12.1 C
İstanbul
Çarşamba, Kasım 25, 2020

İslam Hukukunda CÜ‘ÂLE AKDİ

İlginizi Çekebilir

Arif Ersoy’u Anlamak

Merhum Arif Ersoy Hocamız, insanlık yanarken su taşımayı hiç bırakmadı ve bitaraflardan olmadı. Kaybettiklerimizin kıymetini sonradan anlamak gibi, çıkasıca bir huyumuz var. Hatta maalesef, sadece...

Basra Körfezi’nde Bir İnci: Bahreyn

Petrolün yanı sıra inci üretimiyle de dikkat çeken Bahreyn, Basra Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesi… Asya Kıtası, dünyadaki en büyük kara parçası olarak biliniyor....

Çalışan Motivasyonunu Artırma Yolları

Yazı: Cem Eker Pandemi sonrası yeni bir hayata başlarken şirketlerde çalışan motivasyonu nasıl yükseltilir? Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını, 2020’nin ilk çeyreğinde iyiden iyiye kendini göstermeye...

Medeniyetlerin Buluşma Noktası Sri Lanka

Yazı: Gültuğ Erdöl Muhteşem doğası, dikkat çekici yapıları ve farklı kültürden insanları ile Sri Lanka… Dört tarafı denizlerle çevrili Sri Lanka, büyük ve bereketli nehirleri...

Cü‘âle; bir işi, belli olan veya olmayan bir sürede yapma karşılığında belirlenen ödüldür

Arapçada ci‘âle, ci’‘âle veya cü‘âle, bir şeyi yapma karşılığında konulan ödül ve mükâfat anlamına gelir. Bir diğer tanımla cü‘âle; bilinen ya da bilinmeyen bir işi, belli olan veya olmayan bir sürede yapma karşılığında belirlenen ödüldür. Sözkonusu ödül, iş tamamlandığında verilir.

CÜ’ÂLE, MEZHEPLERİN ÇOĞUNDA CAİZDİR

Cü‘âle akdi, mezheplerin çoğunluğu tarafından caiz görülmüştür. Hz. Yusuf kıssasında, hükümdarın kaybolan su kabını bulup getirene bir deve yükü ödül vadedilmiştir. (Yusuf, 12/72) Sahabeden bir grupla seferde olan Ebu Saîd el-Hudrî ise kendisini akrep sokan bir kabile reisinden Fatiha okuyarak onu iyileştirmesi karşılığında bir koyun sürüsü (30 adet) almış, Hz. Peygamber de bunu onayla- mıştır. (Müslim, Selâm, 65) Yine Hz. Peygamber, Huneyn Gazvesi’nde şöyle buyurmuştur: “Kim bir düşman askeri öldürürse, üzerindeki eşyası öldürene aittir”. (Buhârî, umus, 18) Ayrıca kaybolan bir şeyin bulunup getirilmesi, kişinin kendisinin yapamadığı, gönüllü yapan çıkmadığı veya icâre (iş akdi) yoluyla yaptırılamayan işler karşılığında bir ödül konulması, akıl delili ile gerekli, güzel ve dinî açıdan caiz görülmüştür.

SÖZÜNÜ YERİNE GETİRMEK, DİNÎ BİR GÖREVDİR

Hane lere göre genel kural olarak (kıyâs), tek tarafı irade beyanı ve hukuki borç doğurmaz. Ancak söz ve taahhüdünü yerine getirmek, dinî ve ahlaki bir görevdir. Efendisinden kaçan kölenin bulunup getirilmesi haricinde başka konularda ödül verilmesi gerekli değildir. Onlara göre köleyi getirene ödül verilmesi, genel kurala aykırı olarak sabittir. Kaybolan malın bulunması gibi konularda ödül gerekliliği ise aynı mahiyette olmadığından, köle meselesine kıyas edilemez. Bulunan bir malı sahibine iade etmek, görev ve güzel davranış olduğundan, mal sahibinin karşılık olarak bulana bir iyilik yapması da güzel bir davranış olur, ancak gereklilik olamaz. Öte yandan işi kim yaparsa ona ödül verileceğinin belirtildiği bir cü‘âle akdinde, akdin kendisine yöneltildiği belirli bir kişi mevcut olmadığından, tarafın bulunmaması gerekçesiyle akit batıldır.

CÜ’ÂLE AKDİNİN İCÂRE AKDİNDEN FARKLARI

Cü‘âle akdini caiz görenler, onun icâre akdinden farklarını temelde şöyle açıklar: İcâre akdinin bilinen bir iş üzerine yapılması şart iken, cü‘âle ise bilinmeyen bir iş karşılığı olabilir. İcâre akdinde işi yapacak tarafın (âmil) belirli olması gerekirken, cü‘âlede karşı taraf belirsiz olabilir. İcârede işi tamamlamadan ücret hak edilebilirken, cü‘âlede iş bitmeden ödül hak edilemez. İcârede karşı tarafın akdi kabulü şart iken, cü‘âlede ise şart değildir. İcârede ücretin bilinmesi gerekliyken, cü‘âlede bazen ödül bilinmeyebilir. İcârede işin süresinin belirlenmesi gerekirken, cü‘âlede işin süresinin sınırlandırılmaması şarttır. İcâre tara arı bağlayıcı bir akit iken, cü‘âle ise bağlayıcı değildir. İcârede işi yapanın akdi feshi ile ücret bütünüyle düşmezken, cü‘âlede işi yapanın işi tamamlamadan akdi feshetmesi hâlinde ödülün tamamı düşer. Hanbeliler, icâreden farklı olarak cü‘âlede hem süre hem de yapılacak işin birlikte sınırlandırılmasını caiz görmüştür.

ÖDÜL VADEDENİN TAM TASARRUF YETKİSİ OLMALIDIR

Cü‘âle akdinin; taraflar (câil= ödül vadeden, âmil= işi ya- pan), ödül vadedenin irade beyanı (sıyga), iş (amel) ve ödül/bedel olmak üzere dört adet rüknü bulunmaktadır. Ödül vadeden taraf, kendi malı üzerinde ihtiyarıyla tam tasarruf yetkisine sahip olmalıdır. Çocuk, akli dengesi yerinde olmayan (mecnun), kısıtlı (mahcur) veya zorlama altındaki (mükreh) kişinin akdi batıldır. Malikiler, mümeyyiz küçüğün ödül vaadini de geçerli saymıştır. Âmilin, ödül vadeden tarafından belirlenmiş bir kişi olması caiz olduğu gibi, işi yapacak herhangi bir kişi şeklinde belirsiz bırakılması da mümkündür. Şa ilere göre belirli âmilin, sözkonusu işi yapabilecek kudrette olması gerekir, aksi takdirde cü‘âlenin amacına ulaşılamaz. Belirli olmayan âmilde ise kudret şartı olmaksızın işin yapılması esastır.

İŞ İZNİ, BELİRLİ BİR KİŞİYE VERİLEBİLİR

Ödülü vadeden tarafın “Kayıp olan malımı bulup getirene şu ödül vardır.” gibi bir ifadeyle, belirli bir ödül karşılığında işe başlama izninin verilmesine irade beyanı denilmektedir. İş izni, belirli bir kişiye veya genel olarak herkese verilebilir. Âlimlerin çoğunluğuna göre âmil, işe henüz başlamamışsa akit tara ar için bağlayıcı değildir, bozulursa da hiçbir sonuç doğurmaz. Âmil işe başlamışsa, Şa iler ve Hanbelilere göre akit yine bağlayıcı değildir. Malikiler ise ödül vadeden açısından akdi bağlayıcı saymıştır.

Akdin konusu iş, amacı bakımından iki türlü olabilir:

  • Yeni bir sonuç ortaya çıkarmak: Bir işi başarmak, hastayı iyileştirmek, bir şeyin yerini bildirmek, bir şey öğretmek, üretmek veya icat etmek gibi.
  • Bir şeyi geri getirmek: Kaybolan eşyayı bulmak veya kaçan hayvanı yakalamak gibi.

CÜ‘ÂLE AKDİNE KONU OLMAYAN İŞLER

Malikilere göre iş tamamlanmadığı takdirde dahi ödül vadedene kısmen bir fayda sağlayacak işler, cü‘âle akdine konu olamaz. Örnek olarak arazisinde bir kuyu kazmak veya miktarı yüksek ticari eşyasını satmak konuları verilebilir. Şa iler ve Hanbelilere göre yapılacak iş basit olmamalı, zor ve külfetli olmalıdır. Yine yapılacak iş, âmilin zaten yapmak zorunda olduğu bir iş olmamalıdır. Hırsızın çaldığı malı iade etmesi ve farz namazı kılmak gibi konular sözkonusu işlere örnek gösterilebilir.

Malikiler ve Şa iler açısından yapılacak iş için belirli bir süre sınırı konulmamalıdır, aksi takdirde akit sahih olmaz. Süre sınırlaması da cü‘âle akdinin amacına aykırı bulunmuştur. Hanbelilere göre ise süre sınırlaması caizdir.

İŞİN, ÖDÜL VADEDENE BİR FAYDASI OLMALI

Âlimlerin çoğunluğuna göre yapılacak işin, ödül vadedene bir faydasının olması şarttır. Onu hiç ilgilendirmeyen veya âmilin faydasına olan işler, cü‘âle akdine konu olamaz. Bu kural, hayırseverlerin toplum lehine işler yaptırmasına engel teşkil etmemelidir.

Ödülün cins ve miktarının belirlenmiş olması gerekir. Çünkü ödülün tam olarak bilinmemesi, akdin amacına aykırıdır. Zira insanlar, iyi bilmedikleri bir ödül için yapılması istenen işe rağbet göstermez. Ödülün bilinmesi, gözle görme veya yeterli şekilde tanımlanması ile olur.

Şa ilere göre savaşta bir düşman kalesi ve benzeri bir yerin fethedilmesi amacıyla, oradan elde edilecek bir at veya başka bir malın, fatihlere ödül olarak konulması mümkündür. Zira savaş şartlarında askeri teşvik etmek için bu tür ödüllere ihtiyaç duyulur. Hanbeliler açısından ise ödülün bilinmezliği, teslime mani değilse caizdir. Mesela kaybolan hayvanı bulup getirene, hayvanın üçte birinin verileceği söylenebilir. Yine Malikilere göre şu durumlarda ödül belirli sayılır:

  • Boş arazime şu kadar sayıda dan ek. Fidanlar tutarsa, danların ve arazinin yüzde şu kadarı senin, kalanı da benim olsun denilebilir.
  • Şu alacağımı tahsil edersen, yüzde şu kadarı senin olsun denilebilir.
  • Ekinin hasat edilmesi ve meyvenin toplanması hâlinde yüzde şu kadarı senin olsun denilebilir. Ancak bahçedeki meyvenin tamamının toplanması değil de ne kadar toplarsan yüzde şu kadarı senindir demenin caiz olup olmadığı tartışmalıdır.

ÖDÜLÜN HELAL MAL OLMASI ŞARTTIR

Ödülün helal bir mal olması, tesliminin mümkün olması ve ödül vadedenin mülkiyetinde bulunması şarttır. Aksi takdirde cü‘âle akdi fasit olur. Malikiler ve Şa iler açısından henüz iş yapılmadan önce ödülün verilmesinin şart koşulması, akdi fasit kılar. Şayet ödülü vadeden, henüz iş yapılmadan kendiliğinden ödülü verirse, âmilin işi bitirinceye kadar bu ödül üzerinde tasarruf hakkı bulunmaz. Çünkü âmil, ancak işin tamamını bitirdiğinde ödülü hak eder ve mülkiyetine geçirebilir.

İşin tamamlanmasına müteakip cü‘âle akdi bağlayıcı hâle gelir ve ödül, vadeden üzerinde bir borç olarak sabit olur. Bundan sonra vadedenin akitten rücu’ etmesi veya âmilin işi bırakmasının hiçbir sonucu olmaz.

MAL TESLİM EDİLMEDEN ÖDÜLE HAK KAZANILMAZ

Bir malı bulup getirme şeklindeki cü‘âle akdinde, mal teslim edilmeden ödüle hak kazanılmaz. Mal, sahibine teslim edilinceye kadar âmilin elinde emanettir. Buna göre malın elinden kaçması veya telef olması gibi durumlarda, kusuru bulunmadıkça tazmin sorumluluğu yoktur. Âmil, malı bulup getirdiğinde teslim etmek mecburiyetindedir. Ayrıca “Ödülü almadan malı teslim etmem.” diyemez. Çünkü işin tamamlanması, teslimi de içermektedir. Ödül vadedenin veya vekilinin bulunamaması sebebiyle malın teslim edi- lememesi hâlinde ise resmî makama (hâkim) verilmesi, böyle bir makamın bulunmadığı yerlerde de şahit tutulması istenmiştir. Bu işlemlerden biri ile âmil ödüle hak kazanır, bundan sonra malda meydana gelebilecek zarar, ödüle hiçbir şekilde etki etmez. Bir şeyin nerede bulunduğunu öğrenip haber verme şeklindeki cü‘âle akdinde, salt haberi vermekle ödüle hak kazanılır.

ÖLÜM HÂLİNDE, CÜ‘ÂLE AKDİ FESH OLUR

Şa ilere göre ödül vadedenin veya belirli olan âmilin ölmesi hâlinde, cü‘âle akdi kendiliğinden fesh olur. Malikilere göre ise âmilin henüz işe başlamadan ölmesi ile akit fesh olmakla birlikte, işe başlandıktan sonra birinin ölmesi hâlinde de akit, ölenin varisleri için bağlayıcı olur. Âlimlerin farklı içtihatlarının İslam’ın değişmez hükümleri olmadığı hatırda tutularak cü‘âle akdinin, hayırlı işlerin yapılmasını teşvik edeceği ve akdin kuruluşunda ayrıntıların belirtilmesinin, doğabilecek ihtilafları en aza indireceği açıktır.

 

Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Esen

 

 

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Albaraka Türk’ten Doğal Gaz Açıklaması 

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, Karadeniz'de keşfedilen doğal gaza ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Utku, "Yenileme dönemi gelen doğal gaz anlaşmalarında sahip olduğumuz...

Albaraka’dan “Güvenli Ödeme Sistemi”

Albaraka Türk Katılım Bankası, Türkiye Noterler Birliği ile iş birliği yaparak, ikinci el motorlu kara taşıtı alım-satımında, taşıtın mülkiyeti ile satış tutarının güvenli ve...

Dergiden Son Yazılar

IBOR Geçişi Nasıl Zorluklar Getirebilir?

IBOR’un, (Bankalararası Teklif Edilen Faiz Oranı) 2021 yılı sonunda devre dışı bırakılması planlanıyor. Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının küresel etkilerine rağmen LIBOR’u (Londra Bankalararası Para...

Türkiye’de İşletmecilik Öğretimi

Ülkemizdeki işletmecilik öğretim mimarisinin, kısa sürede çıkış yolu olmayacağı bilinciyle yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye’deki işletmecilik öğretimi, 50 yıllık süreyi geride bırakmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat...

Katılım Bankalarında Likidite Riski

Likidite riskinin belirlenmesi, bankaların piyasa risklerine karşı pozisyon almalarında büyük önem taşımaktadır. Dünyada finansal liberalizasyonun hızlandığı 1980’li yıllardan beri bankalar, birçok şirket için önemli bir...

Altın, “Güvenli Liman” mı?

Altın, birkaç yıl daha güvenli liman şeklinde yatırımcıların gözdesi olmaya devam edecek. Altın, ABD’nin para birimi dolara olan güvenin azaldığı dönemlerde parasal varlıkların korunması açısından...

İslami Finans ve Akıllı Sözleşmeler

Blockchain’in sağladığı akıllı sözleşme teknolojisi, birçok sektöre şeffaflık sağlaması nedeniyle İslami finans dünyasında da tercih edilmektedir. Blockchain teknolojisi, dünyada hızla yayılmaktadır. Sözkonusu teknolojinin fayda sağladığı...
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy