9.5 C
İstanbul
Pazartesi, Kasım 30, 2020

En Büyük Mücadelemiz, Kendimizi Topluma Anlatmak

İlginizi Çekebilir

Arif Ersoy’u Anlamak

Merhum Arif Ersoy Hocamız, insanlık yanarken su taşımayı hiç bırakmadı ve bitaraflardan olmadı. Kaybettiklerimizin kıymetini sonradan anlamak gibi, çıkasıca bir huyumuz var. Hatta maalesef, sadece...

Basra Körfezi’nde Bir İnci: Bahreyn

Petrolün yanı sıra inci üretimiyle de dikkat çeken Bahreyn, Basra Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesi… Asya Kıtası, dünyadaki en büyük kara parçası olarak biliniyor....

Çalışan Motivasyonunu Artırma Yolları

Yazı: Cem Eker Pandemi sonrası yeni bir hayata başlarken şirketlerde çalışan motivasyonu nasıl yükseltilir? Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını, 2020’nin ilk çeyreğinde iyiden iyiye kendini göstermeye...

Medeniyetlerin Buluşma Noktası Sri Lanka

Yazı: Gültuğ Erdöl Muhteşem doğası, dikkat çekici yapıları ve farklı kültürden insanları ile Sri Lanka… Dört tarafı denizlerle çevrili Sri Lanka, büyük ve bereketli nehirleri...

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki insanlar, günlük alışkanlıklarını – diş fırçalamak, her sabah işe giderken aynı yolu yürümek gibi – beyninin otopilot modu sayesinde üzerinde düşünmeden, ince eleyip sık dokumadan gerçekleştiriyor. Bu; insanların yalnızca günlük işlerini etkilemiyor, aynı zamanda hızlı karar alması gereken durumlarda “düşünmeden” hareket etmelerine de sebep oluyor. Otopilotumuz, bilinçaltındaki mevcut bilgiye dayanarak olaylar ve olgular arasında bir neden – sonuç ilişkisi kuruyor ve bizim adımıza hızlı bir kanaat oluşturuyor. Zihnimizin oluşturduğu bu ezber bilgi, bize hız ve beceri kazandırarak hayatımızı kolaylaştırırken bazı detayları teğet geçmemize de neden olabiliyor. Tıpkı her gün haberlerde dinlediğimiz hastalıkların bir gün bizim ya da tanıdığımız birinin başına gelmeden dikkatimizi çekmemesi, üzerinde araştırmalar yapmamamız ve farkındalığımızın oluşmaması gibi… Böyle bir farkındalık, bende yakın zamanda okuduğum bir röportaj sayesinde oluştu. Her sokağa çıktığımda, iş yerimin yakınında, evimin önünde ya da trafikte günde en az bir kâğıt toplayan kişiyle karşılaşmışlığım vardır. Ancak sıklıkla karşılaşmama rağmen beynimin otopilotunun benim adıma bir yargısı vardı: “Çöp karıştıran, üzeri kirli insanlar… Yanlarından geçerken temkinli ol.” Böylelikle bu insanlar hakkında hiç düşünmem gerekmemişti. Gerçekten kimdi bu insanlar, ne yapıyorlardı, amaçları neydi? Sokaklarda hepimizin karşılaştığı, hatta zaman zaman çekindiği bu insanlar, akşam evlerine ekmek götürebilmek için mücadele eden, çocuklarını çöpten topladıkları kartonlarla okutan, hiçbir sağlık güvencesi olmadan yaz-kış çalışan ve kişisel çabalarıyla ekonomiye değer katan, doğanın ekolojik dengesine katkı sunan kişiler. Son kısım kulağa biraz iddialı gelmiş olabilir; ancak bu insanlar kimsenin yapmak istemeyeceği bir işi yaparak ülke ekonomisine, çevreye ve atık ithalatına ciddi boyutlarda katkı sunuyor. Sadece kâğıt değil, petrol ve türevleriyle yapılan atıkları da topluyorlar. Yani bir nevi ülkemizin dışarıya olan petrol bağımlılığını da azaltıyorlar. Bahsettiğim köşe yazısında röportaj yapılan kişi, Sokak Atıkları Toplayıcılar Derneği (SATDER) Başkanı Recep Karaman’dı. Atık kâğıt toplayan kişilerin bir aileye bakmakla yükümlü olduklarını, çocuklarını üniversitede okutan bir babanın da bu işi yaptığını daha önce hiç düşünmemiştim. Evet, hiçbir zaman dilendiklerine ya da hırsızlık yaptıklarına da ihtimal vermemiştim; ancak kendimce hep dikkat edilmesi gereken insanlar olduğuna inanmış ve ona göre hareket etmiştim. Röportajda beni en çok sarsan, Recep Bey’in “Biz işin kolayına kaçmıyoruz, en zorunu yapıyoruz. Alnımızın teriyle evimize ekmek götürüyoruz. Bu işe girmemizden dolayı başka mesleklerden anlamayız. Bizim çocukluğumuz, gençliğimiz bu iş ile geçti. Bizim belirli bölgelerimiz var o bölgelerde toplarız, esnaflarla diyalogumuz vardır. Bir hırsızlık olayı ya da başka bir olay olduğu zaman müdahale ederiz. Bizim vatandaşlardan talebimiz yaptığımız işi bilmeleridir. Bizleri tanıyabilmelerini, ön yargıyla yaklaşmayarak bizi bu toplumun bir parçası olarak görmelerini arzu ederiz. Sokak toplayıcısı, toplum için tehlike arz eden kişi değildir. Toplumumuzun bize bu gözle bakmasını arzu ediyoruz. Yanlış yapmak en basitiyken biz en zorunu yapıyoruz.” dediği bölümlerdi. Bugüne kadar haklarında ne düşündüysem meğer tam tersiymiş. SATDER Başkanı Recep Karaman, kendilerini “birçok kişinin kokusuna bile dayanamadığı çöplerden değer oluşturan, çocuklarına haram yedirmemek için her gün 30-35 kilometre yol kat ederek sokaktaki en büyük kartonu bulmayı hayal eden kişiler” olarak tanımlıyor. Sadece Ankara’da 2 bin 700 üyesi olan derneğin amacı işçilerin yasal haklarını almasını sağlamak, iş güvenliği eğitimleri organize etmek ve yeni yasal düzenlemeler için çalışmak. Çünkü Türkiye genelinde sosyal güvenceden yoksun olarak çalışan 500 bin atık kâğıt toplayıcısı bulunuyor. Dernek, içinde kâğıt toplayan kişilerin de bulunduğu sağlıklı bir atık toplama sistemi kurulduğunda, çalışanların serbest meslek statüsünde sigortaları ve resmî bir kıyafetleri olduğunda, toplumsal statü kazanacaklarına ve insanların onlara güven duyabileceği daha insani şartların sağlanacağına inanıyor. Yaptıkları işin sağlık problemlerini bir kenara bırakırsak bir de psikolojik boyutu var. Atık kâğıt toplayan kişiler “En büyük mücadelemiz, kendimizi topluma anlatmak.” diyor. Toplum tarafından hor görülmek, korkulan insanlar olmak istemiyorlar. İster algıda seçicilik deyin, ister farkındalık… Umarım bu yazıdan sonra her birimiz sokakta karşılaştığımız kâğıt toplayan kişilere daha farklı bir gözle bakmayı deneriz.

 

Kuveyt Türk Kurumsal İletişim Uzmanı/ Gülsüm Gökpınar

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Albaraka Türk’ten Doğal Gaz Açıklaması 

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, Karadeniz'de keşfedilen doğal gaza ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Utku, "Yenileme dönemi gelen doğal gaz anlaşmalarında sahip olduğumuz...

Albaraka’dan “Güvenli Ödeme Sistemi”

Albaraka Türk Katılım Bankası, Türkiye Noterler Birliği ile iş birliği yaparak, ikinci el motorlu kara taşıtı alım-satımında, taşıtın mülkiyeti ile satış tutarının güvenli ve...

Dergiden Son Yazılar

IBOR Geçişi Nasıl Zorluklar Getirebilir?

IBOR’un, (Bankalararası Teklif Edilen Faiz Oranı) 2021 yılı sonunda devre dışı bırakılması planlanıyor. Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının küresel etkilerine rağmen LIBOR’u (Londra Bankalararası Para...

Türkiye’de İşletmecilik Öğretimi

Ülkemizdeki işletmecilik öğretim mimarisinin, kısa sürede çıkış yolu olmayacağı bilinciyle yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye’deki işletmecilik öğretimi, 50 yıllık süreyi geride bırakmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat...

Katılım Bankalarında Likidite Riski

Likidite riskinin belirlenmesi, bankaların piyasa risklerine karşı pozisyon almalarında büyük önem taşımaktadır. Dünyada finansal liberalizasyonun hızlandığı 1980’li yıllardan beri bankalar, birçok şirket için önemli bir...

Altın, “Güvenli Liman” mı?

Altın, birkaç yıl daha güvenli liman şeklinde yatırımcıların gözdesi olmaya devam edecek. Altın, ABD’nin para birimi dolara olan güvenin azaldığı dönemlerde parasal varlıkların korunması açısından...

İslami Finans ve Akıllı Sözleşmeler

Blockchain’in sağladığı akıllı sözleşme teknolojisi, birçok sektöre şeffaflık sağlaması nedeniyle İslami finans dünyasında da tercih edilmektedir. Blockchain teknolojisi, dünyada hızla yayılmaktadır. Sözkonusu teknolojinin fayda sağladığı...
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy