12.4 C
İstanbul
Pazar, Kasım 29, 2020

Çilenin Bitmeyen Nağmesi

İlginizi Çekebilir

Arif Ersoy’u Anlamak

Merhum Arif Ersoy Hocamız, insanlık yanarken su taşımayı hiç bırakmadı ve bitaraflardan olmadı. Kaybettiklerimizin kıymetini sonradan anlamak gibi, çıkasıca bir huyumuz var. Hatta maalesef, sadece...

Basra Körfezi’nde Bir İnci: Bahreyn

Petrolün yanı sıra inci üretimiyle de dikkat çeken Bahreyn, Basra Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesi… Asya Kıtası, dünyadaki en büyük kara parçası olarak biliniyor....

Çalışan Motivasyonunu Artırma Yolları

Yazı: Cem Eker Pandemi sonrası yeni bir hayata başlarken şirketlerde çalışan motivasyonu nasıl yükseltilir? Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını, 2020’nin ilk çeyreğinde iyiden iyiye kendini göstermeye...

Medeniyetlerin Buluşma Noktası Sri Lanka

Yazı: Gültuğ Erdöl Muhteşem doğası, dikkat çekici yapıları ve farklı kültürden insanları ile Sri Lanka… Dört tarafı denizlerle çevrili Sri Lanka, büyük ve bereketli nehirleri...

Klasik Türk musikisi denince akla ilk gelen isimlerden olan ve bugün dahi bilinirliğini günden güne artıran Dede Efendi; etkileyici sesi, ney çalmadaki ustalığı ve özellikle de ölümsüz besteleriyle 19. yüzyıla damgasını vurmuştur. 10. yüzyıldan itibaren icra edilmeye başlanan Türk musiki geleneğine bağlılığının yanı sıra Batı müziği unsurlarını da ustalıkla kullanan sanatçı, musiki sanatının tüm inceliklerini eserlerinde yansıtmış ve kendinden sonraki kuşaklara büyük bir miras bırakmıştır. Öyle ki toplamda altı döneme ayrılan Klasik Türk Müziği’nin gelenek bütünlüğü bakımından sonuncu merhalesi olan “son klasik dönem”, Dede Efendi’nin vefatıyla son bulmuştur.

 

Müzikle İlkokulda Tanıştı

Tam adıyla Hammamizade İsmail Dede Efendi, 9 Ocak 1778 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Dünyaya gelişi Kurban Bayramı’nın ilk gününe denk geldiği için İsmail adını almış, babasının mesleğinden dolayı ise Hammamizade ön adıyla zikredilmiştir. Müziğe ilk adımı, henüz ilkokul eğitimini gördüğü esnada sesinin güzelliği sayesinde mektepte ilahicibaşılık yapmasıyla olmuştur. O dönemde gönüllülerine evinde müzik eğitimi veren Anadolu Kesedarı Uncuzade Mehmed Efendi, okuldaki bir merasim sırasında ilahi okurken onu dinlemiş ve öğrencisi olmasını istemiştir. Müzik eğitimine böylelikle başlayan İsmail, ilkokulu tamamlamasının ardından yedi yıl boyunca buradaki derslerine devam etmiştir. Hocası Mehmed Efendi’nin vesilesiyle bir yandan Defterdarlık Muhasebe Kalemi’nde çalışan İsmail, aynı zamanda dönemin güçlü Mevlevilik ve sanat merkezlerinden olan Yenikapı Mevlevihanesi’nde Şeyh Ali Nutkî Dede ve onun kardeşi Abdülbâki Nâsır Dede’den de dersler almıştır.

 

Çile Dolduran Bir Derviş

20 yaşındayken Muhasebe Kalemi’nden ayrılarak Mevlevihane’de çileye girmeye karar veren İsmail, musiki çevrelerinde adını ilk kez bu dönemde yaptığı bestesi ile duyurmuştur. Zülfündedir Benim Baht-ı Siyahım adlı bu beste, dönemin önde gelen sanatseverlerinin yanı sıra kendisi de bir bestekâr olan Sultan III. Selim’in de ilgisini çekmiştir. Bestenin sahibinin çile dolduran bir derviş olduğunu öğrenen Sultan, şarkıyı bizzat ondan dinlemek adına eserin genç müellifini saraya davet etmiştir. Böylece İsmail ile tanışan Sultan, onu ısrarla sarayın hanendeleri arasına almak istemiştir. Bunun üzerine İsmail’in üç yıllık çile döneminin son senesi, Nutkî Dede tarafından bağışlanmıştır. Çilesini doldurmasıyla beraber Dede unvanını alan Hammamizade İsmail Dede Efendi, Mevlevihane’de sahip olduğu hücresinde musiki meraklılarını ağırlamaya ve dersler vermeye başlamıştır. Sanatçı, o dönemde büyük ses getiren ve en ünlü eserlerinden olan Hicaz Nakış’ı da bu dönemde bestelemiştir. Ardından yeniden saraya davet edilmiş ve haftanın iki günü padişah huzurunda düzenlenen fasıllarda hanendelik yapmıştır. 1802’de, 24 yaşına geldiğinde ise saray maiyetinden bir hanımla evlenmiştir. Gençlik yıllarının ardından 1804’te hocası Nutkî Dede’yi, 1805’te büyük oğlunu ve 1808’de annesini kaybeden Dede Efendi; aynı sene III. Selim’in de öldürülerek tahttan indirilmesiyle saraydan uzaklaşmıştır. 1810’da ikinci oğlunun da ölümüyle büyük bir üzüntü yaşayan Dede Efendi, Bayatî makamında icra ettiği Bir Gonca Femin Yâresi Vardır Ciğerimde adlı besteyi yazmıştır. Söz konusu mersiye, Türk musikisinde hususi bir konunun işlendiği ilk beste olma özelliği taşımaktadır. Dede Efendi’nin bu eseri, daha sonrasında Türk musikisinde “romantik dönem” olarak adlandırılacak safhanın da habercisi olacaktır.

 

Sanatının Zirve Yılları
  1. Mustafa’nın bir yıllık padişahlığının ardından II. Mahmud’un tahta çıkması ve birtakım siyasi düzenlemeler yapmasından sonra saraya geri çağrılan Dede Efendi; burada sırasıyla musâhib-i şehriyârî ve sermüezzin mertebelerine yükselmiştir. Bu yıllarda sanat hayatının en parlak ve verimli dönemini yaşayan Dede Efendi, 1839’dan sonra Sultan Abdülmecid yönetiminde de saraydaki konumunu korumuştur. Ancak bu yıldan itibaren, 61 yaşında olan sanatçının beste çalışmalarında öncekine nazaran bir yavaşlama sözkonusu olmuştur. Bu durum, sanatçının yaşından ziyade kendi açıklamalarında da yer aldığı şekilde Abdülmecid dönemindeki saray yaşamını yadırgamasından kaynaklanmıştır. Dede Efendi’ye göre saray, bu tarihten itibaren hızlı bir alafranga etkisine girmiştir. Daha çok Batı müziğiyle ilgili olan Sultan, Türk musikisinin saraydaki varlığını resmî davetler esnasında çalınması seviyesinde tutmuştur. Bunun üzerine saraydan uzaklaşan Dede Efendi, öğrencileri Mutafzade Ahmed ve Dellâlzade İsmail Efendi ile birlikte hacca gitmek üzere padişahtan izin istemiştir. Hac vazifesini tamamlamasının ardından Hicaz’da yakalandığı kolera nedeniyle vefat etmiştir. Sanatçının mezarı Mekke’de bulunmaktadır.
Yayın Editörü / Pınar Kenar

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Albaraka Türk’ten Doğal Gaz Açıklaması 

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, Karadeniz'de keşfedilen doğal gaza ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Utku, "Yenileme dönemi gelen doğal gaz anlaşmalarında sahip olduğumuz...

Albaraka’dan “Güvenli Ödeme Sistemi”

Albaraka Türk Katılım Bankası, Türkiye Noterler Birliği ile iş birliği yaparak, ikinci el motorlu kara taşıtı alım-satımında, taşıtın mülkiyeti ile satış tutarının güvenli ve...

Dergiden Son Yazılar

IBOR Geçişi Nasıl Zorluklar Getirebilir?

IBOR’un, (Bankalararası Teklif Edilen Faiz Oranı) 2021 yılı sonunda devre dışı bırakılması planlanıyor. Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının küresel etkilerine rağmen LIBOR’u (Londra Bankalararası Para...

Türkiye’de İşletmecilik Öğretimi

Ülkemizdeki işletmecilik öğretim mimarisinin, kısa sürede çıkış yolu olmayacağı bilinciyle yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye’deki işletmecilik öğretimi, 50 yıllık süreyi geride bırakmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat...

Katılım Bankalarında Likidite Riski

Likidite riskinin belirlenmesi, bankaların piyasa risklerine karşı pozisyon almalarında büyük önem taşımaktadır. Dünyada finansal liberalizasyonun hızlandığı 1980’li yıllardan beri bankalar, birçok şirket için önemli bir...

Altın, “Güvenli Liman” mı?

Altın, birkaç yıl daha güvenli liman şeklinde yatırımcıların gözdesi olmaya devam edecek. Altın, ABD’nin para birimi dolara olan güvenin azaldığı dönemlerde parasal varlıkların korunması açısından...

İslami Finans ve Akıllı Sözleşmeler

Blockchain’in sağladığı akıllı sözleşme teknolojisi, birçok sektöre şeffaflık sağlaması nedeniyle İslami finans dünyasında da tercih edilmektedir. Blockchain teknolojisi, dünyada hızla yayılmaktadır. Sözkonusu teknolojinin fayda sağladığı...
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy