolojisi, dünyada hızla yayılmaktadır. Sözkonusu teknolojinin fayda sağladığı...
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy