13.4 C
İstanbul
Cuma, Aralık 4, 2020

Katılım Bankacılığı, Reel Ekonominin Destekleyicisi Olacak

İlginizi Çekebilir

Arif Ersoy’u Anlamak

Merhum Arif Ersoy Hocamız, insanlık yanarken su taşımayı hiç bırakmadı ve bitaraflardan olmadı. Kaybettiklerimizin kıymetini sonradan anlamak gibi, çıkasıca bir huyumuz var. Hatta maalesef, sadece...

Basra Körfezi’nde Bir İnci: Bahreyn

Petrolün yanı sıra inci üretimiyle de dikkat çeken Bahreyn, Basra Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesi… Asya Kıtası, dünyadaki en büyük kara parçası olarak biliniyor....

Çalışan Motivasyonunu Artırma Yolları

Yazı: Cem Eker Pandemi sonrası yeni bir hayata başlarken şirketlerde çalışan motivasyonu nasıl yükseltilir? Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını, 2020’nin ilk çeyreğinde iyiden iyiye kendini göstermeye...

Medeniyetlerin Buluşma Noktası Sri Lanka

Yazı: Gültuğ Erdöl Muhteşem doğası, dikkat çekici yapıları ve farklı kültürden insanları ile Sri Lanka… Dört tarafı denizlerle çevrili Sri Lanka, büyük ve bereketli nehirleri...

Katılım bankalarının 2019- 2020 yılları ilk iki ayında kullandırılan finansmanlar büyümesi, mevduat bankalarının gerçekleştirdikleri büyüme oranlarının üzerindedir

Katılım bankacılığı ile ilgili akademik ve felsefi alanda ortaya konan birçok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmalar özü itibarıyla katılım bankacılığının, konvansiyonel bankacılıktan farklı olan; faizsizlik, spekülasyondan uzak olma, reel ekonomiyi destekleme ve kâr ile zararın paylaşılması gibi özelliklerini vurgulamaktadır. Katılım bankalarının kuruluş felsefelerini özetleyen bu farklar, sözkonusu bankaların çalışmaları esnasındaki tüm faaliyetlerinde azami dikkat gösterdikleri hususlardır. Bu yazımızda, ülkemizde yerleşik mevduat ve katılım bankalarının bilançoları üzerinden bazı okumalar yaparak yukarıda bahsedilen farkların, rakamlara ne denli yansıdığını bir nebze olsun anlatmayı ve aynı zamanda görev alanım olan Hazine Aktif-Pasif Yönetimi ve Sermaye Piyasaları açısından katılım bankacılığının ne durumda olduğunu özetlemeyi amaçlıyorum.

KULLANDIRILAN FONLAR /TOPLAM AKTİFLER KAVRAMI, MEVDUAT VE KATILIM BANKALARI İÇİN NASIL YORUMLANMALI?
Öncelikle, bankaların toplam aktiflerinin ne kadarının kullandırılan finansman (mevduat bankaları için kredi) olduğuna bakmaya çalışalım. Bu oran, bankaların fon kullandırma iştahlarını ve bilanço büyüklüklerinin ne kadarını finansman desteği için harcadığını göstermektedir:

Tabloda 2017’den, 2020 Şubat’ına kadar geçen sürede her 100 TL’lik aktifin ne kadarının kullandırılan finansman olduğu görülmektedir. Katılım bankalarının bu göstergede mevduat bankalarından bir miktar geride kaldığı gözükmektedir. 2017’de katılım bankalarında yüzde 61 olan finansmanlar/ toplam aktifler rasyosu, toplanan fonlar tarafında yüzde 64 olmuştur. 2020 Şubat’ına gelindiğinde ise sözkonusu gösterge, katılım bankalarında yüzde 49,28 iken mevduat bankalarında yüzde 58,9 olarak gerçekleşmiştir.

Yine aynı tabloda mevduat bankaları olarak ele alınan kategoride, kamu bankaları ve özel bankalar birlikte yer almaktadır. Dolayısıyla oranları değerlendirirken kamu bankalarındaki kredi büyüme hızlarının pozitif etkisine dikkat etmekte yarar vardır. Çünkü son üç senelik kredi büyümesini ele aldığımızda, mevduat bankalarının kredi büyümesinde çoğunlukla ekonomik büyümeye destek vermek amacıyla kamu bankaları öncülüğünde kullandırılan fonların rol oynadığı bilinmektedir. Kullandırılan Finansman (kredi) büyümesi grafiği de bu durumu özetlemektedir.

Dikkat çeken bir diğer husus bu durumu katılım bankalarının 2019 ve 2020’nin ilk iki ayında kullandırılan finansmanlar büyümesinin (2019 sonuna göre 2020 Şubat ayı itibarıyla kullandırılan fonlar büyümesi; katılım bankalarında yüzde 9,78, bankacılık sektöründe ise yüzde 4,39 olmuştur) kamu, mevduat ve özel mevduat bankaların gerçekleştirdikleri büyüme oranlarının üzerinde kalmayı başarmasıdır. Bankaların fon kullandırma iştahının azaldığı 2018’de, katılım bankalarının bu büyümeyi gerçekleştirmesi önemli bir göstergedir ve reel sektör katılımcılarının finansmana ulaşımında, katılım bankalarının ne denli önemli bir kaynak olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

LİKİT VARLIKLAR, BANKALARIN FON ÇIKIŞLARINA KARŞI DAYANIKLILIĞINI GÖSTERİYOR
Bir diğer oran Likit Varlıklar/ Toplam Aktif oranıdır. Bu durum bankaların likit varlıklarının, toplam aktiflerinin ne kadarını oluşturduğunu ve olası fon çıkışlarına karşın ne denli dayanıklı olduklarını göstermektedir.

Görülen oranlar, katılım bankalarının mevduat bankalarına göre düşük getirili ve/veya getirisiz olan likit varlıklarda daha çok fon tuttuğunu göstermektedir. Bu durumun sebepleri arasında, katılım bankacılığında likidite yönetimi için getiri olanağı sunan varlıkların sınırlı olması gibi bazı engeller bulunmaktadır. Likit kalma içgüdüsü ise COVID-19 salgını sebebiyle dünya ekonomisinin yaşadığı zorluktan ötürü, bankaların yöneldiği bir davranış olmuştur. Beklenmedik fon çıkışları, tasarruf sahiplerinin likit varlıklara olan talebinin artması vb. durumlar sebebiyle bankaların likit varlıklarını arttırmak için ellerindeki daha az likit varlıkları, aynı anda satmak istemelerine ve bu durumda varlık yatlarının düşmesine sebep olmaktadır. Bu şartlar altında varlıkların edinim yatlarının altında satılması, bankaların zarara uğramasına neden olabilecektir. Bu durum özellikle yabancı para varlıkları için daha önemli bir husustur. Çünkü bilindiği üzere BDDK, TCMB ve diğer tüm düzenleyici otoriteler, TL likiditesi için gerekli önlemleri açıklayarak bankaların likidite yönetimine destek olmaktadır. Ancak yabancı para için likidite sağlamak adına bankalar daha çok likit varlıklarına başvurmaktadır. Bu noktada da katılım bankalarının likit varlıklarının yüksek olması daha avantajlı bir durum oluşturmaktadır.

ATIL LİKİT VARLIKLARA KARŞI YENİ ÜRÜNLERİN GELİŞTİRİLMESİ GEREKİYOR
Salgın etkisini yitirdiğinde, atıl likit varlıkların ortaya çıkardığı düşük verimliliğe yönelik bazı çözümlere ihtiyaç duyulacaktır. Böylece katılım bankalarının likiditelerini daha verimli kullanmasına olanak sağlanabilecektir. Bu noktada ise devreye, ürün geliştirme çabalarının girmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere likit varlıkların bilançoda tutulmasının temel amacı; bankaları olası ve/veya beklenmedik fon çıkışlarına karşı hazırlıklı tutabilmektir. Bu durum kısa vadeli katılım hesabı yoluyla fon toplanması ve uzun vadeli finansman kullandırılması çelişkisinin bir sonucudur. Çelişkinin çözümü ise gerekli düzenlemeler yapılmak suretiyle; toplanan fonların vadesini uzatabilecek, bu fonları uzun vadeli katılım bankacılığı yatırım araçlarına yönlendirilebilecek ve fon sahibine sınırlı çekme hakkı tanıyabilecek yeni tasarruf ürünlerinin geliştirilmesi ile sağlanabilir.

KATILIM BANKALARININ LİKİT VARLIKLARI GİDEREK YÜKSELİYORSon olarak katılım bankalarının portföylerinde bulunan menkul kıymetlerin, mevduat bankaları ile kıyaslamasına gitmek istiyorum. Aşağıdaki grafiklerde katılım ve mevduat bankalarının portföylerinde yer alan menkul kıymetlerin bilanço büyüklüklerine oranı yer almaktadır:

Katılım bankaları, bilanço yönetiminde mevduat bankala- rına benzer bir trend ile menkul kıymet portföylerini, bilanço büyüklüklerinin yüzde 15’leri seviyesine çıkarmıştır. Ancak burada önemli bir fark vardır. Katılım bankalarında yaklaşık yüzde 17 olan Menkul kıymetler/Toplam Aktifler oranının yüzde 12,64’ünü yabancı para kıymetler oluşturmaktadır. Bu oran mevduat bankalarında ise sadece yüzde 5,39 seviyelerinde seyretmektedir.

Katılım bankalarının yabancı para likit varlıklarının, hâlihazırda yüksek olmasının yanında, bu bankaların 25 Ocak 2018 tarihli ve 30312 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda ve bu Karara İlişkin Tebliğ’de yapılan değişikliklerle belirli kriterleri sağlayamayan, Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt içi ve yurt dışından döviz kredisi kullanamayacağına yönelik düzenlemenin gelmesi sonucu atıl yabancı para fonlarının menkul kıymetlere yatırım yapmasının neden olduğu düşünülmektedir.

Bu noktada ortaya çıkan atıl yabancı para fonların, düzenlemenin geçtiği yıl olan 2018’de T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yurt içinde ihraç edilen euro ve altına dayalı kira serti kalarına yöneldiği tahmin edilmektedir. Bu hususu rakamlar ile de teyit etmek istersek, Ocak 2019 Kamu Borç Yönetimi raporunda görüleceği üzere 2018 ‘de 122,5 milyon euro ve 1,7 ton altın tahvili ihraç edilirken, kira serti kası tarafında ise 565,5 milyon euro ve 2,48 ton altın tutarında ihraç gerçekleştirilmiştir. Katılım bankalarına ilişkin bu gösterge, ülkemizde faizsiz sistemde tutulan tasarrufların aynı zamanda kamu finansmanı için de önemli bir kaynak olduğunu ortaya koymaktadır.

Görülmektedir ki katılım bankacılığının mevcut konumu ve gelecek hedefleri, reel ekonominin ve ülke kalkınmasının desteklenmesine olumlu katkı yapabilecek potansiyele sahiptir. Bu potansiyeli iyi kullanabilmek için atılmış ve atılacak olan her adımın, ülkemizin finans sisteminin çeşitliliği ve gelişimi adına oldukça önemli olacağı aşikârdır.

 

Türkiye Emlak Katılım Bankası AŞ Hazine-Aktif Pasif ve Sermaye Piyasaları Müdürü Serhan Yıldırım

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Albaraka Türk’ten Doğal Gaz Açıklaması 

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, Karadeniz'de keşfedilen doğal gaza ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Utku, "Yenileme dönemi gelen doğal gaz anlaşmalarında sahip olduğumuz...

Albaraka’dan “Güvenli Ödeme Sistemi”

Albaraka Türk Katılım Bankası, Türkiye Noterler Birliği ile iş birliği yaparak, ikinci el motorlu kara taşıtı alım-satımında, taşıtın mülkiyeti ile satış tutarının güvenli ve...

Dergiden Son Yazılar

IBOR Geçişi Nasıl Zorluklar Getirebilir?

IBOR’un, (Bankalararası Teklif Edilen Faiz Oranı) 2021 yılı sonunda devre dışı bırakılması planlanıyor. Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının küresel etkilerine rağmen LIBOR’u (Londra Bankalararası Para...

Türkiye’de İşletmecilik Öğretimi

Ülkemizdeki işletmecilik öğretim mimarisinin, kısa sürede çıkış yolu olmayacağı bilinciyle yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye’deki işletmecilik öğretimi, 50 yıllık süreyi geride bırakmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat...

Katılım Bankalarında Likidite Riski

Likidite riskinin belirlenmesi, bankaların piyasa risklerine karşı pozisyon almalarında büyük önem taşımaktadır. Dünyada finansal liberalizasyonun hızlandığı 1980’li yıllardan beri bankalar, birçok şirket için önemli bir...

Altın, “Güvenli Liman” mı?

Altın, birkaç yıl daha güvenli liman şeklinde yatırımcıların gözdesi olmaya devam edecek. Altın, ABD’nin para birimi dolara olan güvenin azaldığı dönemlerde parasal varlıkların korunması açısından...

İslami Finans ve Akıllı Sözleşmeler

Blockchain’in sağladığı akıllı sözleşme teknolojisi, birçok sektöre şeffaflık sağlaması nedeniyle İslami finans dünyasında da tercih edilmektedir. Blockchain teknolojisi, dünyada hızla yayılmaktadır. Sözkonusu teknolojinin fayda sağladığı...
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy