13.4 C
İstanbul
Cuma, Aralık 4, 2020

Ekonomide V Tipi Toparlanma Yaşanıyor

İlginizi Çekebilir

Arif Ersoy’u Anlamak

Merhum Arif Ersoy Hocamız, insanlık yanarken su taşımayı hiç bırakmadı ve bitaraflardan olmadı.Kaybettiklerimizin kıymetini sonradan anlamak gibi, çıkasıca bir huyumuz var. Hatta maalesef, sadece...

Basra Körfezi’nde Bir İnci: Bahreyn

Petrolün yanı sıra inci üretimiyle de dikkat çeken Bahreyn, Basra Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesi…Asya Kıtası, dünyadaki en büyük kara parçası olarak biliniyor....

Çalışan Motivasyonunu Artırma Yolları

Yazı: Cem EkerPandemi sonrası yeni bir hayata başlarken şirketlerde çalışan motivasyonu nasıl yükseltilir?Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını, 2020’nin ilk çeyreğinde iyiden iyiye kendini göstermeye...

Medeniyetlerin Buluşma Noktası Sri Lanka

Yazı: Gültuğ ErdölMuhteşem doğası, dikkat çekici yapıları ve farklı kültürden insanları ile Sri Lanka…Dört tarafı denizlerle çevrili Sri Lanka, büyük ve bereketli nehirleri...

SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu, Kurul’un son dönem çalışmalarını ve faizsiz finans sektörünün kaydettiği başarıyı Katılım Finans okurları için değerlendirdi.

İstanbul Finans Merkezi, Türkiye ekonomisinin uluslararası vizyonunu ortaya koymaktadır.” diyen Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu; Türk sermaye piyasalarındaki son durumu, SPK’nin son dönem çalışmalarını ve ülke ekonomisine sağladığı katkıları ayrıca faizsiz finans sektörünün kaydettiği başarıyı Katılım Finans okurları için değerlendirdi.

“İstanbul Finans Merkezi, Türkiye ekonomisinin uluslararası vizyonunu ortaya koymaktadır”

İstanbul Finans Merkezi’nin 2022’nin ilk çeyreğinde faaliyete geçmesi planlanıyor. Böylece ekonominin kalbı̇nı̇n İstanbul’da atması amaçlanıyor. Merkezı̇n kuruluşu ve Türkiye finansına sağlayacağı katkıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

İstanbul Finans Merkezi hem Türkiye ekonomisinin iç dinamiklerine hem de küresel ekonomideki konumumuza yönelik kapsamlı bir proje olarak düşünülmelidir. Bu projeyle eş zamanlı şekilde Türkiye’de finansal okuryazarlığın gelişmesi, bireysel ve kurumsal tasarrufların artması, ürün çeşitliliği ile yatırım tercihlerinin ve özel kesim finansmanında sermaye piyasalarının payının artması hedeflenmektedir. Ancak, asıl olarak İstanbul Finans Merkezi, Türkiye ekonomisinin uluslararası vizyonunu ortaya koymaktadır. Küresel ekonomi için stratejik öneme sahip finansal piyasalar, birçok ülkenin pastadan pay almak için rekabet hâlinde olduğu alanlardır. Türkiye de bu rekabetin önemli oyuncularından birisidir. İstanbul Finans Merkezi, ülkemizin bu alandaki en büyük hamlesi konumundadır. Proje kapsamında oluşturacağımız kurumsal yapı, uluslararası kabul gören hukuki altyapı, yetişmiş insan kaynağı, her seviyeye uygun finansal ürün ve teknolojilerle İstanbul’un jeopolitik konumu birlikte değerlendirildiğinde, İstanbul finans alanında küresel bir marka hâline gelebilecektir. Bu sayede İstanbul; her geçen gün büyüyen ve alternatifler arayan küresel tasarruf sahiplerinin, yatırım kuruluşlarının ve finansman ihtiyacı olan şirketlerin buluştuğu bir merkez olacaktır.

“Yeni halka arzların olmasını beklemekteyiz”

Pandemi dönemiyle birlikte dünya ekonomisinin umulmayacak ölçüde değı̇şı̇me uğradığını gördük. COVID-19’un ülkemizde ortaya çıktığı andan bugüne kadar Türk sermaye piyasalarındaki değişimi değerlendirmenizi istesek neler söylersiniz? Bundan sonraki süreçte Türkiye piyasalarını neler bekliyor?

Pandeminin ilk günlerinde küresel ölçeğe yayılan belirsizlikler, sermaye piyasalarını da etkilemiştir. Fakat buna rağmen olumsuz hava çok kısa sürmüş ve ekonomideki V tipi toparlanmayla eş zamanlı şekilde, sermaye piyasalarımızda önemli gelişmeler olmuştur. Pandemi sürecinde tasarruf sahiplerinin sermaye piyasalarına yakın ilgi duyduğu ve yatırım tercihlerinde sermaye piyasası araçlarının ağırlığının arttığı görülmüştür.

Şubat 2020’de 1 milyon 289 bin olan hisse senedi yatırımcı sayısı, 473 bin kişi artarak Eylül 2020 itibarıyla 1 milyon 762 bine ulaşmıştır. Bu piyasada gerçekleştirilen ortalama günlük işlem hacmi şubat ayında 19,5 milyar TL iken ekim ortası itibarıyla 29,2 milyar TL’ye yükselmiştir. Aynı dönemde menkul kıymet yatırım fonlarının portföy büyüklüğü 135 milyar TL’den, 147 milyar TL’ye yükselirken bu dönemde yapılan dört adet halka arzın büyüklüğü 308 milyon TL olmuştur. Önümüzdeki haftalarda da yeni halka arzların olmasını beklemekteyiz.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) olarak, sermaye piyasalarına yönelik artan ilginin kalıcı olabilmesi için piyasayı yakından takip etmekte ve onun şeffaflığı ile etkinliğini artıracak düzenlemeler yapmaya devam etmekteyiz. Ancak bunu başarabilmemiz için piyasanın ana aktörü olan yatırımcıların tasarruflarını değerlendirirken özen göstermelerinin, bilgi ve tavsiye açısından yetkili kaynaklardan beslenmelerinin oldukça önemli olduğunu vurgulamak isterim.

“Borsa işlemlerine ilişkin şikâyetlerde Borsa İstanbul’a başvuru yapılmalı”

SPK’nin görevlerinden biri de borsa ve borsa dışı uyuşmazlıkları çözüme ulaştırmak. Bu konuda sı̇zlere ulaşmak isteyenler, hangi kanalları kullanıyor? Kurul’a yapılan başvuruların değerlendirme ve sonuç aşamaları nasıl gerçekleştiriliyor?

Öncelikle yatırımcıların, borsa işlemlerine ilişkin şikâyetleriyle ilgili Borsa İstanbul’a, borsa dışı işlemleri için ise Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) nezdindeki hakem heyetlerine başvurmaları gerekiyor. Borsa tarafından yapılan incelemeler sonucunda mevzuata aykırılık olabileceği değerlendiriliyorsa Borsa kararını bize gönderiyor, biz inceliyoruz. TSPB Hakem Heyeti tarafından alınan kararlarda ise TSPB’nin 2020 için 10 bin 390 TL’ye kadar tazmin kararı alma yetkisi bulunuyor. Hakem heyeti kararlarına tara ardan birinin itiraz etmesi veya mevzuata aykırılık bulunması hâlinde karar, TSPB tarafından Kurulumuza iletiliyor. Borsa tarafından verilen kararlarda ise kararın ilişkin olduğu tutar, belirli bir sınırın üzerinde ise Kurul’a itirazda bulunulabiliyor. Bu durumlarda biz tekrar inceleme yapıyoruz.

Diğer taraftan, SPK’ye yazılı veya elektronik ortamda bilgi edinme, şikâyet, görüş ve öneri kapsamında da başvuruda bulunulabiliyor.

SPK, ülkemı̇z sermaye pı̇yasaları hakkında uluslararası yatırımcıların bilgilendirilmesi adına ne gibi çalışmalarda bulunuyor? Tecrübelerı̇nı̇zden hareketle yabancı yatırımcı sayısını artırmak adına neler yapılmasını önerirsiniz?

Üyesi bulunduğumuz uluslararası kuruluşların kamuoyuyla da paylaşılan sermaye piyasalarına yönelik; anket, rapor, uygulama örnekleri gibi çalışmalarına aktif katılım ve katkı sağlanmaktadır. Özellikle Uluslararası Menkul Kıymet Komisyonları Örgütü (IOSCO), Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF), İslami Finansal Hizmetler Kurulu’nun (IFSB) bu amaçla yürüttüğü sermaye piyasaları özelindeki çalışmalar hakkında, mevcut mevzuat ve uygulamalar ile istatistiki bilgi sağlanmaktadır. Tüm bunlar, uluslararası yatırımcıların karşılaştırılabilir ve güvenilir bilgiye ulaşmasına imkân tanımaktadır.

Kurulumuz, ülkemizde ya da yurt dışında düzenlenen çeşitli etkinlikler vasıtasıyla da sermaye piyasalarımızın tanıtımını yapmaktadır. Katılınan uluslararası toplantılarda Türk sermaye piyasalarına ilişkin düzenleme, uygulama ve çeşitli büyüklükler hakkında da bilgi sunulmaktadır. Ayrıca, muadil yabancı kuruluşlarla düzenlenen programlar vasıtasıyla sermaye piyasalarımıza yönelik bilgi aktarılmaktadır. Bunun yanı sıra sermaye piyasalarımıza ilişkin açıklayıcı bilgiler, mevzuat ve veriler Kurulumuzun İngilizce web sayfasında kullanıcıların hizmetine sunulmaktadır.

Yabancı yatırımcılar açısından, piyasalardaki istikrar en belirleyici özelliklerden biri olmakla birlikte, düzenlemelerin sade ve net olması, uygulamalardaki tutarlılık, etkin denetim ile gözetim mekanizmalarının oluşturulması ve yeterli bilgi akışının sağlanmış olması büyük önem taşımaktadır.

“Kurulumuz, 1988’den beri dünyadaki sermaye piyasalarını düzenleyici ve denetleyici kurumların üye olduğu IOSCO’nun aktif üyesidir”

SPK, uluslararası faaliyetlere önem veren bir kurum. Bu bağlamda Avrupa Birliği, Uluslararası Menkul Kıymet Komisyonları Örgütü (IOSCO), Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), Uluslararası Para Fonu (IMF) ve İslami Fı̇nansal Hizmetler Kurulu (IFSB) gibi birçok kurum ve kuruluş ile ortak faaliyetler yürütüyor. Bu çalışmaların kapsamı ve Türk finansına sağladığı katkılara değinir misiniz?

Kurulumuz, 1988’den beri dünyadaki sermaye piyasalarını düzenleyici ve denetleyici kurumların üye olduğu IOSCO’nun aktif üyesidir. Örgüt, Sermaye piyasaları alanında ortak standartlar belirleyerek bunların uygulanmasını takip eden Finansal İstikrar Kurulu (FSB) ile iş birliği içerisinde çalışmalarda bulunmaktadır. IOSCO, menkul kıymet piyasalarındaki gelişmelerle ilgili hızlı aksiyon alınmasında önemli fonksiyonlar üstlenmiş bir uluslararası örgüttür. Kurulumuz da sözkonusu oluşumun gerek politika belirleyici teknik komitelerinde, gerekse karar alma mekanizmasının başında yer alan yönetim kurulunda üstlendiği görevlerle kurumun yürüttüğü çalışmalarda ilk elden bilgi sahibi olma, değerlendirme ve yönlendirme yapabilme olanağına sahiptir.

Düzenleme çalışmaları ya da uygulamanın yönlendirilmesinde en iyi yöntem; ortak yaklaşımların güncel biçimde elde edilebilmesi, sermaye piyasalarını etkileyen konuların hızlı ve kapsamlı şekilde değerlendirilmesidir. Bu sebeple muhtemel sonuçlar ve çözüm yolları hakkında yol gösterici bir perspektif çizebilen IOSCO’nun, Kurulumuz çalışmalarına katkıları son derece önemlidir. Nitekim COVID-19’la birlikte ülkelerin aldığı tedbirler ve atılan adımlar konusunda IOSCO ve FSB bünyesinde birçok paylaşım yapılmıştır. Oluşturulan veri bankası ve periyodik olarak düzenlenen bilgi paylaşımına yönelik çevrim içi toplantılar, ülke içi tedbirlerin alınması ve gelişmelerin değerlendirilmesi noktasında fevkalade faydalı olmuştur.

Benzer şekilde İslami finans alanında standartlar geliştiren IFSB, kurumsal yönetişim ilkeleri açısından OECD, gelişmekte olan ülkelere yönelik çeşitli analiz ve araştırmalarla karşılaştırılabilir veriler sunan Dünya Bankası ve IMF gibi kuruluşların rapor ve çalışmaları da sermaye piyasalarımızın mevcut yapısı ve geleceğe yönelik vizyonuna önemli katkılar sağlamaktadır.

“Kira sertifikaları, pay senetleri ve katılım fonları en önemli finansal araçlar olarak karşımıza çıkmaktadır”

Faizsiz finans sektörü ve katılım bankaları son dönemde gözle görülür bir büyüme kaydetti. Krizlerden etkilenmeyen yapıları sayesinde birçok müşteri tarafından tercih edilen bu kuruluşların sermaye piyasalarındaki yerini ve sektördeki önemini nasıl değerlendirirsiniz?

Türkiye’de hem katılım bankacılığı alanında hem de faizsiz standartlara uygun sermaye piyasası araçlarında gözle görülür bir büyüme sözkonusudur. Özellikle kira sertifikaları ve katılım standartlarına uygun pay senetleri ile katılım fonları en önemli finansal araçlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yurt içinde tedavülde bulunan ve nominal değeri 134,2 milyar TL olan özel sektör borçlanma araçları içerisinde kira sertifikalarının payı yüzde 15,2 ile 20,4 milyar TL seviyesindedir. Eylül sonu itibarıyla BIST 100 endeksine dâhil olan şirketlerin 30 tanesi, katılım standartlarına uygun kabul edilmektedir. Aynı dönemde toplam büyüklüğü 159,3 milyar TL olan emeklilik yatırım fonlarının yüzde 18,5’ine tekabül eden 29,4 milyar TL’lik kısmı, katılım standartlarına uygun fonlardan oluşmaktadır. Toplam büyüklüğü 134 milyar TL olan menkul kıymet yatırım fonlarının içerisinde ise katılım standartlarına uygun fonların toplam büyüklüğü 5,6 milyar TL seviyesindedir.

Faizsiz standartlara uygun enstrümanların büyüklüğü ve gelişimi izlendiğinde arz talep tarafında uzun yıllardır duyulan bir ihtiyaca cevap verildiği görülmektedir. Ancak yapılan araştırmalara bakıldığında, talep tarafında daha yüksek potansiyelin olduğu ve finansal araçların bilinirliği arttıkça sektörün gelişime açık olduğu görülmektedir. Bu konuda SPK olarak faizsiz finansal enstrümanların standartlarını hassas bir şekilde belirlemeye ve yeni finansal fikirlerin faizsiz sisteme uygun bir biçimde sunulabilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmaya devam edeceğiz.

Röportaj: Gültuğ Erdöl

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Albaraka Türk’ten Doğal Gaz Açıklaması 

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, Karadeniz'de keşfedilen doğal gaza ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Utku, "Yenileme dönemi gelen doğal gaz anlaşmalarında sahip olduğumuz...

Albaraka’dan “Güvenli Ödeme Sistemi”

Albaraka Türk Katılım Bankası, Türkiye Noterler Birliği ile iş birliği yaparak, ikinci el motorlu kara taşıtı alım-satımında, taşıtın mülkiyeti ile satış tutarının güvenli ve...

Dergiden Son Yazılar

IBOR Geçişi Nasıl Zorluklar Getirebilir?

IBOR’un, (Bankalararası Teklif Edilen Faiz Oranı) 2021 yılı sonunda devre dışı bırakılması planlanıyor.Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının küresel etkilerine rağmen LIBOR’u (Londra Bankalararası Para...

Türkiye’de İşletmecilik Öğretimi

Ülkemizdeki işletmecilik öğretim mimarisinin, kısa sürede çıkış yolu olmayacağı bilinciyle yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.Türkiye’deki işletmecilik öğretimi, 50 yıllık süreyi geride bırakmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat...

Katılım Bankalarında Likidite Riski

Likidite riskinin belirlenmesi, bankaların piyasa risklerine karşı pozisyon almalarında büyük önem taşımaktadır.Dünyada finansal liberalizasyonun hızlandığı 1980’li yıllardan beri bankalar, birçok şirket için önemli bir...

Altın, “Güvenli Liman” mı?

Altın, birkaç yıl daha güvenli liman şeklinde yatırımcıların gözdesi olmaya devam edecek.Altın, ABD’nin para birimi dolara olan güvenin azaldığı dönemlerde parasal varlıkların korunması açısından...

İslami Finans ve Akıllı Sözleşmeler

Blockchain’in sağladığı akıllı sözleşme teknolojisi, birçok sektöre şeffaflık sağlaması nedeniyle İslami finans dünyasında da tercih edilmektedir.Blockchain teknolojisi, dünyada hızla yayılmaktadır. Sözkonusu teknolojinin fayda sağladığı...
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy