8.8 C
İstanbul
Pazar, Kasım 29, 2020

Dil Öğretiminden Dillerin Öğretimine

İlginizi Çekebilir

Arif Ersoy’u Anlamak

Merhum Arif Ersoy Hocamız, insanlık yanarken su taşımayı hiç bırakmadı ve bitaraflardan olmadı. Kaybettiklerimizin kıymetini sonradan anlamak gibi, çıkasıca bir huyumuz var. Hatta maalesef, sadece...

Basra Körfezi’nde Bir İnci: Bahreyn

Petrolün yanı sıra inci üretimiyle de dikkat çeken Bahreyn, Basra Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesi… Asya Kıtası, dünyadaki en büyük kara parçası olarak biliniyor....

Çalışan Motivasyonunu Artırma Yolları

Yazı: Cem Eker Pandemi sonrası yeni bir hayata başlarken şirketlerde çalışan motivasyonu nasıl yükseltilir? Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını, 2020’nin ilk çeyreğinde iyiden iyiye kendini göstermeye...

Medeniyetlerin Buluşma Noktası Sri Lanka

Yazı: Gültuğ Erdöl Muhteşem doğası, dikkat çekici yapıları ve farklı kültürden insanları ile Sri Lanka… Dört tarafı denizlerle çevrili Sri Lanka, büyük ve bereketli nehirleri...

Ekonomisiyle sürekli gelişmişlik gösteren Türkiye’nin, bu anlamda yeni ülkelere, yeni coğrafyalara, yeni dillere ihtiyacı vardır

 

YAZI: İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Doç.Dr. Ali Büyükaslan

 

Bakanlar Kurulu 2018 yılı Nisan ayı içerisinde aldığı bir kararla Malayca ve Endonezce dillerinin de örgün ve yaygın eğitim kurumlarında öğretilmesini kararlaştırdı. Bakanlar Kurulu’nun bu kararı, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin son yıllarda oluşturduğu perspektifle örtüşen bir karar olarak dikkat çekmektedir. Bölgesel aktör olmanın dışında gerek tarihsel geçmişiyle gerekse kültürel geçmişi ve inanç birliktelikleri açısından düşünüldüğünde, Bakanlar Kurulu’nun aldığı bu kararın Türkiye’nin uluslararası aktör olma ve dış siyasette etkinliğini ortaya koyması açısından önemli olduğu anlaşılacaktır. Nitekim son yıllarda ülkemizin başta Afrika olmak üzere dünyanın birçok yerinde büyükelçilikler düzeyinde temsilcilikler açmasını, sadece temsilciliklerin açıldığı ülkelerle ticari iş birliğinin bir gereği olarak değil aynı zamanda inanç ve kültürel birlikteliğin getirdiği bir etkiyi yeniden oluşturma ve geliştirme amacı taşıdığını da düşünüyoruz. Bu bağlamda örneğin, Malayca ve Endonezce dillerinin örgün ve yaygın eğitim kurumlarında öğretilmesinin kabulü sadece çok konuşulan iki dilin öğretilmesi olarak düşünülmemelidir. Her iki dilin sadece Asya’da konuşulan diller olduğu düşünüldüğünde bile ekonomisiyle sürekli gelişmişlik gösteren Türkiye’nin, bu anlamda dahi yeni ülkelere, yeni coğrafyalara, yeni dillere ihtiyacı vardır. Dil öğrenimi ya da yabancı dil söz konusu edildiğinde ilk akla gelen özlü sözün “Bir dil bir insan, iki dil iki insan” şeklindeki söz olduğunu hatırlamak gerekir. Ancak dil öğrenimini sonuçları itibarıyla değerlendirdiğimizde, dil öğrenmenin sadece bir yabancı dili, daha doğru bir ifadeyle ikinci, üçüncü bir dili öğrenmekten ibaret olmadığını; sadece dil öğrenmenin getirdiği pratik kazanımlarla değil, bu kazanımları hayatın hemen bütün alanlarına yaymakla da açıklayabiliriz. Örneğin, Endonezya’nın nüfusu 250 milyonun üzerinde, Endonezce dilinin kalabalık bir nüfusun dili olmasının ötesinde her türlü iletişime ve ilişkiye-buna ekonomik, kültürel, turizm vb. ilişkiler dâhil girilebileceği anlamı kendiliğinden ortaya çıkar.

Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin bir devlet politikası olarak benimsediği Afrika açılımı da bize Endonezce ve Malayca dilleri dışında Afrika’da çok kullanılan başka dillerin de örneğin Hausa, Swahili, Yoruba ve Zulu dillerinin de örgün ve yaygın eğitim kurumlarında öğrenilebilmesinin yolları açılmalıdır. Dillerini bildiğiniz insanlarla aracıları ortadan çıkararak daha kolay anlaşılabileceği unutulmamalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın dil öğrenimine ilişkin uygulamada karşılaşılan nitelik ve verimlilikle ilgili sorunları olduğu açıktır. Bir an için bu sorunları bir kenara bırakarak düşündüğümüzde; dil öğrenimini, sorunların engellediği bir fırsatın ortadan kaldırılması olarak düşünmek yerine, söz konusu sorunların giderilerek hemen her ülkeyle kendi dillerinde asgari ilişkiler kurabilecek bir dil yetkinliğine sahip olma zarureti ortaya çıkacaktır. Dil, kültür, iletişim, ekonomik ilişkiler, kültürel ve turistik ilişkiler vb. kavramsal çerçevenin söz konusu edildiği her ortamda; dil ve dil öğrenimine ilişkin ihtiyaçların yanı sıra bilişim ve ulaşım altyapılarındaki hızlı değişimin saydığımız kavramsal çerçeve üzerine etkileri daha da belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Uzakların yakın, bilinmeyenlerin bilindik, tanınmayanların tanıdık hâle geldiği bir çağda; dilin, hangi dil olursa olsun, öğrenilmesinin önündeki engeller ortadan kaldırılmalıdır. Ulaşabildiğiniz her yerde ulaştıklarınızı biliyor ve tanıyor olmanın rahatlığıyla hareket etme becerisini size sağlayacak olan dil öğrenimini, kültürel tanımayla besleyerek kolay iletişim kurulabilir coğrafyalara uzanmak gerektiği kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Bu bağlamda, ülkemizin genç ve dinamik nüfusunun, kendilerine altyapısı sağlam, tutarlı bir yol haritası çizildiğinde üstesinden gelemeyeceği hemen hemen hiçbir şey yoktur. Nitekim bugün en yalın ifadesiyle devletimizin savunma sanayisinde attığı adımlar ülkenin genç beyinlerine duyulan güvenden kaynaklanan bir alan açmanın sonucu olarak da değerlendirilebilir. Bu çerçevede dil öğrenimi ihtiyacını “yerinde ve gerekli olanı” öğrenme şekliyle sınırlandırmamak, bunu daha da ileri seviyelere taşıyarak AB dil porftolyosunda yer alan seviyelerde dil öğrenimini zenginleştirmek hangi dil olursa olsun takip edilmesi gereken bir yoldur. Bugün Endonezce ve Malayca özelinde yapılan dil öğreniminde çeşitliliğin sağlanması düşüncesi, bakanlığın dil öğreniminde verimlilik ve niteliğin sağlanması düşüncesiyle buluşarak, attığımız taşın ürküttüğümüz kurbağaya değmesini sağlamalıdır. Dil öğreniminde yapılan onca masrafa, geçen onca zamana karşın hâlâ arzu edilen seviyede olunmadığı bir gerçektir. Türkiye Cumhuriyeti 24 Haziran’da yapılan seçimle devlet erkinde daha hızlı karar almayı sağlayabilecek, daha hızlı stratejiler geliştirecek ve klasik bürokrasinin engelleyici ve süreci yavaşlatıcı tutumlarından uzaklaştıracak yeni bir sisteme geçiş yapmıştır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu yeni dönemde, gerek uluslararası çevrelerde karar verici aktör durumuna gelmesi gerekse dünyanın diğer bölgeleriyle kuracağı ekonomik, kültürel ilişkilerde daha üretken ve verimli ilişkiler sağlayabilmesi için diğer birçok alanda olduğu gibi yabancı dil öğretimi politikalarının da yeni bir çehreye bürünmesi gerekliliği doğmuştur.

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Albaraka Türk’ten Doğal Gaz Açıklaması 

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, Karadeniz'de keşfedilen doğal gaza ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Utku, "Yenileme dönemi gelen doğal gaz anlaşmalarında sahip olduğumuz...

Albaraka’dan “Güvenli Ödeme Sistemi”

Albaraka Türk Katılım Bankası, Türkiye Noterler Birliği ile iş birliği yaparak, ikinci el motorlu kara taşıtı alım-satımında, taşıtın mülkiyeti ile satış tutarının güvenli ve...

Dergiden Son Yazılar

IBOR Geçişi Nasıl Zorluklar Getirebilir?

IBOR’un, (Bankalararası Teklif Edilen Faiz Oranı) 2021 yılı sonunda devre dışı bırakılması planlanıyor. Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının küresel etkilerine rağmen LIBOR’u (Londra Bankalararası Para...

Türkiye’de İşletmecilik Öğretimi

Ülkemizdeki işletmecilik öğretim mimarisinin, kısa sürede çıkış yolu olmayacağı bilinciyle yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye’deki işletmecilik öğretimi, 50 yıllık süreyi geride bırakmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat...

Katılım Bankalarında Likidite Riski

Likidite riskinin belirlenmesi, bankaların piyasa risklerine karşı pozisyon almalarında büyük önem taşımaktadır. Dünyada finansal liberalizasyonun hızlandığı 1980’li yıllardan beri bankalar, birçok şirket için önemli bir...

Altın, “Güvenli Liman” mı?

Altın, birkaç yıl daha güvenli liman şeklinde yatırımcıların gözdesi olmaya devam edecek. Altın, ABD’nin para birimi dolara olan güvenin azaldığı dönemlerde parasal varlıkların korunması açısından...

İslami Finans ve Akıllı Sözleşmeler

Blockchain’in sağladığı akıllı sözleşme teknolojisi, birçok sektöre şeffaflık sağlaması nedeniyle İslami finans dünyasında da tercih edilmektedir. Blockchain teknolojisi, dünyada hızla yayılmaktadır. Sözkonusu teknolojinin fayda sağladığı...
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy