9.6 C
İstanbul
Cuma, Kasım 27, 2020

Dünyayı Doyuran Ülke, Dünyanın Lideri Olacak

İlginizi Çekebilir

Arif Ersoy’u Anlamak

Merhum Arif Ersoy Hocamız, insanlık yanarken su taşımayı hiç bırakmadı ve bitaraflardan olmadı. Kaybettiklerimizin kıymetini sonradan anlamak gibi, çıkasıca bir huyumuz var. Hatta maalesef, sadece...

Basra Körfezi’nde Bir İnci: Bahreyn

Petrolün yanı sıra inci üretimiyle de dikkat çeken Bahreyn, Basra Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesi… Asya Kıtası, dünyadaki en büyük kara parçası olarak biliniyor....

Çalışan Motivasyonunu Artırma Yolları

Yazı: Cem Eker Pandemi sonrası yeni bir hayata başlarken şirketlerde çalışan motivasyonu nasıl yükseltilir? Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını, 2020’nin ilk çeyreğinde iyiden iyiye kendini göstermeye...

Medeniyetlerin Buluşma Noktası Sri Lanka

Yazı: Gültuğ Erdöl Muhteşem doğası, dikkat çekici yapıları ve farklı kültürden insanları ile Sri Lanka… Dört tarafı denizlerle çevrili Sri Lanka, büyük ve bereketli nehirleri...

Türkiye, 1923’ten günümüze gelişimini sanayi üzerinden şekillendirmiş olsa da verimli toprakları ve geleneği itibarıyla bir tarım ülkesi. Son dönemlerde ise Hükümetimiz, ülkemizin sanayideki gelişimiyle birlikte tarıma da ağırlık verilmesi hususunda stratejik planlar yapıyor. Buradan yola çıkarak Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Bakan Pakdemirli, “Bakanlığımız bünyesinde görev yapan birçok nitelikli araştırmacımız bulunuyor. Türkiye’nin dört bir yanında tarım arazilerimizin yanı sıra enstitülerimiz ve büyük bir AR-GE altyapımız var. Bu altyapımızın, üniversitelerimiz için büyük bir laboratuvar olacağını düşünüyoruz. Yeni dönemde; üniversitelerimiz ile birlikte sağlıklı çalışmaların önünü açıyoruz.” açıklamalarında bulundu.

Türkiye’nin yeni dönem tarım politikaları vizyonu ile ilgili neler söylersiniz?

Tarım, stratejik bir sektördür ve gelecekte bugünkünden çok daha önemli ve kritik bir noktada olacaktır. Bilindiği gibi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı; Tarım ve Orman Bakanlığı çatısı altında birleştirildi. Böylece tarımda da yeni bir döneme umutla girmiş olduk. Tarımın ne kadar önemli olduğunu yakın gelecekte hep beraber göreceğiz. Konuşmalarımda sıkça dile getirdiğim gibi “Dünyayı doyuran ülke, dünyanın lider ülkesi olacak.”

Bakanlık olarak biz de tarımsal politikalarımızı ve projelerimizi bu bakış açısıyla hayata geçiriyoruz. Tohumdan sofraya çiftçimizi, üreticimizi koruyor; tüketicimizi de kolluyoruz.

Millî düşünce ve yerli üretim, geleceğimiz açısından çok önemli. Bu noktada, yüksek katma değer sağlayacak projelere öncelik veriyoruz. Tarımsal üretim politikasına, bütüncül bakış açısıyla yaklaşıyoruz. Politikalarımızı, proaktif bir anlayışla belirliyoruz. İnsana, bitkiye, hayvana ve çevreye duyarlı; hassas tarım uygulamalarını hayata geçiriyoruz.

“Hayatın ve üreticinin kendisi en iyi öğretmendir.” gerçeğinden hareketle, 81 ilimizi tek tek dolaşıyoruz. Çiftçimizle kucaklaşıyoruz. Onların yol göstericiliğinde, politikalarımızı hep birlikte belirliyoruz.

Ne yapılması gerektiğini bilmek, stratejinin özünü oluşturur. Bir işi sadece doğru yapmak yetmiyor. Asıl olan; doğru olan işi, doğru bir şekilde yapabilmek.

Planlama ve strateji, tarım sektörünün en önemli sacayağını oluşturuyor. Daha iyi bir strateji geliştirebilmek adına daim olan verilere hâkim olmak lazım. Bu yüzden dünü, bugünü ve yarını iyi bilmeliyiz. 2019 yılında bütçe rakamlarımız çerçevesinde ve imkânlarımızı zorlayarak faaliyetlerimize devam edeceğiz.

Tarım ve Orman Bakanlığı olarak 2019-2023 dönemini “Tarım, Orman Yönetiminde Yapısal Reformlar” dönemi olarak ilan ediyorum. Bu yapısal reformları çiftçilerimizle, çiftçi kuruluşlarımızla, devlet kurumlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla ve tabii ki üniversitelerimizle hep birlikte hayata geçireceğiz.

Ülkemizde, tarım alanlarının etkin kullanımı ile ilgili olarak yapılan çalışmalardan bahseder misiniz?

Son 16 yılda tarım, orman ve su alanlarında büyük bir mesafe katettik. Tarımsal toprak varlığı olarak dünyada 17. sıradayız. Bu tablo bize, tarım arazilerimizi iyi kullandığımızı göstermesi açısından önem arz ediyor.Tarım, kesinlikle teknoloji ile buluşmalı. Bu bizler için bir lüks değil, artık bir gerekliliktir. Bizler bu minvalde Tarım ve Orman Bakanlığı olarak insan kaynakları alanında çiftçileri, teknik bilgi ile buluşturuyoruz. Çiftçilere tarım ve teknoloji alanındaki yenilikleri anlatıyoruz.Bakanlığımız bünyesinde görev yapan birçok nitelikli araştırmacımız bulunuyor. Türkiye’nin dört bir yanında tarım arazilerimizin yanı sıra enstitülerimiz ve büyük bir AR-GE altyapımız var. Bu altyapımızın, üniversitelerimiz için büyük bir laboratuvar olacağını düşünüyoruz. Yeni dönemde; üniversitelerimiz ile birlikte sağlıklı çalışmaların önünü açıyoruz.İkinci eksenimiz olan doğal kaynaklar alanında ise toprak kaynaklarının envanterini tamamlamayı hedefliyoruz. Hasılatı maksimuma çıkarmak için kaynaklarımızı optimize edeceğiz. Doğru iklim, doğru toprak, doğru ürünle hasılatı maksimize edecek şekilde mikro ve makro dengeler çerçevesinde planlamalar yapıyoruz.

Bu kapsamda arazilerin toplulaştırılmasına büyük önem veriyoruz. 2023’e kadar;
8,5 milyon hektar alanda toplulaştırma çalışmalarını tamamlamış olacağız.Ayrıca, atıl tarım arazilerinin envanter tamamlama çalışmalarını başlatıyoruz. Böylelikle, işlenmeyen tarım arazimiz kalmayacak. Altyapı reformları ve hukuki reformlar hayata geçecek. Çeşitli nedenlerle ekilemeyen 2 milyon hektar tarım arazisi, tarımsal üretime kazandırılacak. Böylelikle, 13 milyar TL gelir artışı sağlanacak. Bugüne kadar havza bazlı üretim yapılıyor, fakat yönetimi gerçekleştirilemiyordu. Bakanlık olarak havzalara yetki vererek ürün desenleri ile havzaların seçmelerini ve optimizasyonlarını kendilerinin yapmalarını sağlayacağız. Böylelikle problemin çıktığı noktada gerekli düzeltmeleri kendileri yapabilecekler. Havza bazlı yönetimde havzalar yönetim anlamında ayrışacak. Böylece, biz toplam hasılamızı arttırarak üreticinin işini olduğu yerde çözebileceğiz.

Türkiye’de yerli tohum uygulamalarından bahseder misiniz?

Yerli tohum, endemik zenginliğimizi koruma ve katma değerin ülkemizde kalması adına çok önemli. Çalışmalarımız neticesinde yerli tohumda üretimimizi 150 bin tondan 1 milyon tonun üzerine çıkardık. Dünya sertifikalı tohum piyasasında, 750 milyon dolar ile 11. sırada yer alıyoruz.

“Yerel Tohum Buluşmaları” kapsamında ülkemizin değişik illerindeki vatandaşlarımızdan pek çok sayıda yerel tohum toplanarak, Tohum Gen Bankası’nda muhafaza altına alındı. Tohum Gen Bankası’nda toplanan tohumlardan ağırlıklı sebze olmak üzere 395 çeşidin yüzde 50’lik kısmı, çoğaltılmak üzere Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM)’ne verildi ve 2018 ilkbaharında bu çeşitlerin ekimi yapılarak çoğaltıldı. Çoğaltılan çeşitler mısır, kabak, çeltik, bamya, domates, biber, salatalık, karpuz, kavun, lahana, pazı, maydanoz, tere, barbunya ve fasulye türlerinden oluşuyor. Elde edilen tohumların bir kısmı, üretimde sürekliliği sağlamak üzere 2019 yılında TİGEM işletmelerinde ekim için kullanılacak, bir kısmı ise tescil işlemlerinin ardından pazara sunulacak.

 

“Türkiye’de tarımın gelişmesi” adına özel sektöre, bankalara ve tarım kuruluşlarına mesajlarınız neler?

 Ülkemizde tarım sektörünün daha da gelişmesi, daha çok üretim yapılarak ekonomimize daha fazla katkı sağlanması için hepimize görev düşüyor. Tarımsal faaliyetlerden sorumlu bakanlık olarak çiftçimize mazot, gübre ve tohum başta olmak üzere birçok alanda destek veriyoruz. Bu desteklerimizi sürdürerek çiftçimizin üretim maliyetlerine katkı sağlamayı sürdüreceğiz. Çiftçimizin daha fazla alanda daha fazla üretim yapması için gerekli ortamı sağlamakla yükümlüyüz. Tarım sektöründe bulunan özel işletmeler de ticari faaliyetlerini sürdürürken sağlıklı ve güvenilir ürünler üretmek durumundalar. Söz konusu işletmeler, gerek üretim gerek dağıtım aşamasında istihdam anlamında da büyük bir fayda sunuyor. Bunun yanı sıra ihraç ettikleri ürünlerle millî ekonomimize katkı sağlıyor.  Yine bankalar tarım sektörüne can suyu olmak için çiftçi odaklı çeşitli projeler geliştirerek düşük faizli krediler veriyor. Çiftçilerimiz de bu sayede daha modern araç gereç ve ekipmanlarla faaliyetlerini sürdürebiliyor. Ayrıca işini iyi yapan kooperatifler, birlikler ve odalar da ülke tarımına olumlu anlamda katkı sunuyor. Bütün bunlara baktığımızda ülke tarımını bir zincir olarak görmeliyiz. Bu zincirdeki her halka da üzerine düşen görevi gerçek manada yerine getirmeli. Özel işletmelerimizle, bankalarımızla, tarımsal kuruluşlarımızla birlikte gerek üreticilerimizi gerekse de tüketicilerimizi düşünerek hareket etmeliyiz. Millî ekonomimize daha fazla katkı sunarak, bu sektörü daha iyi, daha başarılı bir duruma getirmeliyiz.

 

 

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Albaraka Türk’ten Doğal Gaz Açıklaması 

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, Karadeniz'de keşfedilen doğal gaza ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Utku, "Yenileme dönemi gelen doğal gaz anlaşmalarında sahip olduğumuz...

Albaraka’dan “Güvenli Ödeme Sistemi”

Albaraka Türk Katılım Bankası, Türkiye Noterler Birliği ile iş birliği yaparak, ikinci el motorlu kara taşıtı alım-satımında, taşıtın mülkiyeti ile satış tutarının güvenli ve...

Dergiden Son Yazılar

IBOR Geçişi Nasıl Zorluklar Getirebilir?

IBOR’un, (Bankalararası Teklif Edilen Faiz Oranı) 2021 yılı sonunda devre dışı bırakılması planlanıyor. Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının küresel etkilerine rağmen LIBOR’u (Londra Bankalararası Para...

Türkiye’de İşletmecilik Öğretimi

Ülkemizdeki işletmecilik öğretim mimarisinin, kısa sürede çıkış yolu olmayacağı bilinciyle yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye’deki işletmecilik öğretimi, 50 yıllık süreyi geride bırakmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat...

Katılım Bankalarında Likidite Riski

Likidite riskinin belirlenmesi, bankaların piyasa risklerine karşı pozisyon almalarında büyük önem taşımaktadır. Dünyada finansal liberalizasyonun hızlandığı 1980’li yıllardan beri bankalar, birçok şirket için önemli bir...

Altın, “Güvenli Liman” mı?

Altın, birkaç yıl daha güvenli liman şeklinde yatırımcıların gözdesi olmaya devam edecek. Altın, ABD’nin para birimi dolara olan güvenin azaldığı dönemlerde parasal varlıkların korunması açısından...

İslami Finans ve Akıllı Sözleşmeler

Blockchain’in sağladığı akıllı sözleşme teknolojisi, birçok sektöre şeffaflık sağlaması nedeniyle İslami finans dünyasında da tercih edilmektedir. Blockchain teknolojisi, dünyada hızla yayılmaktadır. Sözkonusu teknolojinin fayda sağladığı...
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy