12.1 C
İstanbul
Çarşamba, Kasım 25, 2020

İslam İktisadında Merkez Bankacılığı

İlginizi Çekebilir

Arif Ersoy’u Anlamak

Merhum Arif Ersoy Hocamız, insanlık yanarken su taşımayı hiç bırakmadı ve bitaraflardan olmadı. Kaybettiklerimizin kıymetini sonradan anlamak gibi, çıkasıca bir huyumuz var. Hatta maalesef, sadece...

Basra Körfezi’nde Bir İnci: Bahreyn

Petrolün yanı sıra inci üretimiyle de dikkat çeken Bahreyn, Basra Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesi… Asya Kıtası, dünyadaki en büyük kara parçası olarak biliniyor....

Çalışan Motivasyonunu Artırma Yolları

Yazı: Cem Eker Pandemi sonrası yeni bir hayata başlarken şirketlerde çalışan motivasyonu nasıl yükseltilir? Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını, 2020’nin ilk çeyreğinde iyiden iyiye kendini göstermeye...

Medeniyetlerin Buluşma Noktası Sri Lanka

Yazı: Gültuğ Erdöl Muhteşem doğası, dikkat çekici yapıları ve farklı kültürden insanları ile Sri Lanka… Dört tarafı denizlerle çevrili Sri Lanka, büyük ve bereketli nehirleri...

Merkez bankalarıyla İslami bankalar arasındaki ilişki, ülkeden ülkeye farklılık gösterse de Türkiye’nin şartlarına uygun yasal düzenlemeler yapılabilir.

İslam iktisadı yönünden merkez bankacılığının bütüncül bir resmini çizebilmemiz için öncelikle zihin dünyamızda İslam iktisadını genel bir çerçevede şekillendirmemiz gerekir. Kısa ve öz bir cümleyle İslam iktisadı, ekonominin İslamileştirilmesi demektir. Başka bir ifadeyle insanın, yaratılış gayesine uygun olarak iktisadi faaliyetlerini hem bu dünyanın hem de ahiretin mutluluğunu kazanmak için yapması gerektiği şuurunda olmasıdır. İslam, topyekûn bir yaşam biçimi ve bütüncül bir sistemdir. Bu sistemi ibadet, ahlak ve muamelat unsurları oluşturur. Bankacılık sektörü, özellikle son yüzyılda iktisat ve finans faaliyetlerinin merkezi hâline gelmiştir. Teknolojinin sunduğu imkânlar, insanı kendine bağımlı kıldığı gibi bankalar da sunduğu finansal imkânlarla fertleri ve devletleri kendine bağımlı kılmaktadır. Günümüz dünyasında bankaları görmezden gelerek iktisadi faaliyetleri sürdürmek mümkün değildir.

İlk İslami bankacılığı deneyimi

İslami bankacılığın ilk pratik deneyimi 1963 yılında Mısır’da başlamıştır. Bununla birlikte sektörün başlaması ise 1970’li yıllara dayanır. Malezya’da İslami Danışma Organı’nın 1981 yılında kurulması ile devletin bütün programlarının İslami değerlere uygun olarak yapılması çalışmaları hız kazanır ve Temmuz 1983’te ilk Malezya İslam Bankası (BIMB) hayata geçirilir. Akabinde Suudi Arabistan, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Sudan ve Pakistan gibi birçok İslam ülkesinde İslami bankacılık ve finans kurumları kurulmaya başlar. Türkiye’de ise İslami bankacılık deneyimi 1975’lere kadar dayanır. Faizsiz olarak hizmet veren Türkiye’nin ilk finans kurumu 1975 yılında faaliyete geçen “Devlet Sanayi ve İşçi Yatırım Bankası”dır. İslam Kalkınma Bankası’nın (IDB) kurucu üyeleri arasında yer alan Türkiye, bu sahadaki çalışmalarını her geçen gün geliştirerek, günün şartlarını göz ardı etmeden “katılım bankacılığı” ve “faizsiz bankacılık” adıyla finans kurumları olarak faaliyetlerini sürdürür.

İslam iktisadı sosyal adaleti sağlamayı amaçlar

İslam iktisadının en çarpıcı özelliği; faiz, aldatma ve haksız kazanç gibi sosyal adaleti zedeleyen her türlü muameleyi ortadan kaldırmayı amaçlamasıdır. Bu yüzden İslam iktisadı çerçevesinde gerçekleştirilecek sözleşmelerde İslam hukukunun hükümleri geçerli olur. Teslimi mümkün olmayan ve garanti edilemeyen hiçbir mal üzerinde işlem yapılamaz. Ayrıca para üzerinden para kazanarak üretim ve girişimciliği yok eden, zengini daha zengin, fakiri ise daha fakir hâle getiren faiz, aşırı risk içeren maysir, kumar ve belirsizlikler oluşturan garar tarzı işlemler de yasaklanmıştır. Para, tarih boyunca alışverişlerde bir aracılık görmesi için kullanılmıştır. Allahutaala, altın ve gümüşü özellikle para görevi görsün diye yaratmıştır. Alışverişlerde hiçbir aracı üzerinden kazanç elde edilmesi, İslam iktisadı düşüncesine göre helal değildir. Bu aracılık görevini gören altın, gümüş, kâğıt veya elektronik para da olsa fark etmez.

Dünyada İslami finansın son durumu

Küresel İslami finansın göstergelerine bakacak olursak, 2019 İslami Finans Geliştirme Raporu’na göre, İslami finans endüstrisinin varlıkları 2018’de yüzde 3 artışla 2,4 trilyon dolardan 2,5 trilyon dolara yükselmiştir. Bu rakamın yüzde 70’ini 1,76 trilyon dolarla İslami bankacılık oluşturmaktadır. 2019 verilerine göre toplam İslami bankaların sayısı, pencerelerle birlikte 520’dir. Bunların 219’u diğer geleneksel bankaların İslami bankacılık pencerelerindendir. Bazı ülkeler, İslami bankacılığa sadece bu tür pencerelerden izin vermektedir. İslami bankacılığın toplam bankacılıktaki payı en yüksek olan ülkeler ise yüzde 100’lük oranlara sahip İran ve Sudan’dır. Yüzde 50’nin üzerinde paya sahip iki ülke de yüzde 51,1 ile Suudi Arabistan ve yüzde 57 ile Brunei’dir. Diğer ülkelerden Kuveyt yüzde 39, Katar yüzde 26,6, Malezya yüzde 23,8, BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) yüzde 19,6, Cibuti yüzde 16,2, Ürdün yüzde 15,2, Afganistan yüzde 5,9, Türkiye yüzde 4,8, Maldivler yüzde 4,3 ve Irak yüzde 1,5’lik paya sahiptir.

Merkez bankaları parasal yapıyı düzenler

Dünyada merkez bankaları, toplumdaki sosyal ve iktisadi gelişmenin bir gereği olarak ticari bankaların kuruluşundan sonra ortaya çıkmıştır. Sözkonusu kurumlar, ülkelerdeki bankacılık ve parasal yapının düzenleyicisi olma özelliğiyle devletin kontrolünde görev yapan özerk kuruluşlardır. Bu konumları sermaye bakımından farklılık gösterebilir. Merkez bankalarının, normal bankaların tasarrufları yatırımlara kanalize etmelerine ek olarak, ülkenin para politikalarını kontrol etmeleri bakımından da devlet içinde ciddi görevleri vardır. Bu kuruluşlar, görev ve sorumluluklarını yerli yerinde yaparsa ülke kalkınmasında ciddi rolleri olur. Tersi olması durumunda ise kalkınmayı engelleyebilirler. Devletten bağımsız bir yönetim şekline sahip olması tercih edilen merkez bankaları, kuruluş amaçlarına uygun olarak ülke ekonomisinin kalkınmasını desteklemeli, para ve kredi hacmini devletin amaçlarına ve ekonomik gidişata göre ayarlamalıdır. Bunun için merkez bankaları, fiyat istikrarını sağlamakla yükümlüdür. Buna bağlantılı olarak bahsi geçen bankaların görev tanımlamasının kapsamında finansal istikrarı sağlamak, bankaların nakit ihtiyaçlarını ve mevduat karşılıklarını muhafaza etmek, döviz kuru rejimini, banknot basma ile ihraç imtiyazı ve ödeme sistemlerini yapmak, uluslararası ödemelere aracı olmak, ülkenin altın ve döviz rezervlerini yöneterek büyük dalgalanmaları önlemek, mali ve döviz piyasalarını izlemek ve gerekli tedbirleri almak da vardır.

Merkez bankaları ve İslam iktisadının uyumu

Merkez bankalarının görev ve sorumlulukları göz önüne alındığında; bunlar İslâm iktisadının öncelediği işsizliği önleme, refah ve etkin işleyişi canlandırma, toplumda baş gösterebilecek iktisadi dengesizliklerle başa çıkmak için planlar tasarlama, şeffaflık, adalet esaslı gelir ve büyüme dağılımı gibi ilkeler ve yöntemlerle uyumluluk gösterir. Merkezî bir otoritenin güvencesinde, kontrol ve danışmanlığında bankalara uygulanacak denetim faaliyetlerinin yapılması, ekonomik istikrarı beraberinde getirecektir. Merkez bankalarıyla İslami bankalar arasındaki ilişki, her ne kadar ülkeden ülkeye farklılık gösterse de Türkiye’nin şartlarına uygun yasal düzenlemeler yapılabilir. Gerekirse İslami bankalar için özel mevzuatlar da çıkarılabilir. Merkez bankaları, İslami bankaların işlemlerinde faiz içerip içermediklerini kontrol edebilecek mekanizmalar kurabilir. Bu anlamda kanuni nakit rezervi gereklilikleri, likidite oranları, mevduat sigortası planları, kredi tavanları, İslami bankaların kârlarının dağılımı ve parasal varlıklarını denetleyebilir. Yatırımcıların çıkarlarını korumaya yönelik düzenlemeler ve ilkeler geliştirebilir. Bunlara uyumlu olarak İslami bankaların yatırım programlarını değerlendirebilir. Yine İslami bankaların nakit rezervlerine, onların ilke ve prensiplerine uygun olarak konvensiyonel bankalardan farklı bir ödeme sistemi uygulayabilir. Hak kaybı olmaması için İslami bankalara özel ürünler çerçevesinde farklı uygulamalar geliştirilebilir. Mesela konvansiyonel bankalara tasarruf ve vadeli mevduat ödemek için öngörülen asgari faiz oranları, İslami bankalara kâr dağıtımı amacıyla bu mevduatlara verilecek bir ağırlık sistemi uygulanabilir. Merkez bankaları, bünyelerinde İslami Finansal Hizmetler Kurulu gibi kurumlar kurarsa sektörün gelişmesine yardımcı olur. Bu bankalar, konvansiyonel bankalarla olan ilişkilerini genel prensiplere göre oluşturdukları gibi İslami bankalarla olan ilişkilerini de onların bağlı olduğu ilke ve prensiplere göre kurabilir. Örneğin piyasada beklenmedik ve aşırı dalgalanmaları önlemek için doğrudan diğer kaynaklardan finansman alamayan bir bankaya son çare borç verebilecek kaynak (lender of last resort) sıfatıyla mudaraba veya muşareke sermayesi nevinde likidite desteği sağlayabilir. Merkez bankası, İslami bankaların prensiplerine uygun olarak kâr ve zarar paylaşımı esasına göre faizden muaf takas merkezi (a clearing house) imkânlarını sunabilir. Bunların dışında istikrarlı bir ekonomik büyüme sağlamak için para politikalarında danışman (supervisor in monetary policy) sıfatıyla, İslami bankalar içindeki likidite oranları için diğer bankalardaki benzerlerine göre daha düşük bir seviye belirleyebilir.

İslam iktisadı uyumlu merkez bankaları krizden etkilenmez

İslam iktisadı uyumlu merkez bankalarının görev ve amaçları ile buna bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek sorunlar, faiz temelli ekonomilerin merkez bankalarının karşılaşacağı sorunlarla hemen hemen benzerlik gösterebilir. Ancak aralarında ilke ve prensip farklılığı vardır. İlkinde ekonominin tamamen gerçek (reel) değerlerle ilişkili, ikincisinde ise bunun tam tersi, faiz gelirleriyle ilişkili olduğu görülür. Ama her ikisinin amacı ülke ekonomisinin kalkınmasını desteklemek, para ve kredi hacmini devletin amaçlarına ve ekonomik gidişata göre ayarlamaktır. Yine de beklenmedik bir kriz durumunda İslam iktisadı uyumlu merkez bankaları, gerçek değerlerle işlem yaptığı için krizden etkilenmezken, diğerleri fırtınada yönünü şaşırmış bir gemi gibi batmaya mahkûm olacaktır. Sonuç olarak T.C. Merkez Bankası; diğer bütün bankaların da merkez üssü olduğundan, ilke ve prensiplerini İslam iktisadının prensiplerine uyumlu hâle getirebilirse, hâlihazırda 2,5 trilyon dolar olan İslam ekonomisi ve finansı endüstrisindeki payımızı alma gücünü elimizde bulundurmuş olacağız. Bu prensiplerin, iktisat ve finans faaliyetlerinin bir parçası olması için tam teşekküllü bir ekosistem oluşturulmalıdır. Dolayısıyla ülke içinde İslam İktisadı ve Finansı İhtisas Üniversitelerinin acilen kurulmasına ihtiyaç vardır diye düşünüyorum. Bu anlamda Malezya Merkez Bankası’nın (BNM) kurduğu Küresel Malezya İslami Finans Üniversitesi’nin (INCEIF) tecrübelerinden yararlanılabilir.

 

Karabük Üniversitesi İşletme Fakültesi Bankacılık ve Finans Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saim Kayadibi

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Albaraka Türk’ten Doğal Gaz Açıklaması 

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, Karadeniz'de keşfedilen doğal gaza ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Utku, "Yenileme dönemi gelen doğal gaz anlaşmalarında sahip olduğumuz...

Albaraka’dan “Güvenli Ödeme Sistemi”

Albaraka Türk Katılım Bankası, Türkiye Noterler Birliği ile iş birliği yaparak, ikinci el motorlu kara taşıtı alım-satımında, taşıtın mülkiyeti ile satış tutarının güvenli ve...

Dergiden Son Yazılar

IBOR Geçişi Nasıl Zorluklar Getirebilir?

IBOR’un, (Bankalararası Teklif Edilen Faiz Oranı) 2021 yılı sonunda devre dışı bırakılması planlanıyor. Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının küresel etkilerine rağmen LIBOR’u (Londra Bankalararası Para...

Türkiye’de İşletmecilik Öğretimi

Ülkemizdeki işletmecilik öğretim mimarisinin, kısa sürede çıkış yolu olmayacağı bilinciyle yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye’deki işletmecilik öğretimi, 50 yıllık süreyi geride bırakmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat...

Katılım Bankalarında Likidite Riski

Likidite riskinin belirlenmesi, bankaların piyasa risklerine karşı pozisyon almalarında büyük önem taşımaktadır. Dünyada finansal liberalizasyonun hızlandığı 1980’li yıllardan beri bankalar, birçok şirket için önemli bir...

Altın, “Güvenli Liman” mı?

Altın, birkaç yıl daha güvenli liman şeklinde yatırımcıların gözdesi olmaya devam edecek. Altın, ABD’nin para birimi dolara olan güvenin azaldığı dönemlerde parasal varlıkların korunması açısından...

İslami Finans ve Akıllı Sözleşmeler

Blockchain’in sağladığı akıllı sözleşme teknolojisi, birçok sektöre şeffaflık sağlaması nedeniyle İslami finans dünyasında da tercih edilmektedir. Blockchain teknolojisi, dünyada hızla yayılmaktadır. Sözkonusu teknolojinin fayda sağladığı...
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy