14.3 C
İstanbul
Cumartesi, Kasım 28, 2020

İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Olacak

İlginizi Çekebilir

Arif Ersoy’u Anlamak

Merhum Arif Ersoy Hocamız, insanlık yanarken su taşımayı hiç bırakmadı ve bitaraflardan olmadı. Kaybettiklerimizin kıymetini sonradan anlamak gibi, çıkasıca bir huyumuz var. Hatta maalesef, sadece...

Basra Körfezi’nde Bir İnci: Bahreyn

Petrolün yanı sıra inci üretimiyle de dikkat çeken Bahreyn, Basra Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesi… Asya Kıtası, dünyadaki en büyük kara parçası olarak biliniyor....

Çalışan Motivasyonunu Artırma Yolları

Yazı: Cem Eker Pandemi sonrası yeni bir hayata başlarken şirketlerde çalışan motivasyonu nasıl yükseltilir? Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını, 2020’nin ilk çeyreğinde iyiden iyiye kendini göstermeye...

Medeniyetlerin Buluşma Noktası Sri Lanka

Yazı: Gültuğ Erdöl Muhteşem doğası, dikkat çekici yapıları ve farklı kültürden insanları ile Sri Lanka… Dört tarafı denizlerle çevrili Sri Lanka, büyük ve bereketli nehirleri...

Röportaj: Merve Kantarcı Çulha

BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben ile faizsiz finans modelinin Türkiye’de ve dünyadaki geleceğini konuştuk

Faizsiz finans sistemi, birçok ülkede özellikle Avrupa’da ekonomik dalgalanmalara karşı desteklenen bir sektör hâline geldi. Bu anlamda kurum olarak yaptığı çalışmalarla sektöre destek olan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mehmet Ali Akben ile katılım bankacılığı üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

Türkiye’de faizsiz bankacılık faaliyetleri 1980’li yıllarda başladı. O dönemden bugüne faizsiz bankacılık, nasıl bir gelişim kat etti?

Ülkemizde faizsiz bankacılık uygulaması, bazı münferit örnekleri dikkate almazsak özel finans kurumlarının kuruluşuna ilişkin 16.12.1983 tarih ve 83/7506 sayılı kararname ile başlamıştır. İlk faaliyete geçen özel finans kurumumuz da bildiğiniz üzere Albaraka Türk olmuş, sonra Faisal Finans ve daha sonra da Kuveyt Türk ve Anadolu Finans takip etmiştir. Bu dönemi bir öğrenme dönemi olarak adlandırmamız doğru olur. Faizsiz bankacılığımızın dönüm noktası, özel finans kurumlarının 2005 yılında 5411 sayılı Kanun ile katılım bankası hâline dönüşmesi ile gerçekleşmiştir. Bu dönem faizsiz bankalarımızın mevzuatının altyapısının büyük ölçüde netleştiği ve faaliyetlerinin standart hâle geldiği bir süreci başlatmıştır. Piyasa koşullarına ve genel yasal altyapıya uygun bir mevzuat dayanağına sahip olunması katılım bankalarımızın kısa süre içerisinde önemli büyüme sağlamasının önünü açmıştır. Nitekim 2005 yıl sonunda 9,9 Milyar TL aktif büyüklüğüne 292 şubeye ve 5 bin 747 personele sahip olan katılım bankalarımız bugün (Nisan 2018) 172 Milyar TL’lik aktif büyüklüğüne bin 32 adet şubeye ve 15 bin 29 personel sayısına ulaşarak yaklaşık 17 katlık bir büyüme elde etmiştir. Geçmişe doğru baktığımızda katılım bankacılığının gelişim sürecine ilişkin iki dönemden bahsetmek mümkün. Bunlardan birincisinde faizsiz kuruluşların temel olarak yasal statüye kavuşmuş, ikincisinde ise banka niteliğini elde etmiştir. Bugünlerde ise faizsiz bankalarımızın kendilerini konvansiyonel eşdeğerlerinden ayrıştıracağı; ilke, uygulama ve mevzuat açısından farklılıklarını daha belirgin bir şekilde ortaya koyacağı üçüncü bir döneme doğru gitmekteyiz. Bu yeni dönemde odaklanılacak temel konular faizsiz finans ilke ve usullerine uyum sürecine yönelik kurumsal altyapının tesis edilmesi ve özgün katılım bankacılığı ürünlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması olacaktır. İnanıyorum ki bu kapsamda Katılım Bankaları Birliğimiz ve katılım bankalarımızla birlikte sürdürdüğümüz çalışmalar nihayete erince faizsiz bankacılığımızın tekemmül ettirilmesinde önemli bir merhale aşılmış olacaktır. Yapmış olduğumuz çalışmalardaki temel amacımız Türkiye’deki katılım finans modelinin hem nitelik hem de nicelik olarak büyümesini sağlamaktır. Bu kapsamda, sadece katılım bankacılığında değil, sigorta, bireysel finansman, tüketici finansman modelleri dâhil bütün sektörlerde, kısacası parayla ilgili bütün alanlarda gelişmek ve ülke ekonomisine katkı sunmak için önemli çalışmalar yapıyoruz. Yakın zamanda katılım bankalarımızın yanı sıra kalkınma ve yatırım bankalarımız ile banka dışı finans kuruluşlarımızın düzenlenen yeni ürünlerle ve yeni mevzuat altyapısıyla müşterilerine hizmet verdiklerini görüyor olacağız. Dünyaya baktığımızda da Dünya Bankası, IMF gibi uluslararası kuruluşların alternatif finansman modelleri üzerinde çalıştığını ve bunlar içerisinde en önemlisinin faizsiz finans uygulamaları olduğu görülmektedir. Bunun temel nedeni alternatif bir finans sektörü olarak katılım bankacılığının ve faizsiz finans sisteminin bugün birçok ülke için ekonomik dalgalanmalara karşı bir koruyucu destek olarak görülmesidir. Faizsiz finansa olan yoğun ilginin ve hızlı büyümenin temel kaynaklarından birinin bu algı olduğunu söyleyebiliriz.

Dünya Bankası ve IMF gibi uluslararası kuruluşların alternatif finansman modelleri arasında en önemlisi faizsiz finans uygulamalarıdır

İstanbul kültürel küresel merkez niteliğinin yanı sıra finansal merkez olmak için de ciddi avantajlara sahip

Faizsiz finansın ürün yelpazesi giderek genişlemekte ve talipleri artmaktadır. Bu noktada İstanbul büyük avantajlara sahip bir şehir. İstanbul’un faizsiz finansın merkezi olma hedefi hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Ekonomik büyüklüğümüz, genç ve dinamik nüfusumuz, son yıllarda dünyanın en iyilerinden biri hâline gelen ulaşım ve enerji altyapımız, sağlıklı ve gelişmeye açık bir finans sektörümüz, uluslararası yatırımcılar için oldukça cazip bir ortam sağlamaktadır. Son dönemlerde Batılı ülkelerden yayılan ticari anlamda kısıtlayıcı, ayrımcı ve dışlayıcı yaklaşımlar yerine Türkiye’nin sunduğu güvenilir ve kucaklayıcı anlayış, sermaye sahipleri için cazip yatırım ortamı sunmakta ve İstanbul’un küresel bir faizsiz finans merkezi olmak için önemli bir avantaj sağlamaktadır. Gerek konvansiyonel gerekse faizsiz finans alanında merkez olma iddiasının hayata geçirilebilmesi için ticari uyuşmazlıklarla ilgili hukuki süreçlerin sağlıklı şekilde işlemesine, vergi uygulamalarının yeknesak ve istikrarlı olmasına, uluslararası düzenleme ve standartlarla uyumlu bir finansal düzenleme altyapısın tesis edilmesine ilişkin çalışmaların kararlılıkla sürdürülmesi hayati önem taşımaktadır. Nihayetinde yatırımcıların güven ve istikrara yöneleceğini hiçbir şekilde göz ardı etmememiz gerekmektedir. Zira tarihsel bağlarımız olan ülke ve kişileri ancak uygun bir ortam sunarak, beraber çalışmaktan ve ortak yatırım yapmaktan kaynaklanan zenginliği hep birlikte paylaşmaya davet edebiliriz. Fakat küresel merkez olma noktasında bizim dışımızda meydana gelen gelişmelerden kaynaklı olarak bir takım zorluklar da bulunmaktadır. Bu tür olumsuz yaklaşımlara karşı kesinlikle prim verilmemesi ve yapmamız gereken ödevleri daha büyük bir şevkle sürdürmeye devam etmemiz gerekmektedir. Kurumumuz bünyesinde bankacılık sektörünün ve kredi piyasasının daha iyi işlemesine yönelik Basel uyum çalışmaları hâlihazırda tamamlanmış, IFSB veya AAOIFI gibi uluslararası faizsiz finans standartlarına uyum konusunda çalışmalarımız devam etmektedir. Yürüttüğümüz bu uyum çalışmaları sayesinde kurum olarak İstanbul’umuzun küresel finans merkez olması hedefine çok önemli katkılar sunmaktayız.

Önümüzdeki dönemlerde bazıları katılım bankası olmak üzere yeni bankaların faaliyete geçmesi ile ilgili gelişmeler söz konusu

Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma hedefi bulunuyor. Bu hedeften yola çıkacak olursak faizsiz finansın geleceğini nasıl öngörüyorsunuz? Bu noktada katılım bankalarına düşen görevler nelerdir?

Ülkemiz, ekonomisi genellikle petrol, doğalgaz gibi tek sektöre bağlı olan çevremizdeki diğer ülkelerden farklı olarak, sektörel anlamda iyi çeşitlendirilmiş bir gayrisafi yurt içi hasılaya sahiptir. TÜİK tarafından yayımlanan istatistiklere baktığımızda gayrisafi yurt içi hasılamızın yaklaşık yüzde 20’sinin imalat sanayinden, yüzde 18’inin gayrimenkul sektöründen, yüzde 13’ünün toptan ve perakende ticaretten ve yüzde 9’unun ulaştırma sektörlerinden oluştuğu görülmektedir. Toplam hasılamızın turizmden enerjiye, bilgi teknolojilerinden finansa çok farklı sektörlerin ve bunların hiçbirisinin toplam içerisindeki payı yüzde yirmiyi geçmemesi ülkemiz ekonomisine hem dinamizm hem de olası sektörel krizlere karşı dayanıklılık sağlamaktadır. Stratejik öneme sahip sektör ve alt sektörlere ilişkin ilgili Bakanlık ve Kurumlarımızın yapmış oldukları çalışmaların kararlılıkla sürdürülmekte olduğunu hepimizi takip ediyoruz. Tüm bu çalışmalar sonucunda bölgemizin ve dünyanın en önemli ekonomilerinden biri olmamız mümkün görünmektedir. Konuyla ilgili olarak hepimize hem konvansiyonel hem de faizsiz finans kuruluşlarımıza önemli ödevler düşmektedir. Ekonomiye fayda sağlama noktasında faizsiz finansın iki temel özelliği öne çıkmaktadır. Bunlardan birincisi faiz hassasiyeti olan ve bu yüzden bankacılık sektöründen ve finansal piyasalardan


faydalanmayan kesimlerin ihtiyaçlarına karşılık vermektir. Bilgi eksikliği ve algı problemleri bir taraftan ekonomiye dâhil olması gereken kaynakların yastıkaltında kalmasına sebep olurken diğer taraftan üretim faaliyetinde bulunan girişimcilerin yeterli fon bulmamasına neden olmaktadır. Bu bakımdan faizsiz bankacılığın, katılım finans felsefesinin ve ilkelerinin halkımıza anlatılması büyük önem taşımaktadır. Katılım finans sektörünün diğer temel fonksiyonu, özellikle reel kesimin fon ihtiyacının karşılanması ve bu sayede ekonomimizin üretim kapasitesinin desteklenmesinde konvansiyonel finansal kuruluşlardan farklı bir alternatif olabilmektir. Katılım bankalarından finansal ve hukuki açıdan, konvansiyonel bankalardan farklı sonuçlar üreten yenilikçi ürünler sunması ve bu şekilde başta KOBİ’ler olmak üzere, üretim yapan kuruluşlara gerçekten alternatif olacak finansman imkânı sağlaması beklenilmektedir. Bu beklenti aynı zamanda, faizsiz bankalarının, ekonominin finansal krizlere ve dalgalanmalara olan dayanıklılığını arttırdığı iddiasının hayat bulması içinde önemlidir. Zira esas itibarıyla konvansiyonel ürünlerden bir farkı olmayan finansal hizmetlerin, piyasa dalgalanlamarı karşısında farklı bir etkisinin olması düşünülemez. Eğer gerçekten konvansiyonel kuruluşlara alternatif olabilmek amaçlanıyorsa, mevcut yapının değiştirilmesi ve var olan potansiyelin açığa çıkartılmasının gerekli olduğu herkesin malumudur. Bu kapsamda katılım bankalarımızın son yıllarda konfor alanlarından çıkarak inovatif ürünlere yöneldiğini görmek bizler için oldukça memnuniyet vericidir. Özellikle start-up firmalarına ve girişim sermayesi faaliyetlerine yönelik çabalarını ve son dönemdeki somut girişimlerini çok önemsiyoruz. Katılım bankalarımızın asli fonksiyonu olarak gördüğümüz ortaklık finansmanı faaliyetlerinin istenilen büyüklüklere erişmesi için, söz konusu ürünlerin kaynağının tabana yayılması ve bunun için de fon sahiplerinin yatırım yapabileceği çeşitlendirilmiş, belirli oranda güvence sağlanmış bir altyapı tesis edilmesi gerekmektedir. Katılım bankalarımızdan belki de en önemli beklentimiz ortaklık finansmanı, girişim sermayesi gibi hem faizsiz finans felsefesine çok uygun hem de ekonomiyi gerçek anlamda destekleyici ürünler geliştirmeleridir. BDDK olarak mevzuat anlamındaki ihtiyaçların giderilmesi için kendilerine çeşitli noktalarda bugüne kadar destek verdiğimizi ve bundan sonra da her türlü desteği vermeye açık olduğumuzu ifade etmek isterim.

BDDK olarak yararlı işler yapmak adına TKBB gibi sektör temsilcileri ile yakın iş birliği içerisinde olmaya devam edeceğiz

BDDK’nın 2018 yılı için öncelikli hedefleri nelerdir?

Hükümetimizin öncelikli dönüşüm programlarından biri olarak belirlediği İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Programı önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Bu projeyi katılım finans sektörünün gelişmesi adına önemli bir araç olarak görmekteyiz. IFM programının altında yer alan ve Kurumumuzun bileşen sorumlusu olarak gelişmeleri takip ettiği “Katılım Bankacılığı ve Faizsiz Finans Sisteminin Geliştirilmesi” bileşeni katılım bankacılığımıza önemli katkılar sağlamasını öngörmekteyiz. Nitekim söz konusu bileşen altında yer alan eylemlerin önemli bir kısmı hâli hazırda başarıyla tamamlanmış durumdadır. Bu kapsamda sektörümüzün gelişmesi adına son dönemde attığımız en önemli adımlardan bir tanesi hiç şüphesiz Merkezi Danışma Kurulu’nun kurulmuş olmasıdır. Mayıs ayında ilk toplantısını gerçekleştirerek görevine resmen başlamış olan Kurulun tesis edilmesi aşamasında kurum olarak biz de önemli çalışmalar yürüterek, kurulun uluslararası standartlara uygun bir yapıda oluşması ve faaliyet göstermesi için özel bir çaba sarf ettiğimizi söyleyebilirim. Zira Danışma Kurulu hakkında hazırlanan tebliğde, kurulun üye profili ile görev ve yetkileri açıkça belirlenmiş, bağımsızlığına yönelik gerekli tedbirler alınmış ve kararlarının katılım bankaları nezdinde bağlayıcı olması öngörülmüştür. Kurulun katılım bankalarımızın yanı sıra ülkemizde faizsiz finans faaliyeti yürüten tüm kuruluşların faizsiz finans ilke ve esaslara uygun olarak faaliyet göstermelerinde onlara yol gösterecek ve bu alanda standardizasyon sağlayacak Kurulun sektöre yönelik algının iyileştirilmesinde ve özellikle de yeni ürünlerin geliştirilmesinde önemli faydalar sağlayacağını düşünüyoruz. Bununla birlikte mevzuat altyapısının faizsiz finans sisteminin temellerine uygun şekilde gelişmesi adına gerekli olan mevzuat değişiklikleri üzerinde çalışmalarımız devam etmektedir. Bunun dışında kalkınma ve yatırım bankalarına yine faizsiz finans uygulamarıyla ilgili bir açılım sağlamayı planlıyoruz. Yurt dışından ve yurt içinden sektöre yeni giriş talepleri çeşitli kaynaklarda dile getirilmekte, bunlarla ilgili çalışmalarımız bulunmaktadır. Önümüzdeki dönemlerde bazıları katılım bankası olmak üzere yeni bankaların faaliyete geçmesi ile ilgili gelişmeler söz konusu olabilecektir. Ezcümle, BDDK olarak ülkemiz için yararlı işler yapmak adına birçok alanda yoğun çalışmalar yürüttüğümüzü, bu çalışmalar kapsamında Türkiye Katılım Bankaları Birliği gibi sektör temsilcileri ile yakın iş birliği içerisinde olmaya gayret gösterdiğimizi özellikle ifade etmek isterim.

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Albaraka Türk’ten Doğal Gaz Açıklaması 

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, Karadeniz'de keşfedilen doğal gaza ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Utku, "Yenileme dönemi gelen doğal gaz anlaşmalarında sahip olduğumuz...

Albaraka’dan “Güvenli Ödeme Sistemi”

Albaraka Türk Katılım Bankası, Türkiye Noterler Birliği ile iş birliği yaparak, ikinci el motorlu kara taşıtı alım-satımında, taşıtın mülkiyeti ile satış tutarının güvenli ve...

Dergiden Son Yazılar

IBOR Geçişi Nasıl Zorluklar Getirebilir?

IBOR’un, (Bankalararası Teklif Edilen Faiz Oranı) 2021 yılı sonunda devre dışı bırakılması planlanıyor. Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının küresel etkilerine rağmen LIBOR’u (Londra Bankalararası Para...

Türkiye’de İşletmecilik Öğretimi

Ülkemizdeki işletmecilik öğretim mimarisinin, kısa sürede çıkış yolu olmayacağı bilinciyle yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye’deki işletmecilik öğretimi, 50 yıllık süreyi geride bırakmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat...

Katılım Bankalarında Likidite Riski

Likidite riskinin belirlenmesi, bankaların piyasa risklerine karşı pozisyon almalarında büyük önem taşımaktadır. Dünyada finansal liberalizasyonun hızlandığı 1980’li yıllardan beri bankalar, birçok şirket için önemli bir...

Altın, “Güvenli Liman” mı?

Altın, birkaç yıl daha güvenli liman şeklinde yatırımcıların gözdesi olmaya devam edecek. Altın, ABD’nin para birimi dolara olan güvenin azaldığı dönemlerde parasal varlıkların korunması açısından...

İslami Finans ve Akıllı Sözleşmeler

Blockchain’in sağladığı akıllı sözleşme teknolojisi, birçok sektöre şeffaflık sağlaması nedeniyle İslami finans dünyasında da tercih edilmektedir. Blockchain teknolojisi, dünyada hızla yayılmaktadır. Sözkonusu teknolojinin fayda sağladığı...
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy