10.1 C
İstanbul
Perşembe, Aralık 3, 2020

Bireysel Emeklilik Sisteminin Tasarruf Haritası

İlginizi Çekebilir

Arif Ersoy’u Anlamak

Merhum Arif Ersoy Hocamız, insanlık yanarken su taşımayı hiç bırakmadı ve bitaraflardan olmadı.Kaybettiklerimizin kıymetini sonradan anlamak gibi, çıkasıca bir huyumuz var. Hatta maalesef, sadece...

Basra Körfezi’nde Bir İnci: Bahreyn

Petrolün yanı sıra inci üretimiyle de dikkat çeken Bahreyn, Basra Körfezi’nde yer alan bir ada ülkesi…Asya Kıtası, dünyadaki en büyük kara parçası olarak biliniyor....

Çalışan Motivasyonunu Artırma Yolları

Yazı: Cem EkerPandemi sonrası yeni bir hayata başlarken şirketlerde çalışan motivasyonu nasıl yükseltilir?Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgını, 2020’nin ilk çeyreğinde iyiden iyiye kendini göstermeye...

Medeniyetlerin Buluşma Noktası Sri Lanka

Yazı: Gültuğ ErdölMuhteşem doğası, dikkat çekici yapıları ve farklı kültürden insanları ile Sri Lanka…Dört tarafı denizlerle çevrili Sri Lanka, büyük ve bereketli nehirleri...

Bireysel emeklilik sisteminin Türkiye’de hayata geçmesiyle ilgili birçok alt neden bulunmaktadır. Sistemin devreye alınmasındaki en temel amaç ise hem yurt içi tasarruf imkânları ve oranlarının arttırılması hem de bireylerin emeklilik döneminde çalışırken sürdürdükleri hayat standartlarının devamlılığının sağlanmasıdır.

Emekliliğe Yönelik Birikimler İçin Uygun Sistem

Yapılan detaylı çalışmalardan alınan verilere göre; çalışan bir insanın aldığı maaş, emekli olduğu takdirde ortalama yüzde 50-60 oranında azalma göstermektedir. Bu durumda aradaki yüzde 40-50 farkı ortadan kaldırmak adına çalışırken emekliliğe yönelik çeşitli birikimler yapmak gerekmektedir. Bireysel emeklilik sistemi de işte tam bu noktada bahsi geçen açığı kapatmak üzere kurulmuş önemli bir sistem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bireysel Emeklilik Sisteminin Genel İşleyişi

Bireysel emeklilik sisteminin ortaya çıkış noktasına vurgu yaptıktan sonra sistemin genel işleyişine ve bireyler açısından sunduğu avantajlara göz atmakta yarar vardır. Burada bahsedilmesi gereken en önemli konu, Türkiye Cumhuriyeti’nin 2013 yılından itibaren aylık maksimum asgari ücret tavan olmak kaydıyla verdiği yüzde 25’lik ek katkıdır. Peki 2003-2013 yılları arasında devlet bu sistemi desteklemek adına hiçbir teşvik vermiyor muydu? Tabii ki veriyordu fakat 2013’ten sonra sunulan teşvik; çalışanın aldığı maaş tutarına göre değişen, vergi dilimlerine göre daha az vergi ödemesine imkân veren, diğer bir ifadeyle ödeme yaptığı dönemde nakit kazanç olarak elde ettiği tutardır.

Her Katılımcıya Standart Yüzde 25’lik Avantaj

Soyut yazıları somuta indirgemek ve sayılarla akılda kalması adına örneklemek gerekirse; 2013’ten önce 100 TL ödeme yapan bir katılımcı, eğer maaşı yüzde 15’lik vergi dilimindeyse 15 TL, yüzde 35’lik vergi dilimindeyse de 35 TL aynı ay daha az vergi ödeyerek nakit kazanç sağlayabiliyordu. Lakin bu vergi avantajından yararlanmak adına çalışanın bunu belgelemesi gerekiyordu. 2013’ten sonrasını incelediğimizde ise katılımcının çalışıp çalışmamasına ve ek bir belge sunmasına gerek kalmadan her katılımcıya standart yüzde 25’lik bir avantaj sağlanmış oldu.

Sistemde Hak Ediş Zamanları Kademelendirilmiştir

Bireysel emeklilik sistemi, doğası gereği uzun vadeli bir sistem yapılanmasına sahip olduğu için devlet, katılımcıların uzun vadeli sistemde kalmalarını teşvik etmek adına ödediği katkı paylarının hak ediş zamanını kademelendirmiştir. Sistemde 3-6 yıl boyunca kalanlar devletin ödediği katkı tutarını fonda değerlenmiş hâliyle beraber yüzde 15’ini, 6-10 sene sistemde kalanlar yüzde 30’unu, 10 seneden fazla kalanlar yüzde 60’ını ve 56 yaşını doldurup en az 10 sene sistemde kalanlar ise yüzde 100’ünü hak edebilmektedir. Sözünü ettiğimiz bu kademeli hak edişe göre; sisteme girip 3 seneden önce sistemden ayrılan bir katılımcı yüzde 25’lik katkıdan yararlanamamaktadır.

Sözkonusu yüzde 25 rakamını da daha iyi anlatmak adına klasik bir örnek vermek isterim. Herhangi bir kuyumcuya gidip tam altın parası verdiğinizde, kuyumcu size promosyon olarak hiç çeyrek altın verdi mi? İşte bu noktada devletimiz; siz 100 TL öderseniz 25 TL, 200 TL öderseniz 50 TL, 1000 TL öderseniz de 250 TL katkı sağlamaktadır. Mevcut ekonomik konjonktürde risksiz yatırım aracı olarak faizsiz sistem içerisinde katılma hesabı ya da kira sertifikasına yatırım yapan, konvansiyonel tarafta ise vadeli mevduat ya da bonoya yatırım yapmayı tercih eden bir kişi, 1 yıl sonunda yüzde 8-9 aralığında net getiri sağlarken bu sistemde ilk günden bunun yaklaşık üç katı bir kazanç elde etme imkânı doğmaktadır.

Risk Seçimine Göre Yatırım Araçları Tercih Edilebilmektedir

Bireysel bir yatırımcı gözüyle alıp satabileceğiniz tüm faizsiz enstrümanlar, bu sistemde değerlendirilebilmektedir. Bireysel emeklilik fonlarında da alternatif olarak kullanılabilmektedir. Risk seçimine göre yüksek riskli veya düşük riskli yatırım araçları tercih edilebilmektedir. Örneğin risk iştahınız çok değilse; düşük riske ve düşük oynaklığa sahip fonların ağırlıklı olarak katılma hesabı, kira sertifikası gibi fonlara yatırım yapan emeklilik fonlarını tercih edebilirsiniz. Bunun tam tersi olarak kısa vadede yatırdığınız paranın değeri düşse bile uzun vadede en yüksek getiriyi hedefliyorsanız; ortaklık paylarına (hisse senetlerine), altına ya da döviz bazlı kira sertifikalarına (sukuklara) yatırım yapan emeklilik fonlarını değerlendirebilirsiniz. Yatırım dünyasının altın kuralı olan risk/getiri parametresi, aşağı ya da yukarı yönlü beraber bir şekilde çalışmaktadır.

Faizsiz Bireysel Emeklilik Sisteminin Farkları

Faizsiz bireysel emeklilik sisteminin konvansiyonel tarafla olan farklarının da detaylarına inerek cevap aramaya çalışalım. İlk etapta faizsiz bireysel emeklilik fonları, ancak çalışılan şirketlerin danışma kurulunun onay verdiği enstrümanlara yatırım yapabilmektedir.

Sözkonusu fonlar; ana hatlarıyla katılma hesaplarına, hazine ihraçlı kira sertifikalarına, kaynak kuruluşu finansal kurumlar ve reel sektör firmaları olan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen özel sektör kira sertifikalarına, katılım prensiplerine ve belirlenen rasyolara göre uygun yönetilen ortaklık paylarına, değerli madenlere dayalı kira sertifikalarına yatırım yapmaktadır. Danışma kurulları, yatırım yapılan menkul kıymetlerin fıkhi olarak uygun olup olmadığına karar verir ve uygunluk alınan menkul kıymetler ancak fonlara dâhil edilebilir.

Bireysel Emeklilik Sisteminde Fon Getirilerinin Hesaplanması

Bilindiği üzere bireysel emeklilik sisteminde katkı payları ağırlıklı olarak aylık bir şekilde ödenmektedir. Dolayısıyla sisteme düzenli olarak bir giriş yaşanmaktadır. Bu unsur, kendi doğası gereği riski minimize eden bir mekanizmadır. Düzenli ödeme yapan bir katılımcının getirisinin klasik servet yönetiminde kullanılan iki tarih arası getirilerle değerlendirilmemesi gerekir. Şöyle örneklersek bir katılımcı; aylık 100 TL ödeyerek sisteme dâhil olduysa, hisse fonu seçtiyse ve ilgili fon sene başından sene sonuna iki tarih arası bakıldığında yüzde 60 getiri sağladıysa, katılımcının ilk ödediği 100 TL sadece yüzde 60 getiriden faydalanabilmektedir. Diğer ay ödediği 100 TL fon fiyatının seyrine göre eğer fon fiyatı ilk aya göre düştüyse daha yüksek getiri, yükseldiyse daha düşük getiriye maruz kalacaktır. Bu verdiğimiz örneği biraz daha detaylandırmak isterim.

Her Ay Ödenen Tutarlarla Katkı Payı Toplanır

Aslında biz emeklilik sisteminde her ay ödediğimiz tutarlarla katkı payı toplarız. Yine rakamlara dökerek örneklersek, ilk ay ödediğiniz 100 TL ile fiyatı 10 birim olan fondan 10 pay alabiliyorken, fonun fiyatı beş birime düşerse aldığınız pay bir anda 20 paya çıkacaktır. Fakat sadece o ay düşen fon fiyatından birikime baktığında katılımcıya yüzde 50 kayıp gibi görünürken, orta ve uzun vadede piyasaların normale döneceği varsayımıyla daha kazançlı olabilecektir. Bu basit örnekle vermiş olduğum hesaplama, finans literatüründe iç verim getiri hesaplaması olarak ifade edilmektedir.

Emeklilik sisteminde aylık düzenli olarak ödeme yapan bir katılımcıysanız, getirilerinizi iki tarih arası getirilerden ziyade iç verim getirisi ile sorgulamanızda fayda vardır. İç verim getirisi, iki tarih arası döneme bakmaksızın getirinizi yıllık bazda ifade ettiği için sistemde kaldığınız süreyi dikkate alarak toplam getirinizi hesaplamanız sağlıklı olacaktır.

İç Verim Getirisi, Sistemde Geçen Süreyi Tek Yıla İndirgemektedir

Konuya yine rakamlarla ve akılda kalıcı şekilde devam etmek isterim. Bir katılımcı, bireysel emeklilik sisteminde yaklaşık 5,5 yıl kaldıysa ve ilgili kişinin düzenli ödemeler sonucu yıllık iç verim getirisi, yüzde 22 seviyesindeyse katılımcı aslında şu formülle net kazancını hesaplayabilir: Geçirdiği yıl/2*iç verim getirisi yani 5,5/2*%22=%60,5’lik bir getiriye tekabül etmektedir ki katılımcının ödediği paraya kıyasla net getirisi yaklaşık yüzde 61,5 seviyesindedir. İç verim getirisi yukarıda da vurguladığım üzere sistemde geçen süreyi tek yıla indirgeyerek, yıllık getiriyi katılımcıya sunmaktadır.

Dalgalanması Daha Fazla Olan Fonlardan, Daha Fazla Getiri Beklenir

Emeklilik sistemi gibi kendi doğası gereği uzun vadeli yatırımı baz alan bir düzende, sisteme girilen yaş da önemli bir belirleyici unsurdur. Ayrıca dalgalanması daha fazla olan fonlardan uzun vadede daha fazla getiri sağlanması beklenir. Sistemin size yılda altı defa değişiklik hakkı verdiğini bilsek de özellikle küçük yatırımcıların fon tercihlerinde sıklıkla yanıldığı verisiyle, piyasadaki her dalgayı (iniş ya da çıkışı) yakalamak yerine orta düzeydeki dalgalarda daha seyrek ama daha doğru tahminli değişikliklerin yapılmasının getiriye uzun vadede daha olumlu yansıyacağını söyleyebiliriz. Buradaki varsayımımızın tabii ki risk iştahı ve risk alma kapasitesi bulunan ve sisteme uzun vadede kalma niyetiyle giren katılımcılar için olduğunu da vurgulamamız gerekmektedir.

Katılım Emeklilik Fon Yönetim ve Fon Hizmet Müdürü Fatih Bozkurt

Daha Fazla

Katılım Haberleri

Albaraka Türk’ten Doğal Gaz Açıklaması 

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, Karadeniz'de keşfedilen doğal gaza ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Utku, "Yenileme dönemi gelen doğal gaz anlaşmalarında sahip olduğumuz...

Albaraka’dan “Güvenli Ödeme Sistemi”

Albaraka Türk Katılım Bankası, Türkiye Noterler Birliği ile iş birliği yaparak, ikinci el motorlu kara taşıtı alım-satımında, taşıtın mülkiyeti ile satış tutarının güvenli ve...

Dergiden Son Yazılar

IBOR Geçişi Nasıl Zorluklar Getirebilir?

IBOR’un, (Bankalararası Teklif Edilen Faiz Oranı) 2021 yılı sonunda devre dışı bırakılması planlanıyor.Yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının küresel etkilerine rağmen LIBOR’u (Londra Bankalararası Para...

Türkiye’de İşletmecilik Öğretimi

Ülkemizdeki işletmecilik öğretim mimarisinin, kısa sürede çıkış yolu olmayacağı bilinciyle yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.Türkiye’deki işletmecilik öğretimi, 50 yıllık süreyi geride bırakmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat...

Katılım Bankalarında Likidite Riski

Likidite riskinin belirlenmesi, bankaların piyasa risklerine karşı pozisyon almalarında büyük önem taşımaktadır.Dünyada finansal liberalizasyonun hızlandığı 1980’li yıllardan beri bankalar, birçok şirket için önemli bir...

Altın, “Güvenli Liman” mı?

Altın, birkaç yıl daha güvenli liman şeklinde yatırımcıların gözdesi olmaya devam edecek.Altın, ABD’nin para birimi dolara olan güvenin azaldığı dönemlerde parasal varlıkların korunması açısından...

İslami Finans ve Akıllı Sözleşmeler

Blockchain’in sağladığı akıllı sözleşme teknolojisi, birçok sektöre şeffaflık sağlaması nedeniyle İslami finans dünyasında da tercih edilmektedir.Blockchain teknolojisi, dünyada hızla yayılmaktadır. Sözkonusu teknolojinin fayda sağladığı...
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam etmeniz durumunda, çerez kullanımımıza onay veriyor sayılırsınız.
Onayla
Privacy Policy